ELEKTRİKLİ ARAÇLAR VE HUKUKİ DÜZENLEMELER

Yazar: Av. Elvan KILIÇ 

Dünyada ve ülkemizde, özellikle önceki dönemlerde üretilen araçların çevre kirliliği yaratması ve küresel ısınmaya sebep olması ile birlikte teknolojik ve çevre dostu araçların üretildiği görülmektedir. Şarj edilebilen teknoloji sayesinde elektrikli araçlara ilgi büyümekte ve bu alanda ticari pazar oluşturulmaktadır. Dünyada zaten bu durum epey bir yerleşmiş olmakla birlikte ülkemizde de her yerde şarj istasyonlarına olan ihtiyaç artmaktadır.

Dünyada elektrikli aracı kullanmaya başlayan ülkeler Norveç, Almanya, İngiltere, İspanya, Brezilya ve ABD gibi ülkeler olup bu ülkelerde birtakım mevzuatlar düzenlenmiştir. Ülkemizde ise tam bu alanda spesifik bir kanun olmasa bile atıf yolu ile elektrikli araçların kullanımına ilişkin mevcut var olan düzenlemeler üzerinden hükümler uygulanmaktadır. Yine de mevcut düzenlemelere rağmen elektrikli araçların ve şarj istasyonlarının hukuki niteliği, kullanım koşulları, bireysel olarak kullanımdan doğan ve kamudaki yeriyle de ortak iş birliği içerisinde kullanılmasından dolayı bu elektrikli araçların ne şekilde yer alacağı, yaşanması muhtemel problemleri ve bu problemlere karşı uygulanacak olası yaptırımların neler olacağı henüz tam oturmuş değildir.

Peki ülkemizde elektrikli araçlara ilişkin yapılan düzenlemeler nelerdir?

  • 2017 tarihinde Resmî Gazete ’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde Akaryakıt servis istasyonlarına ilişkin yapılan düzenlemede; elektrik enerjisi ile çalışan araçların şarj edilmeleri için, ilgili elektrik kurumunun, olumlu görüşü ile otoparklar, akaryakıt istasyonları veya diğer uygun yerlerde elektrikli araç şarj yeri yapılabileceği düzenlenmiştir. 
  • Yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde Resmî Gazete ’de yayımlanan Otopark Yönetmeliği’nde de bölge ve genel otoparklar ile AVM’lere ait otoparklarda, her 50 park yerinden en az biri elektrikli araçlara uygun olarak (şarj ünitesi dâhil) düzenleneceği, ihtiyaca göre elektrikli araç otopark yeri sayısının artırılması hususunda idarelerce karar alınabileceği düzenlenmiştir.
  • 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde Çevre Kanunu kapsamında da belediye gelirlerine ilişkin yapılan düzenleme ile elektrikli araçların “kamu” ayağına ilişkin hükümler oluşturulmuştur. Elektrikli araçların, belediyelere bir gelir getirdiği gerçektir bu nedenle düzenleme altına alınmalıdır. Buna göre yapılan düzenlemede; kullanıcılara kısa süreli elektrikli scooter kiralama imkânı veren paylaşımlı elektrikli scooter işgallerinde harç tutarı, her üç scooterın bir metrekare alan işgal ettiği kabulü ile beher metrekare için kanunda belirtilen tutar üzerinden hesaplama yapılacaktır. Böylece kamuda elektrikli araçların eşit ve kamu düzenine uygun bir şekilde kullanılması hedeflenmektedir. 
  • 11/8/1983 tarihinde Resmî Gazete ’de yayımlanan Çevre Kanunu ise bu konuda en geniş hüküm içeren bir düzenlemedir. Maddesindeki düzenlemeye göre ; çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesi, sıfır atığın yaygınlaştırılması, döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulanması ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi için uyulması zorunlu standartlar ile vergi, harç, katılma payı, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve temiz teknolojilerin teşviki, motorsuz veya elektrikli araçların teşviki, atıkların geri kazanımı ile arıtılmış atık suların yeniden kullanımının teşviki, geri kazanım katılım payı, plastik içerikli poşet veya ambalaj ve tek kullanımlık materyallerin kullanımının azaltılması, depozito uygulaması, emisyon ücreti, kirletme bedeli ve kirliliğin önlenmesine yönelik teminat alınması ve sera gazı emisyonlarının takibine yönelik karbon ticareti gibi piyasaya dayalı mekanizmalar ile ekonomik araçlar ve teşvikler kullanılır. Bu teşvikler ise elektrikli araçların daha çok kullanılmasına yönelik bir sebep olacak olup günümüzde çevreyi korumak amacı ile elektrikli araçların da bir teşvik oluşturacağı kanaatindeyiz. 
  • Yine hemen hemen Çevre Kanunu ile eş zamanlı senede Resmî Gazete ‘de yayımlanan Karayolları Trafik Kanunu ise elektrikli araçların trafikte kullanımına ilişkin düzenlemeler getirmektedir. Bu hükümleri incelediğimizde;
  • Maddeye göre; bisiklet ve elektrikli scooter sürüşüne ayrılan, taşıt yolu ve yaya alanları ile kesişim noktaları hariç diğer araç ve yaya trafiğine kapalı yoldur.
  • Maddesine göre : gürültü eylem planı ve bisiklet master planları göz önünde bulundurularak ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüşü alınarak, trafik güvenliğinin ve teknik koşulların sağlandığı mevcut yollarda ve yeni yapılacak olan yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarının kenarına bisiklet yolu ile gürültü bariyeri yapmak, trafik güvenliğinin ve teknik koşulların sağlandığı yerlerde, banketleri bisiklet şeridi olarak işaretleyerek bisiklet ve elektrikli scooter kullanımına uygun hale getirmek gerekmektedir. Elektrikli scooter’ların bir elektrikli araç kapsamına girdiği görülmektedir.

Yine kanun, 66. Maddesindeki düzenleme ile ayrı bisiklet yolu veya bisiklet şeridinin bulunması durumunda, bisiklet ve elektrikli scooterların taşıt yolunda, bisiklet, elektrikli scooter, motorlu bisiklet ve motosikletlerin yayaların kullanmasına ayrılmış yerlerde, bunlardan ikiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinde yan yana, sürülmesi yasak olduğunu belirtmektedir. Aynı şekilde elektrikli araçların otoyol, şehirler arası karayolları ve azami hız sınırı 50 km/s üzerinde olan karayollarında kullanılmayacağı hüküm altına da alınmıştır.

Kişilere yüklenen bu yükümlülüklerin yanı sıra belediyelerin İl Özel İdare Kanunu ve Belediye Kanunu gereğince bisiklet yollarının ve şeritlerinin, bisiklet ve elektrikli scooter, park ve şarj istasyonlarının, yaya yollarının ve gürültü bariyerlerinin planlanması, projelendirilmesi, yapımı, bakımı ve onarımıyla ilgili işleri yürütmek ile görevli olduğu belirtilmiştir.

Sonuç olarak her ne kadar tüm bu yapılan düzenlemeler henüz denetlenmese de yavaş yavaş elektrikli araçların yaygınlaşması ile en azından ülkemizdeki çevreyi koruma anlayışının gelişeceği aşikardır.  Halihazırda oluşturulan mevzuatlardan doğacak problemlerin çözümü, mevzuatların günümüze uyarlanmasıdır. 1983 yılında yapılan kanunla gelecek öngörülmüş ise de 2021 yıllarından biraz geri kalındığı görülecektir.