(TOGG) Üst Yöneticisi Gürcan Karakaş: Araç 2022’de Hazır….

Türkiye’ye değil dünyaya da açılmak için çalışıyoruz…

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi Gürcan Karakaş, “Pazara çıktığımızda karşımızda elektrikli araçtan çok C segmentindeki içten yanmalı SUV araçlar olacak. Dolayısıyla bizim fiyat açısından da onlarla rekabet edebiliyor olmamız lazım.” dedi.

Tanıtım etkinliğinden bu yana üzerlerindeki sorumluluğun daha da artığını, projelerdeki planları adım adım uygulama konusunda büyük bir titizlikle gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Karakaş, “Gece gün diyoruz, inanın gözümüze uyku girmiyor heyecandan. Tüm heyecanımızla devam ediyoruz. Çünkü bir taraftan üzerimizdeki sorumluluğun yerine getirilmesi için ama bir taraftan da gerçek anlamda dünyadaki fırsat penceresinin doğru zamanında sadece Türkiye’ye değil dünyaya da açılmak için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Salgının ilk döneminde evden çalışma sistemine, daha sonra da hibrit çalışma sistemine geçildiğini aktaran Karakaş, “Ama daha çevik bir firma olmamız, daha yalın bir firma olmamız, her şeyin tek çatı altında olması nedeniyle de çok hızlı kararlar vererek hemen uyum sağladık ve adım adım uyguladığımız planlarla içerisinde bizim için önemli olan kilometre taşı diyebileceğimiz iki konuyu başarıyla arkamızda bıraktık.” diye konuştu.

Lansman sonrası atılan adımlar

Bu konuda atılan adımları anlatan Karakaş, şöyle devam etti:

“Bunlardan birincisi Gemlik’teki tesisimizin inşasının başlamasıydı, ikincisi de yine projemiz çerçevesinde batarya teknolojileri konusunda dünyada en iyilerden birisi olan, bize göre en iyisi olan Farasis firmasıyla da ortak girişim konusunda anlaşmamız ve bunun niyetini de bir niyet mektubuyla açıklamamız oldu. Onun haricinde hızlıca şöyle bir üzerinden geçecek olursak bu planda neler vardı? Bir; ürünümüzle ilgili olan teknik konuların yanında tedarikçi seçimlerinin tamamlanması vardı. Bunu tamamladık. İkincisi; tedarikçilerle beraber fonksiyon testleri, ilk numuneler, prototipler üzerinde çalışmaya başladık. Ve tabii hepsinin yanında, markamızı geliştirmek, güçlendirmek konusunda faaliyetlerimiz oldu. Bir de mobilite ekosistemi var, biliyorsunuz bizim akıllı cihazımızın, otomobilin yanında onunla beraber oluşturduğumuz, Türkiye Mobilite Ekosistemi’nin çekirdeği diyoruz, mobilite ekosisteminin ilk kademelerinin uygulanması vardı. Örneğin, buraya dahil olacak, bize değer katacak, bizimle beraber ülkemize değer katacak start-up’ların seçimi vardı ve bunların üzerinde adım adım ilerliyoruz.”

“Gemlik’te üretim tesisi çalışmaları planlanan şekilde devam ediyor”

Karakaş, salgına rağmen Gemlik’te üretim tesisi çalışmalarının planlanan şekilde devam ettiğini söyledi.

Marmara Bölgesi’nin ciddi bir deprem riski barındırdığını anımsatan Karakaş, “Bu konuda uzman, altı akademisyenle beraber onların görüşlerini alarak oradaki zemin güçlendirme çalışmalarımıza öncelikle başladık, tamamlıyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, şu ana kadar 25 bine yakın zemin güçlendirme kolunu kullandık. ‘Nedir bu?’ derseniz, bunları biz ucu ucuna eklesek İstanbul’dan Ankara’ya kadar ulaşacak boyutta veya başka bir anlamda 50 katlı üç tane gökdelen demek yerin altına zemini güçlendirme için kurduğumuz. Bu nedir? Bu oradaki aslında olmayan ama bizim kendimizin suni olarak yarattığı kayalığımızdır. O anlamda da planlarımız doğrultusunda devam ediyoruz.” dedi.

“Boyahanenin siparişlerini şimdiden verdik”

Zemin güçlendirmesinin üzerine kuracakları binalara da ocak ayının ilk haftalarından itibaren başlayacakları bilgisini paylaşan Karakaş, “Çünkü artık tamamıyla zemin kazıldıktan, güçlendirme kolanları yerleştirildikten, grobetonlar döküldükten sonra gelecek işlem ve o aşamadayız şu an. Dolayısıyla o süreç için toplamda da biz 2021’in sonu işaret etmiştik. Hatırlarsınız, inşaatın başlama töreninde de aynı şekildeydi. Dolayısıyla biz 2021 sonunda olayın inşaat tarafının tamamlamış olacağız. Bu fabrikanın tamamlandığı, tesisin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Çünkü onunla paralel yürüyen ekipmanların yerleştirilmesi var ki ekipmanların biz şimdiden tedarikine, çalışmasına, geliştirilmesine başladık. Örnek vermek gerekirse boyahanenin siparişlerini şimdiden verdik.” ifadelerini kullandı.

“Araçta salgına ilişkin üzerinde çalıştığımız fonksiyonlar var”

Karakaş, salgın döneminde araca yeni bir özellik ekleme planları olup olmadığına ilişkin sorulan soru üzerine, üzerinde çalıştıkları bazı fonksiyonlar olduğunu belirterek, “Takdir edersiniz ki rekabet avantajı nedeniyle çok daha fazla detayını söylemememiz gerekiyor. Ama biz bunu çok inceledik. İnsanlar davranış olarak pandemiden sonra neleri ön planda tutuyor ve nelere önem veriyor diye. Onlarla ilgili 1-2 uygulamamız olacak, bunun şimdiden haberini verebiliriz. İki; bu öyle bir iki senelik bir mesele de olmayacak. Kuvvetle muhtemel önümüzdeki dönemlerde ihtiyaçlar o çerçevede şekillenecek. Özellikle mobilite ekosistemi çerçevesindeki bizim aradığımız start-up’lardan şöyle bir kesit bakacak olursak bunların içerisinde sağlık teknolojisi açısından çalışanlar da var. Dolayısıyla orada müthiş güzel fikirler var zaten mobilite ekosistemdeki start-up’larla gelen güzellik burada.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tedarikçi seçimleri özellikle ilk çıkacak olan SUV araç için tamamlandı”

Gürcan Karakaş, otomobilin üretiminde yer alacak tedarikçi firmalara ilişkin soruları da yanıtladı.

Tedarikçi seçimlerini özellikle ilk çıkacak olan SUV araç için tamamladıklarını belirten Karakaş, “Baktığımız zaman 100’ün üzerindeki tedarikçilerimizin 75’i Türkiye de ve özellikle bunu gururla söylüyorum TAYSAD’ın üyeleri. Onun haricinde kalan yüzde 25 diye tabir ettiğimiz kısım ya henüz teknolojisi Türkiye’de olmayan ya da dünyada milyon adetlerde üretilip de ölçek ekonomisi Türkiye’de yakalanamayan ürünlerle ilgili. Ama onlar için de özellikle stratejik önemine olduğunu düşündüğümüz ürünler için de yerlileştirmeye yönelik çalışmalarımız var.” diye konuştu.

Türkiye’den tedarik konusuna büyük önem verdiklerinin altını çizen Gürcan Karakaş, şunları kaydetti:

“Biz Türkiye’nin Otomobili olarak yola çıktık, Türkiye’nin Otomobili’nin altını doldurduğumuz zaman da fikri mülkiyet hakları bizim olan, milli, özgün bir şirketten, bir markadan bahsediyoruz. Artı yerlilik oranını da yola çıktığımız andan itibaren yüzde 51 olarak belirledik. Biz önce bunu kendimize, arkadaşlarımıza, yönetim kurulumuza söz verdik, ikincisi de devletimize söz verdik. Şimdi yüzde 51 baktığımız zaman özellikle teknolojisi yeni gelişmekte olan, elektrikli araçlar, bağlantılı araçlar konusunda iyi bir rakam mıdır? Evet. Yola çıkış noktasından itibaren biz bu yüzde 51’i söz verdik ve ondan sonraki takip eden yıllarda da, 3 sene içerisinde de, yüzde 68 gibi bir rakama ulaşacağız. Artı; ülkemizde yıllardır üretilen binek araçlarının yerlilik oranlarına baktığımız zaman bu rakamın yüzde 20’lerle yüzde 63’ler seviyesi arasında değiştiğini görürsünüz.”

“Cep telefonunun başına ne geldiyse otomobilin de o gelecek”

Gürcan Karakaş “otomobilden daha fazlası için yola çıktık” söyleminin detaylarını da paylaştı.

Değişen dünyayla beraber tüketici beklentilerinin de değiştiğini vurgulayan Karakaş, şunları söyledi:

“Bunu başından itibaren yaşamış bazı sektörler var. Başına gelmiş değişim olarak. Onları da biliyoruz. Örneğin, cep telefonları var. Teknolojinin gelişmesiyle de otomobillerin başına, cep telefonunun başına geliyorsa onun geleceğini görüyoruz ve başladı bu dönüşüm. O anlamda baktığımızda artık otomobil A noktasından B noktasına gitmek için kullanılan bir araç olmaktan çıktı. Her geçen gün daha da akıllanıyor, her geçen gün beceri ve yetenekleri daha fazla oluyor. O anlamda da başından itibaren bu kurguyu yaparken otomobili farklı tasarlamak gerekiyor. Biz yine o söylemlerimizde şöyle deriz; ‘İlk ürünü otomobil olan, akıllı bir cihaz olan bir teknoloji şirketiyiz’. Çünkü sadece otomobil yapmak artık günümüzde küresel rekabette yeterli değil. Dolayısıyla yaptığımız akıllı aracın yeni nesil teknolojilerle bürünmesi gerekiyor, başından itibaren. Ayrıca sizleri, bizleri, kullanıcıyı anlaması gerekiyor. Yani empatik olması gerekiyor. Bunu yapabilmek için akıllı olması gerekiyor. Teknolojik olarak baktığımızda bağlantı olması lazım, otonom sürüşe hazır olması lazım. Artı; elektrifikasyonu en iyi seviyede, en üst seviyede teknoloji olarak getirmiş olması lazım. Aynı zamanda da paylaşıma açık olması lazım. Şimdi biz bundan İngilizce kelimelerin baş harflerini birleştirdiğimizde, bunu da tescil ettirdik , ‘USE CASE’ (kullanıcı odaklı, akıllı ve empatik, bağlantılı, otonom, paylaşımlı ve elektrikli) kelimesi çıkardık. Biz kendimizi küresel boyutta tanımlarken küresel bir mobilite çözüm sağlayıcısı diyoruz ve bunu tescil ettirdik. Çünkü bu bizim yaptığımız işin çok net bir tarifini de yapıyor. Biz bunu hem Türkiye’de hem de yurt dışında tescil ettirdik. Yurt dışında da bunu anlatırken tek kelimeyle anlatabiliyoruz ne yaptığımızı.”

“Türkiye’ye geri gelmek üzere mutabakat sağladığımız arkadaşlarımız var”

TOGG olarak tüm çalışanları büyük bir titizlikle seçtiklerini aktaran Karakaş, “Yola çıktığımızda şunun farkındaydık; bir, küresel rekabeti yakalayabilmek için ortalamanın üzerinde bir performans, ortalamanın üzerinde bir tecrübe ve ortalamanın üzerinde bir yetkinlikle yola çıkmamız lazım. Bunu yapabilmek için de ülkemizde en iyi ürün geliştirme mühendisleri, en iyi kalite mühendisleri, en iyi teknik satın alıcıları, en iyi marka yöneticileri, işlerindeki en iyileri bulmak üzere yola çıktık, büyüteçle aradık, cımbızla çektik. Hepsini Türkiye de bulamadık işin gerçeği. Çünkü henüz Türkiye de o tür teknolojiler olmadığı için yurt dışına baktık, oraya Türkiye’den gitmiş, o şirketlerde çalışmış, o tecrübeleri edinmiş arkadaşlar bulduk ve şu an itibariyle 14’ü halihazırda çalışıyor bizimle. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde de 3’ü daha Türkiye’ye geri gelmek üzere mutabakat sağladığımız arkadaşlarımız var. Bu bizim için büyük bir zenginlik.” şeklinde konuştu.

“2022’nin sonunda şarj istasyonu altyapısı hazır olacak şekilde herkes harı harıl çalışıyor”

TOGG CEO’su Gürcan Karakaş, otomobille ilgili en çok merak edilen “fiyat, ön sipariş ve şarj istasyonları” gibi konulara ilişkin sorulara da yanıt verdi.

“Elektrikli araçların tabii ki şarj istasyonlarının altyapısı, altyapının zamanında kurulmuş olması elzem.” diyen Karakaş, şunları aktardı:

“Bunun doğru zamanı ne zamandır diye bakacak olursak, araçlar piyasaya çıkmaya başladığı andan itibaren o şarj istasyonlarının alt yapısının oluşmuş olması lazım. Zaten baktığınızda bu konuda nasıl projemizle ilgili devletimizle ve devletin yönetim birimlerinde bir fikir birliği varsa, şarj istasyonları konusunda da var ve “2022’nin sonunda şarj istasyonu altyapısı hazır olacak şekilde herkes harı harıl çalışıyor.”

“O an piyasada olan C Segment SUV araçlardan pazar payı alacağız”

Daha önce yaptığı, “Türkiye’nin Otomobili’nin piyasaya sunulduğu dönemde C segment SUV araçlarla fiyat rekabetini sağlayacağına ilişkin” açıklamaları anımsatılan Karakaş, şunları söyledi:

“Ben size bunun mantığını anlatayım. Neden onu öyle ifade ediyoruz? Şöyle düşünün; 2022 veya 2023’e geldiğimiz zaman Türkiye’de binlerce, on binlerce elektrikli araç olacak mı bu piyasada? Olmayacak. Dolayısıyla biz kimlerden pazar payı alabileceğiz? O an piyasada pazarda bulunan muadili araçlardan. Şimdi o muadil araçlara baktığımız zaman da C segmentindeki içten yanmalı SUV araçlar var. Pazara çıktığımızda karşımızda elektrikli araçtan çok C segmentindeki içten yanmalı SUV araçlar olacak. Dolayısıyla bizim fiyat açısından da onlarla rekabet edebiliyor olmamız lazım. Bunu hesaplarken, bunu yaparken bunu planlarken de şunu düşünüyoruz. Toplam sahip olma maliyeti diye tabir ettiğimiz bir maliyet de var. Yani siz içten yanmalı araç aldığınız zaman yılda iki kere, üç kere servise götüreceksiniz. Bunun dizelinin, benzinin masrafı var. Elektrikli araçlarda durum farklı, elektrikli araçlarda 2 senede bir belki 3 senede bir servis ihtiyacı olacak. Artı yakıt dediğiniz zaman yakıt maliyeti çok farklı, elektriğin maliyeti ile içten yamalı aracın maliyeti arasında da fark var. Biz yine de bunları ön planda tutmadan fiyat konumlandırması üzerinde çalışıyoruz.”

“Ön sipariş belki dört ay önce olur, altı ay önce olur, sekiz ay önce olur ama iki sene önce olmaz”

Ön sipariş için ise henüz erken olduğunun altını çizen Karakaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Birincisi biz her şeyi doğru zamanda yapmanın getirdiği faydalara inanıyoruz. Evet, satışa, ön siparişe çıkmanın doğru zamanı seri imalattan araçlar çıktıktan sonra pazara lansmanından belli bir süre önce olur. Bu belki dört ay önce olur, altı ay önce olur, sekiz ay önce olur ama iki sene önce olmaz. Yani ürünümüz ortaya çıksın, kullanıcılar, hedef kitlemiz denesin, beğensin ondan sonra gerçek anlamda ‘hoşuma gitti, istiyorum.’ desin.”

“Biz ‘otomotiv dünyası yavaş yavaş el değiştiriyor’ diyoruz”

Bunların hepsi birleştirildiğinde akıllı binalarla, akıllı evlerle ve akıllı ulaşım, akıllı altyapılarla birleştirildiğinde otomobilin her geçen gün daha fazla bir yaşam alanına dönüştüğünü gördüklerini vurgulayan Karakaş, şunları kaydetti:

“Yaşam alanına dönüşüyor olmasını hemen rakamlara vuralım ki; buradaki değişimi daha net anlayalım. Biz özellikle otomobil dünyasının, otomotiv endüstrisinin ciro gelişimine, gelir gelişimine, yani 4 trilyondan 6 trilyon dolara giderken geçtiği yolculuğuna ama bundan da önemlisi sektörün kar havuzundaki değişime değinmek istiyoruz. 2018’e baktığımız zaman klasik otomotiv dünyasının toplam kar havuzundaki payı yüzde 99. Bu 2025 yılında yüzde 83’e, 2035 yılında da yüzde 60’lara geriliyor. Şunu de hepimiz biliyoruz; otomobil dünyası küresel boyutta en fazla rekabete maruz kalan sektörlerin başında geldiği için buradaki karlılıkların tek basamaklı hanelerde, hatta yüzde beş olduğu zaman iyi boyutlarda diyoruz.

Bunun yanında özellikle yeni teknolojilerle beraber gelen, talep bazlı mobilite, yeni iş modellerinden kaynaklanan veri bazlı iş dünyası hem çift basamaklı karlılıkla ilerliyor, hem de çok hızlı bir şekilde büyüyor. Kısacası biz bu resme baktığımızda otomotiv sektörünün kar havuzlarının değiştiğini, yeni karlı alanların da şu ana kadar olmayan yeni oyuncular tarafından daha çok hayata geçtiğini görüyoruz. Kısaca biz ‘otomotiv dünyası yavaş yavaş el değiştiriyor’ diyoruz. İşte tam burada bizlere de TOGG olarak bir fırsat doğuyor çünkü oyunun kuralları yeniden yazılıyor. Oyunun kuralları değişiyor. Müşteri beklentileri değişiyor, müşteri beklentilerinin değişmesinin altında mega trendlerden kaynaklanan otomobilin akıllı bir cihaza dönüşmesi yatıyor. Akıllı bir cihaza dönüşen otomobil, hepimiz için bir yaşam alanına dönüşüyor.”

“Avrupa’da doğuştan elektrikli ilk SUV üreticisi olmayı hedefliyoruz”

Gürcan Karakaş, Avrupa’da klasik OEM otomobil üreticisi olmayan, doğuştan elektrikli ilk otomobil üreticisi olmayı hedeflediklerini belirterek, “Her şeyden önce tamamıyla fikri ve sınai mülkiyeti yüzde 100 bize ait, ülkemize ait küresel bir marka olmak üzere yola çıktık. Bunu yaparken de en yeni teknolojiyi kullanmak, tasarlarken başından itibaren bir akıllı cihaz olarak tasarlamak, herhangi bir içten yanmalı araçtan dönüştürme değil, doğuştan elektrikli olarak, doğuştan tertemiz olarak tasarlamak ve sadece iç pazarımızı değil küresel rekabeti de iyi düşünerek, öngörerek planlamak. Bunu yaparken kendimize şöyle bir hedef koyduk; Avrupa’da klasik OEM otomobil üreticisi olmayan, doğuştan elektrikli ilk SUV üreticisi olmak. Bu hedefimiz doğrultusunda da adım adım ilerliyoruz.” dedi.

“Yerliliğin yanında ve hatta bize göre yerlilikten önce özgünlüğün ve milliliğin altını vurguluyoruz”

İkinci hedeflerinin Türkiye’nin mobilize ekosisteminin çekirdeğini oluşturmak olduğunu aktaran Karakaş, şunları söyledi:

“Peki, bizim fark yaratacağız dediğimiz millilik ve özgürlük konusunun altında neler yatıyor, ona değinmek isterim. Her şeyden önce fikri ve sınai mülkiyeti bize, ülkemize ait olan TOGG ‘tamamıyla bağımsız ve özgürdür’ demektir. Kararlarımızı Türkiye’deki merkezimizde veriyoruz. Özgün teknolojimizi kendimiz belirliyoruz, seçiyoruz, geliştiriyoruz. Lisans ve imtiyaz hakları bize ait. Ve yine özellikle ihracatta önemli rol oynayan tedarikçi altyapımız için önemli bir nokta şu; tedarikçilerimizi kimseye sormadan kendimiz belirleyebiliyoruz. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Peki, özgün ve milli olmanın yanında yerliliği önemsemiyor muyuz? Hem de çok önemsiyoruz. 60 yılda Türkiye’deki otomotiv endüstrisinin ulaşmış olduğu, gerçekten altını çizerek söylüyorum, oldukça iyi bir rakam olan yüzde 66’lık seviyeyi, biz üretime başladığımız andan itibaren yüzde 51 olarak kendimize hedef olarak belirledik. Bunun yanında özellikle yeni teknolojilerle ve yapacağımız yeni yatırımlarla beraber, biz yerlilik oranımızı yüzde 68’lere çıkarmayı planlıyoruz. Dolayısıyla yerliliğin yanında ve hatta bize göre yerlilikten önce özgünlüğün ve milliliğin altını vurguluyoruz.”

“2022 yılında Avrupa’daki NCAP’ten beş yıldız sertifikasını hedefliyoruz”

Karakaş, bu gelişmelerin ihracata katkısına ve etkisine de değindi. “Her şeyden önce sadece bir ürün ihracatı olayından artık bahsetmiyor olacağız.” diyen Karakaş, şunları aktardı:

“Yüksek katma değeri olan teknoloji; bu teknoloji ile beraber batarya, enerji, depolama çözümleri, lisans veya alt sistemlerin know-how’ının ihracatı ve bu ekosistem çerçevesinde belki kapılarını tüm dünyaya aralayacağımız startuplarla beraber birçok hizmet. Türkiye’de bir uygulama platformu olmadığı için şu ana kadar bu potansiyelin yeterince değerlendirilmediğini düşünüyoruz. Artık bizimle beraber bu potansiyeli değerlendirmek üzere yola çıkan bir projeden bahsediyoruz.”

Türkiye’nin Otomobili projesinin hedeflere uygun ilerlediğinin altını çizen Karakaş, “Bizim şu ana kadar yaptığımız çalışmalarda gerek teknik işlerimizi belirlemede gerek tasarımımızın tamamlanmasında, hedef kitle analizlerimiz, marka çalışmalarımız, bunların hepsini zamanında tamamladık, teknoloji platformumuzu oluşturduk. Bu teknoloji platformunu oluştururken 2022 yılında Avrupa’daki NCAP’ten beş yıldız sertifikasını hedefliyoruz, bunun üzerinde çalışıyoruz. Müşteri deneyimini komple yeniden tasarladık. Özellikle akıllı cihazlarda çok farklı bir şekilde gelişen bir müşteri deneyiminden bahsediyoruz. Bunu yapabilmek için de küresel etkinliklerden oluşan uzman bir ekip oluşturduk.” dedi.

TOGG’u diğer klasik OEM’lerden ayrıştıran konunun startuplara bakış açıları olduğunu da dile getiren Karakaş, “Biz bütün startupları bir partner olarak görüyoruz, aynı göz hizasında beraber çalışıyoruz. Bunu yapabilmek için 200’e yakın startupı inceledik. Bunlardan 150 tanesi ile detaylı görüştük, bunların içerisinden 50’sini gerçek anlamda büyüteç altına aldık, bu 50 tanesinin 30’u ile gizlilik anlaşması imzaladık ki sektörde bunu herkes bilir, gizlilik anlaşması imzaladığınız andan itibaren artık iş epey bir ciddiyete bürünür. Ve bunlar içerisinden 9 tanesi ile çalışmaya başladık. Zaten start-up’lara yakın olabilmek için şirketimize merkez olarak da Gebze’deki Bilişim Vadisi’ni seçtik.” ifadelerini kullandı.

“Endüstri 4.0’ın ve daha sonrasının getireceği akıllı bir fabrikadan bahsediyoruz”

Gürcan Karakaş, otomobilin üretileceği tesise ilişkin değerlendirmesinde şunlara dikkati çekti:

” ‘Bir otomobilden fazlası nasıl bir tesiste üretilmeli?’ diye sorduğumuzda, buna cevabımız ‘fabrikadan fazlası olan bir tesiste’ olur. Fabrikadan fazlası ne demek? Her şeyden önce üretimin haricindeki diğer fonksiyonları; strateji geliştirmesi, kurguların yapılması, tasarımının yapılması, ürün geliştirmesinin yapılması, testlerinin yapılabildiği bir merkezin olmasından bahsediyoruz. Bunun yanında aynı zamanda tüketicilerimizin, müşterilerimizin yeni teknolojileri deneyebilecekleri bir parktan bahsediyoruz, aynı çatı altında.

Tabii ki Endüstri 4.0’ın ve daha sonrasının getireceği akıllı bir fabrikadan bahsediyoruz. Ve bunu yaparken de hepsinin çevreye duyarlı bir şekilde kurgulanıp uygulamasını yapıyoruz. Bunun altını açmak istiyorum; çevreye duyarlılık bizim açımızdan şudur; Herhangi bir kanuni sınır değil bizim sınırlarımızı belirleyen, bizim sorumluluklarımız. Örnek vereyim; boyahanemizin salımını yaptığı uçucu organik bileşenler Türkiye sınırlarının 9’da 1’i, Avrupa sınırlarının ise 7’de 1’i. Bunu çok paramız olduğu için yapmıyoruz. Bunu biz geleceğimize, çocuklarımıza borçlu olduğumuz için yapıyoruz ve o nedenle de gururluyuz. Şu ana kadar tesisimizin inşası ile ilgili neler yaptık diye sorulduğunda öncelikle Marmara Bölgesi’nde olduğumuz için, altı profesörümüzün destekleri doğrultusunda zemin güçlendirme çalışmaları yapıyoruz. 18 Temmuz’da inşaata başladığımızdan bu yana toplamda 22 bin 800’ün üzerinde zemin güçlendirme kolonu ürettik. Aşağı yukarı 1.500 metrekare olan bir gökdelenin 50 katını düşünün, bunun üç tanesini biz beton kullanım açısından zemini güçlendirmek üzere kullandık.”

“En önemli komponentlerden bir tanesi batarya ve etrafında oluşan değerdir”

Elektrikli otomobilin bataryasının üretimin başlangıcından itibaren yerli olacağını belirten Karakaş, “Bu konuyu çok önemsiyoruz. Elektrikli araçlarda en önemli teknolojilerden ve değer olarak da baktığımızda en önemli komponentlerden bir tanesi batarya ve etrafında oluşan değerdir. Bu nedenle biz bir senenin üzerinde süren görüşmelerimizi, dünyanın batarya konusunda en iyilerinden olduğunu düşündüğümüz Farasis firması ile beraber yapmaya karar verdik. Bunun için de bir niyet mektubu hazırladık, kamuoyuna da duyurduk ve önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu niyet mektubu çerçevesinde oluşacak olan ortak girişimi şekillendiriyoruz. Bu şu anlama geliyor; artık sadece bir otomobilin bataryasının üretimi değil, otomobil uygulamaları haricinde, özellikle enerji depolama çözümlerinde, konut alanlarında kullanılabilecek ürünler üretmek üzere, daha da önemlisi belli bir olgunluğa geldikten sonra ki başından itibaren onu da planlıyoruz, bunun Ar-Ge’sini de ülkemizle beraber ortak girişimle yaparak planlıyoruz. Batarya dünyası Avrupa’da kaç ülkede benzer şekilde yapılabiliyor diye bakarsak, bir elin beş parmağını geçmez bu boyutta yapılması.” dedi.

“Yılda 175 bin aracın üretilebileceği tesisi tamamlıyoruz”

TOGG projesinin geleceğinde neler olduğunu da anlatan Karakaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yılda 175 bin aracın üretilebileceği bir tesisi tamamlıyoruz. Bu tesisimiz toplam 1,2 milyon metrekare üzerine 230 bin metrekare kapalı alanı olan bir tesis. Bu tesisimizde ilk üretime çıktığımız zaman C segmenti bir SUV ile ve arkasından da Sedan ve Hatchback modelleri ile devam edeceğiz. Daha sonra şehirleşmenin ülkemizde de daha hızlı yayılmasıyla, B segmentinde bir SUV’un ve yine C segmentinde bir hafif ticari aracın da oluşabileceği çok amaçlı araçtan yola çıkarak bütün planlarımızı yaptık.

Biz yola çıktığımızda her şeyde yaptığımız gibi dünyanın bu konudaki en iyileri kimse, ki bu durumda strateji partnerimizi belirleyerek yaptık bunu, 20’ye yakın şirketi kıyaslayarak, ‘böyle bir işe başlanırsa hangi kriterlere bakmak gerekir?’, ‘başarı faktörleri nedir?’, bunları inceleyerek yola çıktık. Her halükarda tüketicinin seçim basketine girebilecek bir portföyün oluşturulup ve bunun başından itibaren deklare edilip yola çıkılması gerektiğini gördük.

Yine bu kriterlerin içerisinde fikri mülkiyet hakkının tamamıyla bizde olması gerektiğini gördük. Çünkü bu daha önce bahsetmiş olduğum esnekliklerin yanında aynı zamanda yetkinliklerin geliştirilerek, mobilite ekosistemi çerçevesinde teknolojilerin ve uygulamaların bir sonraki seviyelere getirilebilmesi için müthiş bir ivme ve hız kazandırmakta. Dolayısıyla önümüzdeki 15 sene içerisinde de bizim planlarımız ve programlarımız, hedeflerimiz doğrultusunda uygulanacak.”