Ankara’nın Talebi: Türk Otomotiv Sanayisi ‘Made in Europe’ Planının Ayrılmaz Bir Parçası Olmalıdır..
Türkiye, AB pazarındaki güçlü konumu ve derin ticari bağları doğrultusunda, yerli otomotiv sektörünün Avrupa Birliği’nin üzerinde çalıştığı “Made in Europe” (Avrupa’da Üretilmiştir) planına tam ve eksiksiz olarak dahil edilmesini talep ediyor. Avrupa Birliği’nin stratejik sektörleri desteklemek ve birlik içindeki tedarik zincirini güçlendirmek amacıyla tasarladığı bu plan, otomotiv gibi kritik alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin kamu finansmanı ve teşviklerinden yararlanabilmesi için Avrupa menşeli parça kullanmasını şart koşuyor.
Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk otomotiv sanayisinin bu yeni yasal çerçevede hak ettiği korumayı ve statüyü alması amacıyla geçtiğimiz günlerde Brüksel’de kritik temaslarda bulundu. Avrupalı yetkililerle üst düzey görüşmeler gerçekleştiren Bakan Bolat, Türk otomotiv sektörünün “Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası” (Industrial Accelerator Act) kapsamındaki tüm avantaj ve hükümlerden tam olarak yararlanması için Ankara’nın diplomatik ve ticari girişimlerini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.
Gümrük Birliği Ortaklığı ve Kazanılmış Haklar
Henüz taslak aşamasında olan “Made in Europe” planı, genel hükümleri bazında AB ile gümrük birliği ortaklığı bulunan ülkelerden tedarik edilen parçaların kullanımına yeşil ışık yakıyor. Bu durum, yaklaşık 30 yıldır Brüksel ile kusursuz bir ticari entegrasyon yürüten ve Avrupa’nın en güvenilir üretim ortaklarından biri olan Türkiye için doğal bir hak niteliği taşıyor. Ancak Ankara, genel çerçevedeki bu olumlu yaklaşıma rağmen, otomotiv sektörüne özel getirilen alt kurallarda gizli veya açık bazı kısıtlamaların ve belirsizliklerin devam ettiğine dikkat çekiyor. Türk üreticilerin gelecekte herhangi bir hak kaybına uğramaması ve haksız rekabetle karşılaşmaması için mevzuatta net ve yapıcı değişiklikler yapılması talep ediliyor.
Avrupa Ekonomisinin Taşıyıcı Kolu: Türk Otomotiv Sektörü
Türkiye’nin bu talebinin arkasında, Avrupa ekonomisine sağladığı devasa katma değer ve göz ardı edilemeyecek rakamsal gerçekler yatıyor. Türkiye ile AB arasındaki yıllık toplam ticaret hacmi 205 milyar avroya ulaşmış durumda ve bu devasa ticaretin aslan payını, 55 milyar avro ile otomotiv sektörü göğüslüyor.
Daha da önemlisi, Türkiye’deki otomotiv üretim kapasitesinin yaklaşık %75’i doğrudan Avrupalı küresel devlerin yatırımlarından ve ortaklıklarından oluşuyor. Dolayısıyla Türkiye’de üretilen her bir araç veya parça, aslında Avrupa endüstrisinin kendi öz sermayesini, mühendisliğini ve kalitesini temsil ediyor. Türkiye’de yerleşik olarak üretim yapan Avrupalı otomotiv şirketleri ile Türkiye’ye araç ihraç eden dev markalar, sadece kıta içinde değil, doğrudan Avrupa kıtasında da yaklaşık 250.000 kişiye istihdam sağlıyor.
Ankara, Türk otomotiv sanayisini dışarıda bırakacak veya kısıtlayacak herhangi bir korumacı adımın, sadece Türkiye’ye değil, doğrudan Avrupa’daki istihdama, Avrupalı üreticilerin küresel rekabet gücüne ve ortak tedarik güvenliğine ciddi zarar vereceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye, lojistik avantajı, yüksek nitelikli iş gücü ve gelişmiş sanayi altyapısıyla “Made in Europe” vizyonunu zayıflatan değil, aksine onu küresel ölçekte başarıya taşıyacak en güçlü stratejik ortaktır.
Ankara chiede che il suo settore automobilistico sia nel Made in Europe






