spot_img

Test Sürüşü: Volvo XC40 Plug-in Hybrid T5

Çok Okunanlar

Benzini Koklayan İskandinav ile Akdeniz Turu: Volvo XC40 Plug-in Hybrid T5 ile Büyük Kanyon Yolculuğu…

Yazar: Özgür SUNAY | Fotoğraf: Can AYDENİZ

Volvo XC40 ailesinin tamamen elektrikli “Recharge Twin Electric” versiyonunu daha önce test edip deneyimlerimizi sizlerle paylaşmıştık. Bu kez ise rotamız çok daha uzun, zorlu ve heyecan vericiydi. Yanımıza ekip arkadaşlarımı ve İskandinav konforunu alarak İstanbul’dan yola çıktık; hedefimiz Antalya, Belek, Kemer ve doğanın kalbi, Göynük Büyük Kanyonu! İstanbul-Antalya arasındaki o uzun, bitmek bilmeyen otoyolları geride bırakıp Akdeniz’in virajlı sahil şeritlerine ve ardından kanyonun sert, engebeli arazi şartlarına uzanan bu büyük tur, bize XC40 Recharge Plug-in Hybrid T5’in gerçek karakterini her yönüyle tanıma fırsatı sundu.

Uzun Yolda Sıfır Yorgunluk: İstanbul – Antalya – Belek Hattı
İstanbul’dan çıkıp güneye doğru süzülürken XC40 Plug-in Hybrid T5’in konfor odaklı felsefesi hemen kendini hissettiriyor. Büyük kardeşleri S90, XC60 ve XC90 modellerinden alışık olduğumuz o eksiksiz teknoloji ve rahatlık, bu kompakt premium SUV’da da aynen korunmuş. Antalya’ya yaklaştığımızda ekip arkadaşlarımla aramızda konuştuğumuz ilk şey, saatlerdir yolda olmamıza rağmen hiçbirimizde en ufak bir yorgunluk belirtisinin olmamasıydı. Gece sürüşlerinde yol yorgunluğunu ve uykuyu unutturan en büyük dostumuz ise şüphesiz yüksek tınılarda harika bir akustik sunan Harman-Kardon ses sistemi ve aracı daha dinamik bir karaktere bürüyen “Sport” modu oldu.

262 Beygirin Gücü ve Şaşırtan Yakıt Ekonomisi
Kaputun altında 1.5 litrelik, 3 silindirli turboşarjlı T5 benzinli motor (180 BG) ile 85 beygirlik bir elektrik motoru ortaklaşa çalışıyor. Toplamda 262 beygir güç ve 425 Nm tork üreten bu sistem, önden çekişli (FWD) aktarmasıyla uzun yolda müthiş bir akıcılık sağlıyor. Daha önce test ettiğimiz tamamen elektrikli versiyon ile bu hibrit versiyon arasında performans anlamında hiçbir kayıp hissetmedik; üstelik şarj edilebilir (Plug-in) hibrit sistemi sayesinde araç tabiri caizse benzini koklayarak ilerliyor. Bu da İstanbul-Antalya-Belek arasındaki yüzlerce kilometreyi cebinizi düşünen, oldukça düşük maliyetli bir konfor şölenine dönüştürüyor.

Kemer ve Göynük Büyük Kanyonu’nda Sert Zemin Sınavı
Belek ve Kemer’in ardından rotamızı bu yolculuğun en heyecanlı noktasına, Beydağları Sahili Milli Parkı sınırları içinde yer alan ünlü Göynük Büyük Kanyonu’na çevirdik. Likya Yolu üzerinde bulunan ve dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından biri kabul edilen bu doğa harikasında, aracımızı dik ve arazi şartlarının zorlaştığı yollara vurduk. Elektrikli XC40 ile daha önce yaptığımız off-road deneyiminden dolayı bu hibrit modelin neler yapabileceğini az çok tahmin ediyorduk ve yanılmadık.
Kanyonun derinliklerine, kayaların arasındaki sert zeminli yollara doğru ilerledik. Her binek aracın harcı olmayan, ulaşılması güç noktalara XC40’ın hafif alüminyum alaşımlı şasisi ve çevik süspansiyon sistemi sayesinde hiç zorlanmadan ulaştık. Ön süspansiyonun net tepkileri ve arka çok kollu (multi-link) tasarımın sunduğu kararlılık sayesinde kanyonun doğrudan içinde yer alarak harika fotoğraf kareleri yakalamayı başardık. Dik ve gevşek zeminli yamaçlardan aşağı inerken otomobilin Eğim İniş Kontrolü (Hill Descent Control) sistemini devreye aldık. Sistem, motor freni ve tekerleklere yaptığı milisaniyelik frenlemelerle aracı 8-40 km/s arasında güvenli bir hızda tuttu; bize sadece direksiyonu yönlendirmek kaldı.

İstanbul’a Dönüş: Vites Topuzundaki Sportif Güvenlik
Kanyondaki sınırlı vaktimizi tamamlayıp muhteşem yapay gölet manzaralarını arkamızda bırakarak İstanbul’a doğru dönüş yoluna geçtik. Dönüş rotasındaki dik, virajlı ve keskin dağ yollarında XC40’ın parmak hareketleriyle kolayca yönlendirilebilen derisiz vites kolu en büyük yardımcımız oldu. Manuel olarak vites küçültmeye izin veren bu yapı, viraj öncesi kompresyon yaparak hızlı ve aktif şekilde yavaşlamamızı sağladı. Volvo araçlarındaki bu vites topuzu tasarımını seviyorum; çünkü dik virajlarda aracı çok daha seri kullanmanıza imkan tanıyarak sürüş verimliliğini ve sportifliği en üst düzeye çıkarıyor.

Tabii ki arkadan çarpışmalarda boyun zedelenmesi riskini minimuma indiren WHIPS sistemi gibi Volvo’nun genlerine işlemiş güvenlik donanımları, İstanbul’a kadar olan dönüş yolculuğumuzun her kilometresinde bize sonsuz bir güven verdi.

İstanbul’dan Antalya’ya, Belek’in düzlüklerinden Kemer’in sert kanyon yollarına kadar uzanan bu uzun soluklu Akdeniz turunun ardından net bir şey söyleyebiliriz: Volvo XC40 Plug-in Hybrid T5, hem şehir içinde benzini unutturan ekonomik yapısı hem uzun yoldaki üst düzey konforu hem de hafif arazi şartlarında sunduğu güvenle, fiyat-performans dengesinde yakın rakiplerinin çok önünde, kendi sınıfının en iyi SUV seçeneklerinden biri olduğunu kanıtlıyor.

spot_img

Test Sürüşü: Nissan Armada LE V8 4×4

Otomotiv dünyasında "büyük" vardır, bir de "Amerikan boyutlarında büyük" vardır. 2009 yılında Türkiye topraklarına ilk kez ayak basan devasa...