spot_img

Zaman Testi: Bir Efsanenin Su Soğutmalı Devrimi – BMW R 1200 GS

Çok Okunanlar
Yıllar geçse de eskimeyen, aksine değeri daha da iyi anlaşılan bazı motosikletler vardır. İşte 2013 yılında büyük touring enduro segmentinde taşları yerinden oynatan, su soğutmalı motorun öncüsü BMW R 1200 GS tam olarak böyle bir efsane.
Test / Yazı: Özgür Sunay

BMW Motorrad, yaratıcısı ve öncüsü olduğu yaklaşık 45 yılı bulan (o dönem 32 yıllıktı) büyük touring enduro segmentinde, “Su Soğutmalı” (Liquid Cooled) R 1200 GS modeliyle yepyeni bir sayfa açmıştı. “GS” takısı, ikonikleştiği bu segmentte her zaman macera tutkunlarının güvenilir yol arkadaşı oldu. Alman üretici, o dönem simge haline gelmiş R 1200 GS’i bir kez daha mükemmelleştirerek karşımıza çıkarmıştı: Güçlü, gelişmiş ve yüksek devirli.
Kalpteki Büyük Değişim: Su Soğutmalı Boxer
R 1200 GS, o yıllarda devrim niteliğinde olan 125 beygir güç üreten iki silindirli karşılıklı (Boxer) ikiz motordan güç alıyordu. Yeni hava/sıvı soğutma ve silindir içerisinden dikey akış kavramı, motorun her zaman verimli ve yüksek torkla çalışmasını sağlıyordu. Sarsıntıyı önleyici ıslak debriyaj, E-Gas (elektronik gaz kelebeği) ve sürüş modları gibi geliştirmeler, bu yeni Boxer motoru GS’in kalbinde kusursuz bir çözüm haline getirmişti.

Şasisinin sağlamlığı, gelişmiş Paralever ve Telelever özellikleri sayesinde R 1200 GS, her tipte araziye meydan okuyordu. Opsiyonel olarak sunulan Dinamik ESA (Elektronik Süspansiyon Ayarı), arazi ve yol durumuna göre süspansiyonu milisaniyeler içinde otomatik yapılandırıyordu.
Görsel olarak da bir bakışta gerçek bir GS olduğunu kanıtlıyordu. Yenilenen yüzeyleri, ön kısma kaydırılan dinamik tasarımı, yenilikçi LED farı ve çapraz kollu jant seçenekleriyle o dönem herkes kendi “bireysel” GS’ini yaratabiliyordu.
Dürüst olmak gerekirse, yeni R 1200 GS’i test için teslim almaya gittiğimde içimde hafif bir huzursuzluk vardı. Motorun heybetli duruşu, gücü ve en önemlisi yüksekliği karşısında, bu sınıftaki bir devle test sürüşüne çıkması dışarıdan bakıldığında riskli görünebilirdi. (Tabii 2004 yılında BMW’den test için aldığım efsanevi F 650 GS Dakar modelini saymazsak; o anı hatırlamak beni biraz rahatlatıyordu.)

Ancak teslim tutanağını imzalayıp motorun yanına gittiğimde ve kısa bir brifingin ardından selesine oturduğumda her şey değişti. Sanki birini elinizden uzatıp dansa kaldırıyormuşsunuz hissi uyandıran, beklenenden çok daha hafif bir gövde karşıladı beni. O an içime büyük bir rahatlama oturdu.
R 1200 GS’in üzerinde, ayaklarımın bir kısmıyla yere sağlam bir şekilde basabiliyordum. Anahtarı çevirip marşa bastığım ve yola koyulduğum ilk dakika itibarıyla kaskın içinde kendi kendime şunu söyledim: “Oh be! Adamlar gerçekten yapmış!”

1200 GS’in Üzerinde Bir “BMW 5 Serisi” Konforu
Garip olan şuydu: Altınızda 1200 cc’lik devasa bir macera makinesi var ama kendinizi lüks bir BMW 5.20 sedan otomobil kullanıyor gibi konforlu ve güvende hissediyorsunuz. Bugüne kadar test ettiğim motosikletler arasında beni sürücü olarak hiç tedirgin etmeyen tek model R 1200 GS oldu. Yüksek teknolojisi, kusursuz ağırlık merkezi, elektronik gaz tepkileri ve estetik tasarımıyla sürücüye istenilenden çok daha fazlasını sunuyordu.

BMW mühendisleri devir sayısını sabit tutarken beygir gücünü ve torku ciddi oranda artırmış, motoru tam 18 kg hafifleterek biz orta boylu sürücüler için erişilebilir ve kıvrak bir hale getirmişlerdi.
Sürüş Modları ve Yol İzlenimleri
Motosiklette “Rain”, “Road”, “Dynamic”, “Enduro” ve “Enduro Pro” olmak üzere 5 farklı sürüş modu yer alıyordu. Testim süresince normal asfalt şartlarında motoru sürekli “Road” konumunda kullandım ve tek kelimeyle kusursuz, sarsıntısız bir sürüş zevki yaşadım.

Arazi yollarına saptığımda ise “Enduro” modu adeta hayat kurtardı. Off-road ortamında eğer “Dynamic” modu seçerseniz çok bozuk ve kaygan yüzeylerde motor agresifleştiği için ilerlemek zorlaşıyor; ancak “Enduro” moduna geçtiğinizde motor devrini mükemmel ayarlayarak güvenle akmanızı sağlıyor.
R 1200 GS, heybetli görünümüne rağmen o kadar dengeli bir ağırlık merkezine sahipti ki, virajlı dağ yollarında ve hatta yoğun şehir içi trafiğinde otomobil kullanmaktan çok daha az yorulduğumu fark ettim. Gidon dönme açısının başarısı, dar alanlardaki manevralarda sürücüye inanılmaz bir güven veriyordu. Hafif yapılı debriyaj kolu ile elektronik gaz kolunun uyumu ise milimetrik hızlanmalara izin veriyordu.

Güvenlik ve Donanım
Motosikletin kombine ABS fren sistemi tek kelimeyle mükemmel çalışıyordu; bu koca gövdeyi saniyeler içinde stabil bir şekilde durdurabiliyordu. ASC (Çekiş Kontrolü) devre dışı bırakıldığında arazi performansı, ailenin daha büyük üyesi Adventure modelini aratmayacak kadar başarılıydı. Standart olarak gelen ayarlanabilir ön tur camı, rüzgarı tamamen üzerinizden kesiyor, uzun yolculukları keyfe dönüştürüyordu.
Kademeli elcik ısıtmaları, sürüş esnasında bacaklarınıza vurmayan akıllıca yönlendirilmiş motor ısısı, şehir içinde 100 km’de ortalama 5.5 litre civarında gezinen ekonomik yakıt tüketimiyle bu motor her şeyi bir arada sunuyordu.

Bugünün Gözünden R 1200 GS
O yıllarda bu motosiklete sahip olmak için “iyi bir otomobil parasını” gözden çıkarmak gerekiyordu. Bugün, Euro kuru ve vergi dilimleri nedeniyle fiyatlar çok daha başka seviyelere gelmiş olsa da, su soğutmalı ilk nesil R 1200 GS (2013-2018), günümüz ikinci el piyasasında hala “fiyat/performans ve sorunsuzluk” anlamında touring dünyasının en mantıklı, en çok aranan ve değerini en iyi koruyan motosikletlerinden biri.

BMW R 1200 GS, sadece anlatılarak anlaşılacak bir makine değil; yaşanması, hissedilmesi ve sahip olunması gereken, motosiklet dünyasının ayrıcalıklı bir sınıfı.

spot_img

PETRONAS Madeni Yağlar’ın yeni araştırması…

Elektrikli ve Hibrit Araçların Kullanımı Yaygınlaşırken Bakımla İlgili Belirsizliği Sürüyor PETRONAS Madeni Yağlar’ın yeni araştırması, sürücülerin hibrit ve elektrikli araçların...