Yaşasın elektrik!

®
Çok Okunanlar

İpek Yolu Rallisi TÜVTÜRK’ün desteğiyle 20. kez yola çıktı

TÜVTÜRK’ün 15 yıldır aralıksız destek verdiği Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Türkiye etabı, 3 Mayıs’ta İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda...

OMSAN Lojistik, ARCA Savunma Sanayi İş Birliği

OMSAN Lojistik, ARCA Savunma Sanayi A.Ş. ile imzaladığı iş birliği protokolü kapsamında, ARCA Savunma’nın ulusal ve uluslararası denizyolu taşımacılığı ile...

Chery TIGGO V Pekin’de Sahneye Çıktı…

Tamamen Yeni Chery TIGGO V SUV, MPV ve Pick-up Deneyimini Tek Gövdede Buluşturuyor! Çin’in otomotiv alanındaki ihracat lideri Chery, Auto...

Hongqi, Avrupa üretimi için Stellantis ile görüşüyor

Çinli lüks otomobil üreticisi HongqiTarihsel olarak Çin'in...

Pirelli Türkiye Ar-Ge Gücü Uluslararası Platformlarda

Pirelli Türkiye, Ar-Ge Gücünü Uluslararası Platformlarda Sergiledi Pirelli Türkiye Ar-Ge ekibi, 2026 yılında katıldığı iki önemli uluslararası organizasyonda geliştirdiği yenilikçi...

TransAnatolia’da Bir İlk: Elektrikli Otomobiller Start Alacak

Motor sporlarının kalbi dört gün boyunca Motobike İstanbul’da atarken, TransAnatolia standı fuarın en dikkat çeken alanlarından biri oldu. Fuarda...

ENDURO TUTKUNLARI 3.200 RAKIMA TIRMANACAK

TMF Başkan Vekili Baysan: “Ağrı’da atılan bu adım, Doğu’da spor turizmi adına bir mihenk taşı olacak”  Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkan...

Pek çok farklı ülkeden çok sayıda üreticinin en yeni modellerini test ettik. Temelde araçları 2 gruba ayırmak mümkün: Tam elektrikliler ve melezler (hibrid). Karbon yakıtlı araçlardan elektriklilere geçişte bir ara ürün olarak görebileceğimiz melez araçlar, dışarıdan bakıldığında geleneksel içten yanmalı motora sahip (benzinli ya da dizel) kardeşlerinden sadece üzerlerindeki “hibrid” yazıları ile ayrılırken, tam elektrikli otomobiller, kendilerine has bir tasarım dili geliştirmeye başlamışlar. Melezlerle tam elektrikliler arasındaki tasarım dili farkını oluşturan en temel etken, doğal olarak, depolanan “yakıt” ve enerjinin harekete çevrilmesindeki farklar. Oldukça ağır olan elektrik depolama birimleri, elektrikli araçların tabanı boyunca yer alırken, içten yanmalıların yakıt depoları genellikle arka koltuğun altında. Bu da araçların ağırlık dağılımlarında, buna bağlı olarak mühendislik hesaplamalarında ve en nihayetinde tasarımda farklılığa neden oluyor. İçten yanmalı motorlar yakıttan ürettikleri ısıyı harekete çeviren makineler oldukları için bu motorların kendileri de ısınıyor ve bu nedenle soğutulmaları gerek.

Elektrikli araçlardaysa böyle bir ihtiyaç yok ve bu nedenle yüzyılı aşkın süredir görmeye alıştığımız ve pek çok marka için “alamet-i farika” olan radyatör ızgaraları, elektrikli otomobillerde yok. Gerçi BMW gibi bazı markalar, marka geleneklerini sürdürmek adına hâlâ bu ızgaraları kullanıyor ama bunlar artık işlevi olmayan, sadece görsel geleneğin devamına yönelik tasarım detaylarından ibaret. İçten yanmalı motora sahip araçlardan aşina olduğumuz aktarma organları da elektriklilerle birlikte tarihe karışıyor; bu da araçların orantılarında değişimlerin habercisi. Tasarım ani ve dramatik şekilde değişirse, tüketicilerle ürün arasında yabancılaşma olacaktır; işte bu nedenle üreticiler en azından şimdilik -ve önümüzdeki bir kaç 10 yıl boyunca- otomobil tasarımlarında temel orantılara ve genel geçer silüete sadık kalacaktır diye düşünüyorum.

Dış tasarımda yavaş ama belirgin bir dönüşüm gerçekleşirken, özellikle gösterge panellerinde de işler çok değişiyor. 30 yıl öncesine kadar sadece ibreli yuvarlak göstergeler varken, elektroniğin gelişimiyle birlikte bu göstergelerin yanına dijital göstergeler katılmaya başladı. Daha sonra bu dijital göstergeler büyüdü ve daha fazla sayıda detay bilgisini dunar oldu. Tıpkı ilk zamanlar tek renkli ve çok basit olan cep telefonu ekranlarının yıllar içinde çok renkli olması, büyümesi ve en nihayetinde deokunmaya duyarlı bir ekranın telefonun tüm yüzeyini kaplaması gibi, teknoloji ilerledikçe araçların göstergelerinde de kabaca son 30 yılda büyük değişimler yaşandı. Kişiselleştirme seçenekleri dahilinde renkleri ve tarzları değiştirilebilen göstergeler, bugün artık tamamen bilgisayar oyunu görsellerine dönmüş durumda. Konsolun üst kısmında yer alan ve saat, dış ısı, çoklu-medya vb ekranı olarak kullanılan minik ekranlar da giderek büyüdü ve günümüz modern tasarım anlayışında hemen hemen tüm otomobillerin konsollarının üst kısmında bir “tablet” var. O tablet -bana göre çok çirkin bir şekilde- konsolun üst kısmına “asılmak” yerine, nihayet kokpit tasarımının içine dahil edilmeliydi. Ki şimdilerde yavaş yavaş bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Hem teknolojinin ilerlemesi, hem de giderek ucuzlaması sayesinde artık gösterge panelinde, konsolda, hatta kimi araçlarda konsolun hiç beklenmedik kısımlarında bile dokunmatik renkli ekranlara rastlanıyor. Testte kullandığım araçlardan biri olan Jaguar IPace’in konsolu bu anlamda oldukça zengin örneklerden biriydi. Özetlersek, elektrikli araçlar -teknolojiyi de arkalarına alarak- gerek iç, gerekse dış tasarımda kendi dillerini oluşturmaya başlamış durumda. Benim tahminim, at arabasından “otomobil”e geçişteki kadar büyük farklara sahip olmasa da, elektrikli otomobillerin kendilerine has tasarım dillerinin yıllar içinde bugünkünden çok farklı yönlere evrileceği.

Araç bazında tek tek inceleme yerine, genele bakmak şu noktada bana daha sağlıklı görünüyor: Yeni otomobillerin hemen hepsinde süspansiyon ve direksiyon kaynaklı ortak bir his var. Daha doğrusu bir hissizlik. Testte Tesla’dan Jaguar’a, Honda’dan Citroen’e dek çok farklı markaları kullanırken, 2 marka hariç tüm otomobillerde aynı hissizliği yaşadım: Sanki yol ile aramda 50 santimlik bir kauçuk tabakası varmış ve araç bu tabakanın üzerinde yüzüyormuş gibi. Bunun bir devamı olarak, servo direksiyonları da -özellikle Tesla ve Jaguar’da- beklenmedik derecede ağırdı. Yüksek hız kullanımında bu kauçuk hissi, konfor olarak geri dönebilir, ancak, benim gibi araçla ve yolla bütünleşmeyi seven bir sürücü iseniz, bu kauçuk hissi, kullanım zevkini büyük oranda törpülüyor. Bu hissin aracın elektrikli olmasıyla bir ilgisi yok, tamamen süspansiyon ve direksiyon geometrisi ve ayarlarıyla ilgili. Bir otomobil, rakipleri kadar yüksek konfor sunmasına karşın, hiç de kauçuk üzerinde yüzer gibi olmaması, hafiflik ve netlik hissiyle öne çıktı benim için: DS7 Crossback. Eski bir Focus kullanıcısı olarak, biraz “ağır” bir direksiyonun sürücüyü zemin ve aracın anlık dengesi / yol tutuşu hakkında çok daha fazla bilgilendirdiğini ve kullanım zevkini de kesinlikle artırdığını iyi bilirim. DS7 testteki en hafif direksiyona sahipti, ama yolu en iyi hissettiren ve en net direksiyon hissi de ondaydı. Ve bu birinciliğin oldukça “açık ara” bir birincilik olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Citroen’in lüks alt markası olarak ortaya çıkan DS, markanın Türkiye yetkililerinin bilgilendirmesine göre, an itibarıyla ana firmadan tamamen ayrılıp bağımsız bir üretici hâline gelmiş. 90’lara kadar, ürettiği hemen her modelin sıradışı teknolojisi, tasarımı ya da ilginç özelliklere sahip oluşuyla, her zaman çok özel bir üretici olan Citroen’in kanatları altında bu işe başlayan DS, çok emin adımlarla ilerliyor. Zaten çevrenize baktığınızda bunu rahatlıkla görebilirsiniz: Son 2-3 yıl içinde yollardaki DS sayısı farkedilir şekilde arttı. Test ettiğimiz DS melez bir araçtı, ancak tam elektrik için ülkemizin altyapı hazırlığının tam olmadığını ve tam elektriğe geçiş için 8-10 yıla ihtiyacımız olduğunu düşünürsek, bu süre zarfında melezlerin şansı ve işlevselliği bir süre daha yüksek kalacaktır diye düşünüyorum.

Bu arada, konunun çok daha yakınında olmayan ama merak edenler için basit bir teknik açıklama da yapalım: Örneğin 1.6 benzinli bir aracınız var diyelim: Teknik özelliklerde aracınızın, örnek, 5000 d/d’de 125 HP olduğu yazılı. Bu değer sadece motor 5000 d/d’de iken geçerlidir, örneğin kalkışta araç rölantinin hemen üzerindeyken ya da vites büyüttüğümüz ortalama 2500-3000 d/d civarlarında bundan çok daha azdır motorun ürettiği güç. Motorun asıl yük çekme yeteneği olan tork ise bambaşka bir hikâyedir: Motorunuz en yükse gücünü 5000 d/d’de üretirken, en yüksek torkunu bambaşka bir devirde (örneğin 3000-3500 d/d’de) üretir. En yüksek tork devrinde motor güçsüzdür, tork devri aşıldığı an tork düşmeye beygir gücü yükselmeye başlar, en yüksek beygir gücü devrine ulaştığınızda tork iyice düşmüştür. Araçlarda “vites”ler motoru işte bu çok kısıtlı “verimli devir bandı”nda tutmak için vardır. Bu arada yine bir fizik kuralı olarak; motor ile tekerlek arasına ne kadar çok sayıda dişli, zincir, şaft vb koyarsanız, o kadar çok enerji kaybı yaşarsınız. Elektrik motorları bu anlamda emsalsizdir: Örneğin 100 kW’lık bir elektrik motoru, hangi devirde olursa olsun 100 kW güç üretir, torku da harekete geçtiği ilk andan en yüksek devrine kadar daima en yüksek seviyede sabittir. Bu nedenle elektrikli motorlar çok yüksek verime sahiptir. Bu verimlilik sayesinde vites kutusuna ihtiyaç kalmaz, bu anlamda da, aktarmadan kaynaklı enerji kayıpları en aza iner.

Hâlâ manuel vites kullanmaktan keyif alan, otomatik vitesten nefret eden ve hızlanmaya eşlik eden temiz ama biraz vahşi bir motor sesine bayılan bir sürücü olarak, elektrikli otomobillerde vites olmaması benim için büyük bir eksiklik. Ancak dünyanın geleceğini bırak, bugününü düşünüyorsak, karbon yakıtlardan bir an önce kurtulmak gerek. Evet yüksek torklu bir dizeli ya da seri bir benzinliyi manuel vitesle kullanmak büyük keyif ama, bu dizelleri ve benzinlileri kullanmaya devam edersek, araba kullanma zevki tadacağımız bir dünya kalmayacak! Yaşasın elektrik!

Yazar-Gökçer Alp

Diğer Haberler

Škoda’dan Mayıs Ayına Özel Baharı Renklendiren Avantajlar

Yüce Auto-Škoda’dan Mayıs ayına özel olarak hazırlanan avantajlar, markanın geniş ürün gamında cazip fırsatlar sunuyor. Ay boyunca devam edecek kampanya kapsamında, elektrikli modellerden; SUV...

OYAK HORSE’dan tarihi başarı: 8 milyonuncu motor üretildi

OYAK HORSE’un 8 milyonuncu motoru, OYAK Renault’da üretilen Clio ile buluştu  OYAK Renault Otomobil Fabrikaları ile aynı kampüste faaliyet gösteren OYAK HORSE, 8 milyonuncu motor...

ENDURO TUTKUNLARI 3.200 RAKIMA TIRMANACAK

TMF Başkan Vekili Baysan: “Ağrı’da atılan bu adım, Doğu’da spor turizmi adına bir mihenk taşı olacak”  Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkan Vekili Ogün Baysan, Ağrı’da gerçekleştirilen...

Koch Lojistik’in Renault Trucks tercihi, yeni yatırımla sürüyor

Koch Lojistik, 2024 yılında filosuna kattığı Renault Trucks T çekicilerden memnuniyetleri doğrultusunda filosunu genişletmeye devam ediyor. Ordu’nun Fatsa ilçesinden doğarak bugün Avrupa başta olmak üzere...

Yükler, araç teknolojisi ve sürücüler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor

170 ton erimiş cüruf: Dünya genelindeki çelik fabrikaları, bu zorlu taşıma operasyonlarını nasıl yönetiyor? Çelik fabrikalarında erimiş cürufun taşınması, endüstriyel araç mühendisliğinin en zorlu görevlerinden...

Pist Şampiyonası İstanbul Park’ta Başlıyor…

AVIS 2026 Türkiye Pist Şampiyonası’nda beşinci ve son ayak yarışları, 09-10 Mayıs tarihlerinde AVIS, Spor Toto, Tuzla Belediyesi ve Salados katkılarıyla TOSFED İstanbul Park’ta gerçekleştirilecek. Organizasyonun...

OMSAN Lojistik, ARCA Savunma Sanayi İş Birliği

OMSAN Lojistik, ARCA Savunma Sanayi A.Ş. ile imzaladığı iş birliği protokolü kapsamında, ARCA Savunma’nın ulusal ve uluslararası denizyolu taşımacılığı ile liman operasyonlarını üstlendi. OYAK şirketlerinden OMSAN...

Škoda’dan Mayıs Ayına Özel Baharı Renklendiren Avantajlar

Yüce Auto-Škoda’dan Mayıs ayına özel olarak hazırlanan avantajlar, markanın geniş ürün gamında cazip fırsatlar sunuyor....

OYAK HORSE’dan tarihi başarı: 8 milyonuncu motor üretildi

OYAK HORSE’un 8 milyonuncu motoru, OYAK Renault’da üretilen Clio ile buluştu  OYAK Renault Otomobil Fabrikaları ile...

ENDURO TUTKUNLARI 3.200 RAKIMA TIRMANACAK

TMF Başkan Vekili Baysan: “Ağrı’da atılan bu adım, Doğu’da spor turizmi adına bir mihenk taşı...

Koch Lojistik’in Renault Trucks tercihi, yeni yatırımla sürüyor

Koch Lojistik, 2024 yılında filosuna kattığı Renault Trucks T çekicilerden memnuniyetleri doğrultusunda filosunu genişletmeye devam...

Yükler, araç teknolojisi ve sürücüler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor

170 ton erimiş cüruf: Dünya genelindeki çelik fabrikaları, bu zorlu taşıma operasyonlarını nasıl yönetiyor? Çelik fabrikalarında...

Pist Şampiyonası İstanbul Park’ta Başlıyor…

AVIS 2026 Türkiye Pist Şampiyonası’nda beşinci ve son ayak yarışları, 09-10 Mayıs tarihlerinde AVIS, Spor...

OMSAN Lojistik, ARCA Savunma Sanayi İş Birliği

OMSAN Lojistik, ARCA Savunma Sanayi A.Ş. ile imzaladığı iş birliği protokolü kapsamında, ARCA Savunma’nın ulusal ve...

Chery Üç Araçlı Çarpışma Testleri Yüksek Güvenlik Seviyesi

Çin’in otomotiv alanındaki ihracat lideri Chery, gerçek risklere daha yakın standartlarla ürün güvenliğini geliştirmeye devam...

OMODA-JAECOO VPD Teknolojisi

OMODA & JAECOO VPD Teknolojisiyle Park Etme Sorununu Ortadan Kaldırıyor! Yenilikçi tasarım diline sahip modelleri ile...
Kimi Antonelli dopo la pole nelle qualifiche di Miami

F2 İlk Kez Miami’de…

Formula 1’de 2026 sezonu, beş haftalık aranın ardından Miami Grand Prix’siyle devam ediyor. Hafta sonu...

Bodrum’da Zafer Kazaz-Silvestre Ekibinin

Karya Otomobil Spor Kulübü tarafından düzenlenen Petrol Ofisi Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın ikinci ayağı...

İpek Yolu Rallisi TÜVTÜRK’ün desteğiyle 20. kez yola çıktı

TÜVTÜRK’ün 15 yıldır aralıksız destek verdiği Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Türkiye etabı, 3...

TEGV, Trafik Eğitimleriyle 48 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), çocuklarda trafik bilincini artırmak ve güvenli davranış alışkanlıkları kazandırmak amacıyla...

KG Mobility Musso’nun Küresel Lansmanı Kapadokya’da Yapıldı

KG Mobility, Musso kamyonet modelinin küresel lansmanını Türkiye'de düzenledi. 31 ülkeden 170 katılımcı, arazi ve...

Pirelli Türkiye Ar-Ge Gücü Uluslararası Platformlarda

Pirelli Türkiye, Ar-Ge Gücünü Uluslararası Platformlarda Sergiledi Pirelli Türkiye Ar-Ge ekibi, 2026 yılında katıldığı iki önemli...