Ana Sayfa Blog

“BYD Güvenlik İncelemeleri Devrede!”

Uluslararası ulaştırma bakanlıkları, piyasa düzenleme kurulları ve küresel haber ajanslarının son raporlarına göre, elektrikli ve hibrit araç üreticisi BYD grubu için yurt dışı pazarlarında kritik teknik incelemeler ve resmi geri çağırma (recall) kararları açıklandı. Tamamen yurt dışı kaynaklı resmi prosedürlere dayanan bu küresel güvenlik bildirimlerinde, markanın premium ve lokomotif model serilerinde saptanan teknik detaylar kamuoyuyla paylaşıldı.
Çinli elektrikli araç üreticilerinin küresel pazarlardaki agresif büyümesi ve teknolojik gövde gösterileri otomotiv dünyasının gündeminden düşmezken, Almanya’nın ünlü otobanı (Autobahn) Autoblog ve The Free Press tarafından aktarılan çarpıcı bir teknik inceleme ve güvenlik tartışmasına sahne oldu. Uluslararası otomotiv basınında geniş yankı uyandıran rapora göre, Çin pazarında büyük yankı uyandıran ultra lüks bir model, yüksek hız testleri sırasında kontrol sistemleri açısından mercek altına alındı.

Uluslararası otomotiv mecraları ve bağımsız test uzmanları tarafından paylaşılan, yurt dışı pazarlarını kapsayan en güncel yasal ve teknik gelişmelerin detayları şöyle:
1. Denza Z9 GT: Otoyol Hızında “Yön Değiştirme” İncelemesi
  • Resmi Rapor Tarihi: 31 Temmuz 2026 [1]
  • Raporlayan Kurum/Mecra: Autoblog / Yahoo Autos [1]
  • Gelişme: BYD bünyesindeki ultra lüks EV markası Denza’nın 1.150 beygirlik Z9 GT modeli, Almanya’daki otoban testleri sırasında ciddi bir yazılımsal/mekanik incelemeye tabi tutuldu.Çinli otomotiv devi BYD bünyesinde üretilen, yaklaşık 130 bin dolar fiyat etiketine ve 1.150 beygir gibi ekstrem bir güce sahip olan ultra lüks elektrikli Denza Z9 GT modeli, Almanya’nın Alsfeld bölgesindeki otoban testleri sırasında ciddi bir teknik tartışmanın odağı haline geldi.  [1]
  • Detay ve Risk: Otomotiv uzmanlarının gerçekleştirdiği yüksek hız testleri esnasında, aracın direksiyon sisteminin sürücü müdahalesi olmaksızın aniden bariyerlere doğru ani sert yön değişimi (direksiyon şok kilitlemesi) yaptığı rapor edildi. Şasi kontrolü ve direksiyon yazılım algoritmalarının yüksek hız kararlılığı uluslararası otomotiv basınında güvenlik açısından derinlemesine sorgulanmaya başlandı. Otomotiv gazetecisi ve eski yarış pilotu Jack Baruth tarafından gerçekleştirilen yüksek hız performans testleri esnasında, araç saatte 150 mil (yaklaşık 240 km/s) hızı geçtiği sırada direksiyon sisteminde beklenmedik bir durum yaşandı. Sürücü beyanına göre; herhangi bir şiddetli yan rüzgar veya yol kusuru olmamasına rağmen, direksiyon simidi sürücü müdahalesi olmaksızın aniden çelik bariyerlere doğru ani bir yön değişikliği eğilimi gösterdi. [1]
  • Deneyimli pilotun hızlı refleksi sayesinde araç yüksek hızda kontrol altına alınarak olası bir kazanın önüne geçildi. Ancak bu olay, uluslararası uzmanlar tarafından premium performans pazarına giren yeni nesil araçların şasi kontrolü, direksiyon mekanizmaları ve yazılım algoritmalarının yüksek hız kararlılığı açısından derinlemesine sorgulanmasına ve teknik inceleme tartışmalarının başlamasına neden oldu.

2. BYD Qin Plus DM-i: Kazaya Karışan Hibrit Modelde Yangın İncelemesi
  • Resmi Gelişme Tarihi: 17 – 20 Temmuz 2026
  • Raporlayan Kurum: Çin Trafik Emniyet Departmanları ve VOI Global
  • Gelişme: Çin’in Chengdu kentinde üç aracın karıştığı zincirleme bir trafik kazasının ardından, kazaya dahil olan BYD Qin Plus DM-i (Plug-in Hibrit) modeli alevler içinde kaldı. Çin’in Chengdu kentinde üç aracın karıştığı zincirleme bir trafik kazasının ardından, kazaya dahil olan BYD Qin Plus DM-i (Plug-in Hibrit) modeli alevler içinde kaldı.
  • Detay ve Risk: Çarpışmanın hemen ardından araçtan dumanlar yükselerek tüm gövdeyi iskelet haline getiren bir yangın başlattı. Resmi trafik otoriterleri ve uzman ekipler, yangının harici bir fiziki darbeden mi yoksa batarya/yakıt hattı hücrelerindeki bir sızıntı zincirinden mi kaynaklandığını belirlemek üzere resmi teknik inceleme ve soruşturma başlattı.Çarpışmanın hemen ardından araçtan dumanlar yükselerek tüm gövdeyi iskelet haline getiren bir yangın başlattı.  [1]

3. Küresel Batarya ve Akıllı Donanım Geri Çağırma Dalgaları
  • Raporlayan Kurum: Reuters ve Çin Devlet Piyasa Düzenleme Kurumu (SAMR) [1, 2]
  • Kapsam: Dünya genelinde Qin PLUS DM-i serisinden 88.981 adet araç ile Dolphin ve Atto 3 (Yuan Plus) serilerinden 97.000 adet elektrikli araç. [1, 2]
  • Krizlerin Nedeni:
  • Qin PLUS DM-i modellerinde; batarya paketlerinin üretim hattındaki hücre kalibrasyon uyumsuzluğu yüzünden sürüş esnasında aniden güç ve elektrik kaybı yaşanması riski saptandı.
  • Dolphin ve Atto 3 modellerinde ise; direksiyon kontrol ünitesindeki kapasitörlerin aşırı ısınarak elektriksel kısa devre ve dolayısıyla potansiyel bir yangın riski oluşturabileceği belirtildi. Resmi piyasa regülatörlerinin yasal baskısıyla yetkili servislerde ücretsiz parça değişim kitleri uygulanmaya devam ediyor. [1, 2, 3, 4]

4. Avustralya’da “Üretim Yılı Hatası” ve Milyon Dolarlık İadeler
  • Resmi Gelişme Tarihi: 12 – 13 Temmuz 2026
  • Raporlayan Kurum: CarExpert ve ABC News
  • Gelişme: Güvenlik dışı idari/üretim krizinde ise BYD Avustralya, 1.200’den fazla müşterisine milyonlarca dolarlık tam para iadesi veya araç değişimi teklif etmek zorunda kaldı.
  • Detay: Müşterilere 2026 model yılı olarak satılan Atto 3, Sealion 8 ve Shark 6 modellerinin, yasal şasi sorgularında aslında 2025 yılında üretildiği ortaya çıktı. Tüketicilerin sigorta şirketleriyle yaşadığı yasal uyuşmazlıklar sonrası marka, “sistem hatası” açıklaması yaparak geri adım attı ve tam iade süreci başlattı.
Sektörel Analiz Notu:  Uluslararası pazarlarda yaşanan bu gelişmeler, otomotiv endüstrisinde yüksek dijital ekranlar ve performans verilerinden ziyade, yazılımsal kararlılık ile yüksek hız güvenlik validasyonlarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Autoblog’un raporunda vurgulandığı üzere, yeni nesil üreticilerin küresel arenada kalıcı bir güven sağlaması için pazarlama vaatlerinin ötesinde sürüş güvenliği standartlarını kusursuzlaştırması gerektiği belirtiliyor.

Chery grubu (Chery, Omoda ve Jaecoo) küresel pazarlarda resmi geri çağırma

Avustralya Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı ile Birleşik Krallık’ın resmi araç geri çağırma platformu GOV.UK tarafından yayınlanan son raporlara göre, Çinli otomotiv devi Chery Grubu bünyesindeki Chery, Omoda ve Jaecoo markalarına ait bazı modeller için küresel pazarlarda resmi geri çağırma (recall) kararları açıklandı. Uluslararası denetleyici kurumların ve ulaştırma bakanlıklarının resmi verilerine dayanan bu güvenlik bildirimlerinde, araçların üretim ve montaj hatlarında saptanan bazı teknik detaylar kamuoyuyla paylaşıldı.
Çinli otomotiv devi Chery grubu (Chery, Omoda ve Jaecoo), küresel pazarlarda ardı ardına yayınlanan resmi geri çağırma (recall) kararlarıyla çalkalanıyor. Avustralya, Birleşik Krallık (UK) ve Çin’deki resmi ulaştırma ve altyapı bakanlıklarının raporlarına dayanan verilere göre, markanın en popüler modellerinde “fren hidroliği sızıntısı” ve “seyir halinde motor stop etme” gibi ciddi güvenlik riskleri tespit edildi.

Uluslararası kurumlarca onaylanmış ve yurt dışı pazarlarını kapsayan o şok detaylar:
1. Chery Tiggo 8 Pro Max: “Fren Borusu Aşınması ve Sızıntı” Uyarısı
  • Resmi Karar Tarihi: 23 – 27 Haziran 2026
  • Raporlayan Kurum: Avustralya Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı
  • Kapsam: 2023 – 2026 model yılları arasında üretilen 5.556 adet Chery Tiggo 8 Pro Max modeli acil koduyla servislere çağrıldı.
  • Krizin Nedeni: Fabrika çıkışlı üretim hatası sebebiyle, aracın ana fren borusunun motor bloğuna sürtecek şekilde (chafing) monte edildiği saptandı. Zamanla sürtünmeden dolayı aşınan fren borusunun delinebileceği bildirildi.
  • Güvenlik Riski: Borunun delinmesi durumunda fren hidroliği sızıntısı yaşanıyor ve aracın fren performansı aniden düşüyor. Resmi makamlar bu durumun kaza riskini artırdığını vurgulayarak “ücretsiz acil onarım” süreci başlattı.
2. Jaecoo J7 (Tansuo 06): Otoyolda “Aniden Stop Etme” Krizi
  • Resmi Karar Dönemi: Ocak – Mart 2026
  • Raporlayan Kurum: Avrupa Birliği Safety Gate (Güvenlik Kapısı) ve Birleşik Krallık DVSA
  • Kapsam: Birleşik Krallık’ta satılan 1.6 litrelik benzinli modellerin yaklaşık %26’sını oluşturan 7.317 adet Jaecoo 7 ve Çin pazarındaki kardeş modeli Chery Tansuo 06
  • Krizin Nedeni: Motor Kontrol Ünitesi’ne (ECU) giren kablo demeti klipsinin üretim bandında yerine tam oturtulmadığı belirlendi. Kablo demetinin motor montaj braketine sürtünerek aşındığı ve elektrik kesintilerine yol açtığı kanıtlandı.
  • Güvenlik Riski: Sürüş esnasında motor arıza lambasının yanmasıyla birlikte, aracın seyir halindeyken aniden stop etmesi ve güç kaybı yaşaması riski bulunuyor. Fişli Hibrit (PHEV) modeller ise bu sorundan muaf tutuldu.
3. Omoda 5 ve E5: “Aks Somunu Gevşemesi ve Kontrol Kaybı”
  • Resmi Karar Tarihi: Şubat 2026
  • Raporlayan Kurum: GOV.UK Resmi Araç Geri Çağırma Servisi
  • Kapsam: 2025 üretimi benzinli Omoda 5 ve elektrikli Omoda E5 modelleri
  • Krizin Nedeni: Fabrika montaj hattında tekerleklerin göbek somunlarının ve aks milinin (driveshaft nut) düzgün şekilde kilitlenmediği ortaya çıktı.
  • Güvenlik Riski: Araç hareket halindeyken tekerleklerde aşırı vibrasyon, uğultu ve ileri aşamalarda sürücünün direksiyon ve sürüş kontrolünü tamamen kaybetmesi riski raporlandı.
4. Çin Hükümetinden Chery Fabrikalarına Güvenlik Baskınları
  • Resmi Gelişme Tarihi: 31 Temmuz 2026
  • Raporlayan Kurum: Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MIIT)
  • Gelişme: Çin hükümeti, akıllı ve elektrikli araçların üretim güvenliği standartlarını denetlemek amacıyla Chery fabrikalarına yönelik ani baskınlar ve fiziki denetimler gerçekleştirdi. Fabrika kalitesini kalıcı olarak mercek altına alan bakanlık, siber ve fiziki üretim açıklarını engellemeyi hedefliyor.

VW 100.000 çalışanı işten çıkarmayı masaya yatırdı

Volkswagen’de 100 Bin Kişilik Deprem: Tarihi Fabrikalar Kapatılma Riskiyle Karşı Karşıya! 

WOLFSBURG – Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi Volkswagen (VW) grubu, Çinli elektrikli araç (EV) markalarının baskısı ve milyarlarca avroluk ek gümrük vergisi maliyetleri yüzünden kelimenin tam anlamıyla “can çekişiyor”. CEO Oliver Blume’un hayata geçirmek istediği yeni yeniden yapılanma planı, otomotiv tarihinin en kanlı istihdam operasyonuna dönüşmek üzere.
100 Bin Kişilik Kıyım Gündemde: VW yönetimi, şirketin işletme giderlerinin rakiplerine göre %20 daha fazla olduğunu belirterek, toplam iş gücünün yaklaşık %16’sına denk gelen 100.000 çalışanı işten çıkarmayı masaya yatırdı. [1, 2]
Almanya’da Fabrika Kapatma Kaosu: Şirket tarihinde bir ilki gerçekleştirerek Almanya’daki Hanover, Zwickau ve Emden fabrikalarını kapatmayı tartışıyor. Buna ek olarak, grubun premium markası Audi’nin tarihi Neckarsulm fabrikası da 2030 yılı için tamamen kapatılma riskiyle listeye eklenmiş durumda. [1, 2]
İşçiler Ayaklandı: Audi ve VW fabrikalarında çalışan on binlerce işçi, sendikalarla (IG Metall) birlikte meydanlara inerek protestolara başladı. Almanya’da tansiyon zirvede. [1, 2]

BMW’den Şok Karar: 8 Bin Ofis Çalışanı İçin Yolun Sonu

BMW Group İngiltere'den Kısaca Yaz Haberleri
Sektörde bugüne kadar rakiplerine kıyasla daha sağlam adımlar atan ve kitlesel işten çıkarmalardan kaçınan BMW, Çin pazarındaki sert çöküşe ve kar marjlarındaki daralmaya daha fazla dayanamadı. Alman lüks üreticisi, Münih’teki işçi kurultayında sendika temsilcilerine tarihinin en büyük kemer sıkma planlarından birini sundu.
Krizin Anatomisi ve Rakamlar:
Büyük Tasfiye: Şirket içi kaynaklardan sızan bilgilere göre, BMW küresel çaptaki iş gücünü yaklaşık 8.000 kişi azaltmayı planlıyor.
Doğrudan Ar-Ge ve Yönetim Hedefte: Bu kesintiler fabrika işçilerini değil; doğrudan idari kadroları, yönetim departmanlarını ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) birimlerini vuracak. Gönüllü işten ayrılma programı Ekim 2026’da başlayıp 2027 sonuna kadar devam edecek.
Hedef 1 Milyar Euro Tasarruf: BMW CEO’su Milan Nedeljkovic, otomotiv endüstrisinin kurallarının tamamen değiştiğini itiraf ederek, markanın rekabetçiliğini korumak için 2028 yılından itibaren yıllık 1 milyar euro tasarruf sağlamayı hedeflediklerini açıkladı.

Renault’dan Radikal Karar: Mühendislik Departmanında 800 Kişilik İstihdam Kesintisi

Renault-5-E-Tech-Electric
Avrupa otomotiv endüstrisindeki yapısal kriz ve Çinli üreticilerin elektrikli araç (EV) pazarındaki agresif baskısı, köklü üreticileri radikal kararlar almaya zorluyor. Fransa merkezli otomotiv devi Renault, küresel rekabet gücünü korumak ve maliyetleri düşürmek adına anavatanı Fransa’daki mühendislik departmanında yaklaşık 800 kişilik bir istihdam kesintisine gitmeyi planlıyor.
Şirket içi kaynaklardan ve sendika raporlarından sızan bilgilere göre bu hamle, markanın gelecek stratejilerini derinden etkileyecek cinsten.
“Gönüllü Ayrılık” Adı Altında Kemikler Kırılıyor
Renault yönetimi, bu büyük işten çıkarma operasyonunu doğrudan bir fesih yerine bir “gönüllü ayrılık planı” (VDP) olarak devreye sokmayı hedefliyor. Yapılan iç yazışmalara göre:
Hedef Kitle: Kesintiler doğrudan Fransa’daki araştırma, geliştirme (Ar-Ge) ve prototip test süreçlerini yöneten mühendislik ekibini kapsıyor.
Maliyet Baskısı: Şirket, elektrikli araç dönüşümünde milyarlarca dolarlık yatırım yaparken, geleneksel içten yanmalı motor teknolojilerindeki Ar-Ge bütçesini ve personel maliyetlerini hızla kısmaya çalışıyor.

Çin Tehdidi ve Elektrikli Dönüşüm Sancıları
Otomotiv editörlerinin yakından takip ettiği üzere, Renault CEO’su Luca de Meo uzun süredir Avrupa pazarındaki yüksek üretim maliyetlerinden ve Çinli rakiplerin (BYD, MG vb.) fiyat avantajından şikayetçiydi. Bu 800 kişilik mühendislik kesintisi, markanın yazılım odaklı yeni nesil araçlara (Software-Defined Vehicles) geçiş yaparken, eski tip mühendislik kadrolarını tasfiye ettiğinin en net göstergesi.

Jaguar Land Rover, 250 Binden Fazla SUV’u “Hava Yastığı” Hatasıyla Geri Çağırıyor

Milyonlarca liralık etiketleriyle lüks ve prestijin simgesi olan Jaguar Land Rover (JLR), tarihinin en büyük güvenlik krizlerinden biriyle karşı karşıya. Amerikan Ulusal Otomobil Güvenliği Kurumu’ndan (NHTSA) sızan resmi belgelere göre İngiliz otomotiv devi, ABD genelinde 250.857 adet premium SUV modelini acil koduyla geri çağırıyor. 
Geri çağırma kararı, markanın en popüler ve en yüksek fiyatlı üç ana model ailesini doğrudan kapsıyor: Land Rover Defender, Discovery ve Range Rover.
Krizin Nedeni: Kaza Anında Açılmayan Hava Yastıkları!
NHTSA tarafından yayımlanan teknik rapora göre, söz konusu araçların sürücü tarafındaki hava yastığı sarmal yay (clockspring) konnektörlerinde zamanla korozyon (oksitlenme) meydana geliyor.
Bu oksitlenme, hava yastığının elektrik devresindeki direnci artırarak kaza anında sürücü hava yastığının hiç açılmamasına neden olabiliyor. Olası bir önden veya yandan çarpışmada en kritik güvenlik duvarının devre dışı kalması, sürücüler için ölümcül yaralanma riskini doğrudan zirveye çıkarıyor.
Hangi Modeller Tehlikede? (Model Yılları)
Geri çağırma, oldukça geniş bir üretim bandını ve son 6-7 yıllık süreçte satılan yeni nesil lüks araçları kapsıyor:
  • Land Rover Defender: 2020 – 2026 Model Yılları
  • Land Rover Discovery: 2021 – 2026 Model Yılları
  • Range Rover: 2022 – 2026 Model Yılları
JLR Önce Satışları Durdurdu, Sonra İtiraf Etti;
Sürecin perde arkası ise tam bir fiyasko. Şirket içi yapılan testlerde hava yastığı arıza lambasının (SRS) yandığına dair garanti taleplerinde patlama yaşandığı tespit edildi. NHTSA soruşturmayı derinleştirince JLR, ilk etapta bayilerindeki sıfır ve ikinci el Defender, Range Rover ve Discovery modelleri için acil “satış durdurma” (stop-sale) emri çıkardı. Hemen ardından ise bu çeyrek milyonluk devasa küresel geri çağırma itirafı geldi.

Ford Sadece Yılın İlk Yarısında 12 Milyon Araç Çağırdı

Ford’ta Kalite Sorunları Bitmiyor… Ford, otomotiv endüstrisinde en çok geri çağırma (recall) yapan marka unvanını kimseye kaptırmıyor. Şirket, sadece yılın ilk 6-7 ayında 12 milyondan fazla aracı servislere çağırmak zorunda kaldı.
F-150 modellerindeki şanzıman sinyal kaybı (aracın seyir halindeyken aniden birinci vitese düşmesi), Explorer ve Escape modellerindeki aktarma organı kusurları ve yeni Mustang’lerdeki silecek motoru arızaları markanın milyarlarca dolarlık garanti zararı yazmasına neden oldu.
Editörün Türkiye Notu: Ford CEO’su Jim Farley her ne kadar “kaliteyi artırıyoruz” açıklamaları yapsa da, resmi NHTSA verileri tam tersini, yani markanın yapısal bir kalite krizi yaşadığını söylüyor.

Tesla’da Süspansiyon Depremi: 1.2 Milyon Araç İçin Soruşturma

Tesla-Model-Y-Premium
NHTSA (Amerikan Ulusal Otomobil Güvenliği Kurumu) resmi olarak 1.2 milyon Tesla aracını kapsayan devasa bir ön inceleme başlattı. [1]
Araçların alt salıncak ve süspansiyon sistemlerinde ani kopma ve kırılma riskleri tespit edildi. Küresel basına (Reuters) sızan bilgilere göre Tesla, geçmiş yıllarda bu kronik arızaları biliyordu ancak resmi raporlarda hatayı kullanıcı sürüş kusuruymuş gibi göstererek örtbas etmeye çalıştı. Şimdi ise 1.2 milyon araçlık zorunlu bir geri çağırma kapıda.
Türkiye Notu: Türkiye’de yüzlerce teslimatı yapılan Model Y ve Model 3 sahiplerini doğrudan ilgilendiren bu güvenlik krizi hakkında yerel yönetimlerin nasıl bir aksiyon alacağı merak konusu.

JEEP 1 Milyondan Fazla SUV İçin “Dışarıya Park Edin” Uyarısı

Special Exchange Support from Jeep for March…
Jeep Sahiplerine Şok Uyarı: “Aracınızı Kapalı Garaja Park Etmeyin, Yangın Riski Var!
Stellantis grubu, 1 milyondan fazla Jeep Wrangler ve Gladiator modelini kapsayan devasa bir geri çağırma operasyonu başlattı.  Hidrolik direksiyon kablo tesisatında yaşanan bir tasarım hatası, kabloların aşırı ısınmasına ve araç park halindeyken bile aniden yangın çıkmasına neden oluyor. Üretici, parça değişimi yapılana kadar müşterilerine “Araçlarınızı evlerin yakınından ve kapalı garajlardan uzak, açık alanlara park edin” uyarısı yolladı.
Editörün Türkiye Notu: Premium segmentte milyonlarca liraya satılan bu ikonik arazi araçlarının yangın riskiyle karşı karşıya olması, otomotivdeki kalite kontrol süreçlerinin ne kadar aceleye getirildiğinin en net kanıtı.

Toyota’da Yılın İlk Yarısında Tablo Negatif….

Toyota Kentucky, RAV4 Hibrit montajına başladı, 40. yılda boya tesisinin temelini attı
Toyota’da İki Yıl Sonra İlk Kırılma: Çin Pazarı Küresel Satışları Aşağı Çekti!
Dünyanın en büyük otomotiv üreticisi Toyota, küresel pazarlarda iki yıldır sürdürdüğü büyüme serisinde ilk kez frene bastı. Japon devinin açıkladığı yılın ilk yarısına (Ocak-Haziran) ait üretim ve satış verileri, markanın küresel operasyonlarında iki yıl aradan sonra ilk kez daralma yaşadığını ortaya koydu.
Bu düşüşün arkasındaki en büyük iki neden ise Çin pazarındaki talep daralması ve markanın lokomotif modellerinden RAV4’ün nesil değişimi (kasa değişimi) süreci olarak öne çıkıyor.
Yılın İlk Yarısında Tablo Negatif
Toyota’nın lüks segmentteki temsilcisi Lexus rakamlarını da kapsayan altı aylık bilançonun öne çıkan detayları şu şekilde:
  • Küresel Satışlarda Kan Kaybı: Ocak-Haziran döneminde markanın küresel satışları, geçen yılın aynı dönemine göre %2,9 gerileyerek 5 milyon adet sınırında kaldı.
  • Çin Tokadı, Amerika Desteği: Kuzey Amerika ve Japonya pazarlarındaki güçlü talep markayı rahatlatsa da, Çin pazarında yaşanan %17,1’lik devasa çöküş küresel rakamları negatife çekmeye yetti.
  • Üretim Bantları Yavaşladı: Yılın ilk altı ayında küresel araç üretimi yıllık bazda %1,2 küçülerek 4,9 milyon adetin altında gerçekleşti.
Haziran Ayında Toparlanma Sinyalleri
Yılın ilk yarısı genel olarak durgun geçse de, Haziran ayı özelindeki veriler Toyota için yeşil ışık yaktı. Haziran ayında küresel satışlar hafif bir kıpırdanmayla %0,1 artarak 868.454 adete ulaştı. Markanın Haziran ayı küresel üretimi ise %2,9 artışla 879.321 adet olarak kayıtlara geçti ve önümüzdeki aylar için toparlanma sinyali verdi.

Mercedes-Benz 5 bin 500 çalışanla yollarını gönüllü ayrılık formülüyle ayırdı

Mercedes Benz perde il 17,2% nel primo trimestre
Beş büyük Alman üreticide son durum
Alman otomotiv sektörünün en önemli aktörlerinden BMW, küresel ölçekte yaklaşık 154 bin kişiden oluşan iş gücünün yüzde 5’ine tekabül eden 8 bin idari ve AR-GE pozisyonunu 2027 sonuna kadar tasfiye edeceğini duyurdu. Şirketin ikinci çeyrek net karı ise yüzde 35 azalarak 1,2 milyar avroya geriledi.
Lüks spor otomobil markası Porsche, alınan tasarruf tedbirleri kapsamında Almanya’daki istihdamını 2035 yılına kadar 5 bin kişi azaltmayı, başka bir ifadeyle her 5 çalışandan 1’ini işten çıkarmayı planlıyor. Üreticinin küresel satışları, 2025’te yüzde 10 kayıpla 2020’den bu yana en düşük seviyeye indi.
İstihdam azaltma programının kapsamını iki katına çıkaran Volkswagen, 100 bin çalışanın işine son vermeyi ve Almanya’daki dört fabrikayı kapatmayı planladığını açıkladı. Benzer hacimde araç üreten Japon rakibi Toyota’dan yüzde 60 daha fazla çalışana sahip olan şirketin 2025 yılı faaliyet kâr marjı yüzde 2,8 gibi kritik bir seviyede kalmıştı.
Mercedes-Benz, 2027 yılına kadar 5 milyar avro tasarruf sağlamak amacıyla idari ve bilişim departmanlarından yaklaşık 5 bin 500 çalışanla yollarını gönüllü ayrılık formülüyle ayırdı. Çin pazarındaki sert rekabet sebebiyle 700 milyon avrodan fazla varlık silen şirketin çekirdek otomobil bölümünün faaliyet kârı yüzde 25 eriyerek 909 milyon avroya geriledi.
Daha önce 2029 yılı sonuna kadar idari ve AR-GE birimlerinden 7 bin 500 kişiyi işten çıkaracağını duyuran Audi’de ise krizin derinleşmesiyle fabrika kapatma senaryoları gündeme geldi. Üretim kapasitesi düşürülen Neckarsulm fabrikası, 2030 yılında kapatılması muhtemel tesisler listesine dahil edildi.
Yurt dışında üretim ve siyasi arayışlar
Alman otomotiv sanayisi üretim ağını uzun süredir küresel ölçekte organize ediyor. Günümüzde Alman markalı her 10 araçtan 7’sinden fazlası Almanya dışında üretiliyor. Bu durum pazarın olduğu yerde üretim yaparak lojistik maliyetlerini ve kur risklerini azaltmayı hedeflerken Almanya içindeki fabrikaların sadece marka imajına güvenmek yerine yüksek verimlilik odaklı çalışmasını zorunlu kılıyor. Alman Otomobilciler Birliği (VDA) verilerine göre, Almanya’da üretilen otomobil sayısı 2016 yılından bu yana yüzde 28 geriledi.
Kimya ve makineyle birlikte 19. yüzyıldan bu yana Alman mühendisliğinin üç temel direğinden biri olan otomotiv sektöründeki bu kötü gidişat, ekonomik sınırları aşıyor. Ülkenin küresel simgeleri olan Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’nin içine düştüğü bu yapısal kriz, yalnızca binlerce çalışanın geçim kaynağını ve ülke ekonomisini sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda Alman ulusal kimliğini, toplumsal huzuru ve kırılgan siyasi dengeleri de doğrudan etkiliyor.
Otomotiv sanayisindeki gerileme, Almanya’da aşırı sağcı siyasi hareketleri besleyerek toplumsal kırılganlığı artırıyor.
Sanayideki bu gerilemeye çözümler arayan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçen hafta bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, sektörel sorunları doğrudan Çin’e bağlayarak, Çin kaynaklı ithalat dalgasına karşı Avrupa’nın geri kalanıyla ortak hareket etme sözü verdi.
Merz, Fransız üreticilerin de benzer sorunlarla karşılaştığına dikkati çekerek “Otomotiv endüstrisini yeniden istikrara kavuşturmak için her şeyi yapıyoruz. Şu anda burası Almanya’daki en zordaki sektör.” ifadelerini kullandı.

Alman otomotiv sektöründeki kriz Çin ve maliyet etkisiyle derinleşiyor

'Volkswagen chiuderà quattro fabbriche in Germania a partire dal 2031'
Küresel pazarlardaki gümrük vergisi anlaşmazlıkları, ABD’nin korumacı politikaları ve Çin’deki iş hacminin zayıflamasıyla sarsılan sektörde gelecek endişesi büyüyor.
Sektörün önde gelen üreticilerinin yılın ikinci çeyreğine yönelik açıkladıkları finansal sonuçlar, krizin münferit olmaktan çıkıp tüm endüstriyi sarsan kronik bir boyuta ulaştığını ortaya koydu.
Almanya ve Avrupa Birliği (AB) genelinde belirsizliğini koruyan siyasi çerçeve nedeniyle içten yanmalı motorlara uzun süre bağımlı kalan Alman üreticiler, dönüşüm sürecinin getirdiği zorluklarla mücadele ediyor.
Alman otomotiv üreticileri, yüksek üretim maliyetleri ve daralan kar marjlarının yanı sıra ABD’nin gümrük tarifeleri, Orta Doğu’daki krizler ve yükselen enerji fiyatlarının baskısını da bilançolarında doğrudan hissediyor.
Ekonominin bel kemiğinde istihdam kan kaybediyor
Otomotiv sanayisi, Almanya’da toplam katma değerin yüzde 5’ini, istihdamın ise yüzde 3’ünü oluşturarak gelir açısından ülkenin en büyük sanayi sektörü konumunda bulunuyor.
Sanayide çalışanların yaklaşık yüzde 14’ünü barındıran ve 2025’te toplam ihracatın yüzde 16,2’sine denk gelen 280 milyar avroluk dış satıma imza atan sektörde kan kaybı verilere de yansıyor. Tedarikçiler hariç yaklaşık 725 bin kişinin istihdam edildiği Alman otomotiv endüstrisinde, istihdam oranı bir önceki yıla göre yüzde 6,2 azaldı.
Alman mühendisliğinin ve küresel gücünün temel direklerinden olan bu sektördeki kötü gidişat, ekonomik sınırları da aşıyor.
Ülkenin küresel simgeleri olan Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’nin içine düştüğü bu durum, yalnızca binlerce çalışanın geçim kaynağını ve ülke ekonomisini sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal huzuru, kırılgan siyasi dengeleri etkileyerek aşırı sağcı hareketleri de besliyor.
Radikal küçülme planları devrede
Derinleşen kriz, lüks segment dahil olmak üzere üreticileri radikal önlemler almaya zorluyor. Sektörün geleceğine yönelik tartışmaların odağında araç başına düşen yüksek işçilik maliyetleri yer alıyor.
Yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman’ın analizine göre, Almanya’da bir otomobilin üretimindeki ortalama işçilik maliyeti 3 bin 307 doları bulurken bu rakam Çin’de 597 dolar, Meksika’da ise 305 dolar seviyesinde seyrediyor. Çinli üreticilerin gelişmiş üretim hatları sayesinde bir aracı çok daha az iş gücü saatiyle banttan indirebilmesi, aradaki maliyet uçurumu derinleştiriyor. Bu tablo, üreticilerin yeni yatırımlarını Doğu Avrupa ve Meksika gibi bölgelere kaydırmasına yol açıyor.
Çin’in yükselişi dengeleri kalıcı olarak değiştirdi
Alman üreticiler küresel pazarda iki cepheli bir zorlukla karşı karşıya bulunuyor. Dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de yabancı markaların satışları hızla erirken Çinli üreticiler Avrupa pazarında büyük adımlarla ilerliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2025 yılında küresel elektrikli araç üretiminin yaklaşık yüzde 75’i Çin’de gerçekleştirildi. Çinli üreticiler, bir önceki yıla göre ihracatını ikiye katlayarak 2,5 milyondan fazla elektrikli aracı dünya pazarlarına gönderdi.
Çin, bir dönem Volkswagen satışlarının yüzde 37’sini oluşturacak kadar kazançlı bir adaydı. Ancak Çinli üreticiler, ortak girişimler sayesinde otomobil üretimini öğrendikten sonra dengeleri kendi lehlerine değiştirdi. Süreç içinde Çin kamu otomotiv şirketi BAIC Group, yüzde 9,98 hissesiyle Mercedes-Benz’in en büyük hissedarı konumuna geldi. BYD ve Geely Auto gibi Çinli firmalar elektrikli araç teknolojisinde hızla vites yükseltirken, Alman üreticiler cazip elektrikli modeller sunmakta gecikti. Bunun sonucunda, yılın ilk altı ayında Çin pazarındaki satışlar yıllık bazda Mercedes’te yüzde 28, Volkswagen’de yüzde 26 ve BMW’de yüzde 20 düşüş gösterdi.

Mercedes-Benz ABD’de 310.667 aracı geri çağırıyor…

Mercedes-Benz, açık kapının tespit edilmeme riski nedeniyle ABD’de 310.667 aracı geri çağırıyor, ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) açıkladı.
NHTSA, geri çağırmanın CLA, A-Class, C-Class, CLE, GLA/GLB ve GLC gibi modelleri içerdiğini belirtti. Sürücü kapısı kilidindeki korozyona uğramış mikro anahtar nedeniyle açık kapının tespit edilmemesi, otomatik park freninin otomatik devre dışı kalmasını engelleyebilir ve aracın devrilmesine yol açabilir. uyarısı yapıldı.

Alfa Romeo Türkiye’de Hizmet Ağını Yeni Yatırımlarla Genişletti

Tarzın ve tutkunun markası Alfa Romeo, Türkiye genelindeki satış ve satış sonrası hizmet ağını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, 2026 yılı itibarıyla yatırımlarını sürdüren Alfa Romeo, Sivas, Samsun, Bursa ve Tekirdağ’da markanın güncel kurumsal kimlik standartlarına uygun olarak hayata geçirilen dört yeni satış ve servis noktasını hizmete açtı. Modern mimarileri, premium hizmet anlayışı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken Alfa Romeo OFZ Sivas, Alfa Romeo Demir Samsun, Alfa Romeo Baykar Bursa ve Alfa Romeo Haliç Çorlu ile birlikte markanın Türkiye’deki satış ağı 24, yetkili servis ağı ise 27 noktaya yükselirken, yıllık araç kabul kapasitesi de yaklaşık 6.500 adet arttı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Alfa Romeo Marka Direktörü Selim Eskinazi, “Alfa Romeo olarak Sivas, Samsun, Bursa ve Tekirdağ’da hizmete aldığımız dört yeni satış ve servis noktamızla Türkiye’deki satış ağımızı 24, yetkili servis ağımızı ise 27 noktaya ulaştırıyoruz. Müşteri memnuniyetini merkeze alan hizmet anlayışımız doğrultusunda satış ve satış sonrası ağımızı önümüzdeki dönemde de güçlendirmeyi sürdüreceğiz” dedi.

İtalyan sportifliğini, özgün tasarımı ve ileri teknolojiyi bir araya getiren Alfa Romeo, kullanıcılarına sunduğu premium satış ve satış sonrası hizmet deneyimini Türkiye genelinde güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Alfa Romeo, 2026 yılı itibarıyla yatırımlarına hız kesmeden devam ederek Sivas, Samsun, Bursa ve Tekirdağ’da, markanın güncel kurumsal kimlik standartlarına uygun olarak tasarlanan yeni satış ve servis noktalarını hizmete aldı ve Türkiye genelindeki bayi ve servis ağını daha da genişletti. Modern mimarileri, premium hizmet anlayışı ve müşteri deneyimini odağına alan yapılarıyla öne çıkan Alfa Romeo OFZ Sivas, Alfa Romeo Demir Samsun, Alfa Romeo Baykar Bursa ve Alfa Romeo Haliç Çorlu ile birlikte markanın Türkiye’deki satış ağı 24’e, yetkili servis ağı ise 27 noktaya yükseldi. Bu yeni yatırımlarla birlikte Alfa Romeo’nun yıllık araç kabul kapasitesi de yaklaşık 6.500 adet arttı.
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Alfa Romeo Marka Direktörü Selim Eskinazi, “Alfa Romeo olarak Türkiye’deki büyüme stratejimizi güçlü ürün gamımızın yanı sıra müşterilerimize sunduğumuz kapsamlı ve ayrıcalıklı marka deneyimiyle destekliyoruz. Sivas, Samsun, Bursa ve Tekirdağ’da hizmete aldığımız dört yeni satış ve servis noktamızla Türkiye’deki satış ağımızı 24, yetkili servis ağımızı ise 27 noktaya ulaştırıyoruz. Yeni yatırımlarımız sayesinde Alfa Romeo’nun eşsiz İtalyan karakterini, sportif ruhunu ve sürüş tutkusunu Türkiye’nin daha fazla bölgesindeki otomobilseverlerle buluşturacağız. Müşteri memnuniyetini merkeze alan hizmet anlayışımız doğrultusunda satış ve satış sonrası ağımızı önümüzdeki dönemde de güçlendirmeyi sürdüreceğiz” dedi.
Ayrıcalıklı marka deneyimi sunan yeni satış ve servis noktaları
Alfa Romeo, 2026 yılı boyunca Türkiye’deki hizmet ağını kademeli olarak genişletti. Yılın ilk yarısında Sivas’ta OFZ Otomotiv, Samsun’da Demir Otomotiv, Bursa’da Baykar Otomotiv ve Tekirdağ’da Haliç Oto tesislerini devreye alan marka yatırım atağını sürdürüyor.
Markanın güncel kurumsal kimlik standartlarına uygun olarak hayata geçirilen yeni satış ve servis noktaları, modern showroom konsepti, premium hizmet anlayışı ve müşteri deneyimini odağına alan yapısıyla dikkat çekiyor. Kolay ulaşılabilir lokasyonlarda konumlandırılan yeni tesisler, Alfa Romeo müşterilerine markanın ayrıcalıklı dünyasını yansıtan konforlu bir deneyim sunuyor. Satış tarafında görev yapan uzman ekipler, Alfa Romeo’nun global satış standartları doğrultusunda kapsamlı eğitimlerden geçirilirken, satış sonrası hizmetlerde de markanın yüksek kalite anlayışı aynı titizlikle uygulanıyor.
Yıllık araç kabul kapasitesi yaklaşık 6.500 adet arttı
2026 yılında hizmete alınan yeni Alfa Romeo servisleriyle birlikte markanın toplam yıllık araç kabul kapasitesi yaklaşık 6.500 adet arttı.

Hyundai Motor Türkiye’den İşletmelere Özel Finansman

Hyundai Motor Türkiye, kurumsal müşterilerine yönelik yeni finansman çözümü Hyundai Leasing hizmetini devreye aldı. Garanti Finansal Kiralama A.Ş. iş birliğiyle sunulan sistem sayesinde tüzel kişiler ile vergi levhasına sahip gerçek kişiler, Hyundai modellerine 60 aya varan vade ve yüzde 100’e varan finansman imkânıyla sahip olabilecek.
Hyundai Leasing; 12, 24, 36, 48 ve 60 ay vade seçenekleri, aylık sabit ödeme avantajı ve hızlı başvuru süreciyle işletmelere daha esnek bir satın alma deneyimi sunuyor. Banka kredi limitlerini etkilemeyen yapısının yanı sıra BSMV muafiyeti ve faiz giderlerinin muhasebeleştirilebilmesi gibi finansal avantajlar da kullanıcıların faydasına sunuluyor. Kampanya kapsamında başvurular peşinatsız veya müşterinin tercih edeceği peşinat oranıyla değerlendirilebiliyor. Finansal kiralama süresi boyunca aracın hukuki mülkiyeti ilgili bankaya ait olurken, vade sonunda araç müşteriye devrediliyor.
Hyundai Leasing fırsatları, kampanyaya katılan Hyundai yetkili satıcılarında ve belirlenen modellerde geçerli olacak. Detaylı bilgiye Hyundai yetkili satıcılarından ulaşılabiliyor.

Siemens ve HD Hyundai’den yapay zeka destekli stratejik anlaşma

Siemens ve HD Hyundai arasındaki stratejik ortaklık, dünya genelinde artan gemi inşa talebine ve tersanelerin modernizasyon ihtiyacına yanıt verecek “dijital tersane” vizyonuyla genişletildi. Bu ortaklık, HD Hyundai’nin Siemens Xcelerator endüstriyel yazılım ve otomasyon portföyünü benimsemesine yönelik bir anlaşmayı içeriyor.
Siemens ve HD Hyundai, gemi inşasının geleceğini yeni bir “dijital tersane” planıyla şekillendirmek üzere stratejik ortaklıklarını genişletiyor. HD Hyundai’nin Siemens Xcelerator portföyünü benimsemesine yönelik bir anlaşmayı içeren bu iş birliği, ABD başta olmak üzere birçok pazarda artan gemi inşa kapasitesi ve ileri üretim teknolojilerine yönelik talebe yanıt vermeyi hedefliyor.
İki şirket; mühendislik, üretim, tedarik zinciri ve tersane operasyonlarını uçtan uca birbirine bağlayan entegre bir dijital altyapı oluşturacak. Bu yapı sayesinde gemi inşasının tüm yaşam döngüsü boyunca yapay zeka destekli analizler, akıllı otomasyon ve veriye dayalı karar alma süreçleri mümkün olacak. Entegre dijital altyapı, tersanelerin üretimi hızlandırmasına, kaliteyi artırmasına ve yeniden işleme ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. Sonuç olarak, artan küresel talebi karşılamak üzere daha donanımlı, daha üretken, verimli ve dayanıklı bir gemi inşa ekosistemi ortaya çıkacak. Dijital tersane yaklaşımı hem yeni kurulacak tersaneleri hem de mevcut tesislerin üretimi kesintiye uğratmadan aşamalı olarak modernize edilmesini destekleyecek şekilde tasarlandı.
HD Kore Gemi Yapımı & Açık Deniz Mühendislik Başkanı ve CEO’su H.K. Kim konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zeka yalnızca verimlilik aracı değil; gemilerin tasarımını, inşasını ve işletimini yeniden şekillendiren dönüştürücü bir teknolojidir. Yapay zeka, dijital ikiz ve otomasyon teknolojilerini bağlantılı dijital tersane ortamına entegre ederek, gemi inşa sektörü için geleceğin ihtiyaçlarına hazır bir model oluşturmayı hedefliyoruz. Siemens ile birlikte, ABD gemi inşa sektörünün modernizasyonuna ve rekabet gücüne katkı sağlarken, dünya genelindeki tersanelerin dijital dönüşümünü hızlandırmaya destek olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”
Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch ise: “Dünyanın en ileri seviye gemilerini inşa etmek için gemi üreticilerinin milyonlarca bileşende bulunan muazzam karmaşıklığı yönetmesi gerekiyor. HD Hyundai ile genişlettiğimiz ortaklığımız sayesinde, merkezinde Siemens Xcelerator’ın yer aldığı geleceğin dijital tersanesi için ölçeklenebilir bir model oluşturuyoruz. Tersane genelinde veri, yazılım ve otomasyonu birbirine bağlayarak, Endüstriyel YZ için bir işletim sistemi inşa ediyor; gemi üreticilerinin kapasiteyi artırmasına, kaliteyi iyileştirmesine ve yeniden işleme ihtiyacını azaltmasına yardımcı oluyoruz” diye konuştu.
Girişim kapsamında HD Hyundai ve Siemens, Washington, D.C.’de ABD-Kore Gemi İnşa Teknolojisi İş Birliği Merkezi’nin hayata geçirilmesini destekleyecek. Merkez, gemi inşasının dijital geleceği konusunda kamu, sektör ve teknoloji liderleri arasındaki iş birliğini güçlendirmek üzere tasarlandı. Modernizasyon stratejilerinin değerlendirilmesi, dijital tersane teknolojilerinin benimsenmesinin hızlandırılması ve ABD ile müttefik pazarlarda denizcilik rekabet gücünü güçlendiren iş gücü ve sanayi gelişimi girişimlerinin desteklenmesi için bir platform görevi görecek.
Siemens Xcelerator portföyündeki yazılım araçları ve teknolojiler; birden fazla gemi inşa senaryosunda tasarım yetkisini ve uygulama sorumluluğunu korurken, kontrollü veri paylaşımını, konfigürasyon yönetimini, dijital onayları, üretim süreçlerinin görünürlüğünü ve yaşam döngüsü izlenebilirliğini mümkün kılacak.

Vezirköprü’de Heyecanlı Hafta Sonu

PETLAS 2026 Türkiye Offroad Şampiyonası 4. ayağı olan Vezirköprü Offroad Yarışı SSV klasmanında Eren Alver-Onur Sırımoğlu ve otomobil klasmanında da Şehmuz Oğuz-Harun Ulusoy ekiplerinin birincilikleri ile sona erdi.

21 araç ve 42 sporcunun katıldığı organizasyon, PETLAS, Spor Toto, Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Vezirköprü Kaymakamlığı, Vezirköprü Belediyesi destekleriyle düzenlendi. Kalabalık bir seyirci topluluğu tarafından takip edilen organizasyon, yağışlı havanın oldukça ağırlaştırdığı parkurda büyük çekişmeye sahne oldu.
İki gün boyunca heyecanın hiç azalmadığı Vezirköprü’de, otomobil kategorisinde Şehmuz Oğuz-Harun Ulusoy birinciliğin sahibi olurken, Yakup Çimiç-Adem Paç ikinci, Ahmet Köse-Birol Çoruhlu ise üçüncü olarak podyuma çıktılar. SSV kategorisinde ise Eren Alver-Onur Sırımoğlu ilk sırada finişe ulaşırken, Ergun Çirkin-Bora Kayım ikinci ve Erkan Sülün-Mert Tepe de üçüncü sırada yer aldı. Kadın co-pilotlar klasmanında ise Yasemin Biber Toker birinci, Gülten Toprak da ikinci olarak kürsüye çıktı.
PETLAS 2026 Türkiye Offroad Şampiyonası, 12-13 Eylül tarihlerinde Ankara Offroad Spor Kulübü (ANDOFF) tarafından düzenlenecek olan 5. ayak yarışı ile devam edecek.

TÜVTÜRK’ten motosiklet sürücülerine çağrı…

TÜVTÜRK’ten motosiklet sürücülerine güvenli sürüş için muayene çağrısı…
 Türkiye’de motosiklet sayısı hızla artarken, trafikteki payı yüzde 21’i aşan bu araçlarda düzenli teknik kontrollerin önemi de giderek artıyor. TÜVTÜRK verilerine göre motosiklet muayenelerinde en sık karşılaşılan durumlar arasında fren sistemi uygunsuzlukları, lastik hasarları ve aşınmalarıyla aydınlatma problemleri yer alıyor.
Havaların ısınmasıyla birlikte motosiklet kullanımı yeniden yoğunlaşırken, trafikte güvenliğin sağlanması açısından periyodik muayenelerin zamanında yaptırılması önem taşıyor. TÜVTÜRK, motosiklet tutkusunun kesintisiz ve güvenle devam edebilmesi için periyodik muayenelerin kritik rolüne dikkat çekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2026 Mart ayında trafiğe kaydı yapılan araçların içerisinde motosikletlerin payı yüzde 34,8 iken trafiğe kayıtlı taşıtların içindeki payı ise yüzde 21,2’dir. Bu veriler de motosikletlerin trafikteki hacminin ve bireysel ulaşım içindeki rolünün giderek arttığını gösteriyor.
TÜVTÜRK verileri, teknik kontrollerin yola çıkmadan önce potansiyel riskleri belirlemedeki hayati rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. Son iki yılda motosikletlerin muayeneden kalma oranının yaklaşık yüzde 17 seviyesinde olması, düzenli teknik kontrollerin önemini daha görünür hale getiriyor. Buna karşın, trafikteki motosikletlerin önemli bir bölümünün, zorunlu teknik muayeneleri yaptırmadan trafiğe çıktığı görülüyor.
Fren, lastik ve aydınlatma sistemleri öne çıkıyor
TÜVTÜRK; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Muğla’da bulunan toplam 7 istasyonda motosikletlere özel fren test cihazlarıyla hizmet veriyor. Motosiklet muayenelerinde en sık karşılaşılan kusurlar arasında fren sistemi uygunsuzlukları, lastik hasarları ve aşınmaları ile aydınlatma problemleri yer alıyor. Bu unsurlar; denge, yol tutuşu ve görünürlük açısından kritik rol oynuyor.
Özellikle fren sistemlerinin her iki tekerde de etkin şekilde çalışması, ani manevra ve duruşlarda sürüş hakimiyetinin korunmasına katkı sağlıyor. TÜVTÜRK, motosikletlere özel fren test cihazlarıyla olası risklerin erken aşamada tespit edilmesine ve trafik güvenliğine katkı sağlamayı amaçlıyor.
Motosiklet sahiplerinin muayeneye gelmeden önce yapabileceği basit ve pratik kontroller;
  • Lastiklerin fiziki durumunun kontrol edilmesi, hasar ya da aşınma olması durumunda eksiklikler giderilmesi
  • Aydınlatmaların çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi (fren lambası hem ön fren hem de arka fren için yanacak durumda olmalı)
  • Fren sisteminin çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi, eğer çalışmıyorsa muayeneye hiç başlanamayacağı bilinmelidir.
  • Kişisel koruyucu ekipmanların (kask, dizlik, eldiven vb.) mutlak suretle sürüş anında bulundurulması ve kullanılması gerektiği hem muayene hem de trafik güvenliği açısından önemlidir.

Lassa, Beş Yeni Ürünle Uluslararası Pazarlarda

Lassa, Yenilenen Ürün Portföyü ve Etkili Distribütör Ağıyla Küresel Büyümesini Güçlendiriyor
Türkiye lastik sektörünün lideri ve ihracat şampiyonu Brisa’nın tüm dünyada tüketiciyle buluşan markası Lassa, dünyanın farklı bölgelerinden distribütörlerini Köln’de bir araya getirdi. 80’i aşkın ülkede 6 binden fazla satış noktasıyla faaliyet gösteren marka, etkinlikte hem küresel büyüme vizyonunu paylaştı hem de tamamen yenilenen kış ve dört mevsim ürün gamını tanıttı.
Lassa, uzun yıllara dayanan küresel iş birliklerini kuvvetlendirmek ve büyüme vizyonunu paylaşmak amacıyla uluslararası distribütörleriyle özel bir etkinlikte buluştu.
Dünyanın önde gelen lastik fuarlarından The Tire Cologne kapsamında düzenlenen etkinlikte, Lassa’nın farklı ülkelerde faaliyet gösteren 20’den fazla distribütörünün temsilcileri bir araya geldi. Buluşmada Lassa, yeni ürünlerinin yanı sıra teknoloji yatırımlarını ve ihracat pazarlarındaki büyüme stratejisini distribütörleriyle paylaşırken, uzun yıllara dayanan iş ortaklıklarını da güçlendirdi.
Lassa, Beş Yeni Ürünle Uluslararası Pazarlardaki Gücünü Artırıyor
Lassa, yaz lastiklerinin ardından kış ve dört mevsim lastiklerini de yeniliyor. Marka, dört yeni kış lastiği ve bir yeni dört mevsim lastiğini pazara sunarak farklı ülkelerdeki sürücülerin değişen ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçlıyor.
Lassa’nın kış lastiği pazarındaki gücünü artıracak yeni ürünler, büyük jant ölçülerine ve elektrikli araçlara yönelik artan talep dikkate alınarak geliştirildi. Ürünlerde Lassa’nın elektrikli araçlarla uyumluluğu ifade eden “EV Ready” ve bu araçlarla uyumlu yeni nesil performans özelliklerini bir araya getiren “NextGen” teknolojileri kullanılıyor.
Yenilenen ürün gamı, Avrupa’daki kış lastiği talebinin yaklaşık yüzde 85’ine karşılık gelen ölçüleri kapsarken, özellikle 18 inç ve üzerindeki lastik seçeneklerini önemli ölçüde artırıyor.
Brisa CEO’su Vecih Yılmaz: “Uluslararası Pazarlarda İş Ortaklarımızla Birlikte Büyümeye Devam Ediyoruz”
Brisa CEO’su Vecih Yılmaz, uluslararası pazarlardaki sürdürülebilir büyümenin, güçlü ve uzun soluklu iş ortaklıklarıyla mümkün olduğunu vurguladı.
Yılmaz şöyle konuştu: “Müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarını yakından takip ediyor, ürünlerimizi ve teknolojilerimizi bu doğrultuda sürekli geliştiriyoruz. Genişleyen ürün seçeneklerimiz ve güçlenen satış ağımız sayesinde müşterilerimizle daha güçlü bağlar kurarken Lassa’nın uluslararası pazardaki gücünü artırıyoruz. Distribütörlerimizle yeniden bir araya geldiğimiz bu buluşmada hem önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi paylaşma hem de uzun yıllara dayanan iş birliklerimizi daha ileri taşıma fırsatı bulduk. Tamamen yenilenen kış lastiği ürün gamımızla yeni sezona güçlü bir başlangıç yaparken, iş ortaklarımızla birlikte daha fazla ülkede ve daha fazla sürücüyle buluşmak için çalışmayı sürdüreceğiz.”

OYAK Şirketlerinden Güç Birliği

OYAK bünyesinde faaliyet gösteren Dacia ve Milangaz, müşterilerine güvenli ve avantajlı bir sürüş deneyimi sunmak için güçlerini birleştirdi. “Dacia–Milangaz Otogaz Garantisi” kampanyası kapsamında 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yeni bir Dacia ECO-G LPG’li otomobil satın alan kullanıcılar, Türkiye’nin en düşük yakıt tüketim maliyetini sunan modellerine sahip olmalarının yanı sıra özel indirimler ve ek güvence avantajlarını da yakalayacaklar.
Dacia’nın LPG teknolojisindeki uzmanlığı ile Milangaz’ın Türkiye genelindeki yaygın otogaz ağı ve üstün kalitesini bir araya getiren kampanya, OYAK şirketleri arasındaki sinerjinin müşterilere doğrudan değer olarak yansımasının güçlü bir örneğini oluşturuyor. Otomotivden enerjiye uzanan bu sinerji sayesinde yeni Dacia ECO-G LPG’li araç kullanıcıları, araç satın alma aşamasından Milangaz Otogaz performans deneyimine kadar uzanan süreçte daha avantajlı ve güvenli bir sürüş keyfi yaşıyor.
1.500 TL değerinde otogaz hediye
Club TotalEnergies üyeliğini aktif eden müşterilere, 1 depo otogaza denk 1.500 TL değerinde Club Puan yüklenecek olup, yıl sonuna kadar TotalEnergies İstasyonları çatısı altında yer alan Milangaz Otogaz alımlarında da üyelere özel 10 kat yakıt puan ve 2 adet Bi’Güzel Kahve hediye edilecek.
Milangaz’dan otogaz kullanıcısı Dacia’lılara ek güvence
Dacia ECO-G LPG’li yeni otomobil sahipleri, Dacia Port uygulaması üzerinden “Dacia–Milangaz Otogaz Garantisi” kampanyasına katılarak otogaz kaynaklı arızalara karşı ek güvence ve avantajlar da elde edecek. Otogaz kaynaklı arızalarda oluşan onarım maliyetleri Milangaz Otogaz tarafından karşılanacak.

Skoda yeni modeller yarışın merkezinde yer aldı

Škoda, Tour de France Geleneğini 23. Yılında da Sürdürdü
 Škoda, dünyanın en prestijli bisiklet organizasyonu Tour de France’taki 23. ana partnerlik yılında, yarışın kazananlarına Modern Solid tasarım dilinden ilham alınarak hazırlanan özel kristal kupaları sundu. Sloven bisikletçi Tadej Pogačar, 113. Tour de France’ı kazanarak kariyerinin beşinci şampiyonluğunu elde ederken, genel klasman kupasını da Škoda Design tarafından tasarlanan kristal kupayla kaldırdı.

Paris’teki Champs-Élysées Bulvarı’nda tamamlanan organizasyonda, puan klasmanının galibi Danimarkalı Mads Pedersen’e yeşil kristal kupası Škoda Auto CEO’su Klaus Zellmer tarafından takdim edildi. Marka ayrıca dağ klasmanı ve en iyi genç bisikletçi kategorilerinin kazananları için de aynı tasarım anlayışıyla hazırlanan kupaları sundu.
Yeni modeller yarışın merkezinde yer aldı
Škoda, organizasyon kapsamında yarış direktörü Christian Prudhomme’un mobil komuta merkezi olarak kullandığı ikonik “Kırmızı Otomobil” görevini bu yıl tamamen elektrikli yeni amiral gemisi Peaq ve şarj edilebilir hibrit Superb iV modelleriyle üstlendi. Böylece 2019’dan bu yana olduğu gibi yarış yönetiminde yalnızca elektrikli veya elektrik destekli Škoda modelleri kullanıldı.
Marka ayrıca organizasyonun ihtiyaçları için Enyaq ve Superb iV modellerinden oluşan toplam 225 elektrik destekli araç tahsis etti. Tour de France’ta ilk kez kamuoyu önüne çıkan tamamen elektrikli kompakt SUV modeli Epiq ise geleneksel tanıtım konvoyunda yer alarak geniş kitlelerle bir araya geldi.
Bisiklet tutkusunu yarışın ötesine taşıyor
Škoda, Tour de France boyunca Epiq kampanyasıyla taraftar alanlarında ve etkinlik noktalarında yer aldı. Ayrıca WeLoveCycling.com platformu üzerinden düzenlenen yarışmalarda katılımcılara Škoda bisikletleri ve yeşil mayo gibi ödüller sunulurken, büyük ödül olarak amatör bisikletçilere Tour de France etaplarından birinde efsanevi bisikletçi ve Škoda bisiklet elçisi Chris Froome ile birlikte sürüş deneyimi yaşama fırsatı verildi.
İş birliği 2028’e kadar devam edecek
2004 yılından bu yana Tour de France’ın resmi ana partneri olan Škoda, organizasyonun yanı sıra 2022’den beri Tour de France Femmes avec Zwift kadınlar yarışını da destekliyor. Marka ayrıca Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) tarafından düzenlenen Dağ Bisikleti Dünya Şampiyonası başta olmak üzere önemli bisiklet organizasyonlarının da resmi partnerleri arasında yer alıyor. Škoda ile Tour de France organizatörü A.S.O. arasındaki iş birliği ise 2028 yılına kadar devam edecek.
Tour de France’taki uzun soluklu iş birliğini Türkiye’de de farklı organizasyonlarla sürdüren Škoda, Yüce Auto-Škoda sponsorluğunda düzenlenen L’Étape Türkiye Serisi’ne desteğine devam ediyor. Marmaris etabı 7 Haziran’da gerçekleştirilen ve İstanbul etabı 20 Eylül’de düzenlenecek organizasyon, Tour de France ruhunu Türkiye’ye taşırken, marka da amatör bisikletçilerin uluslararası standartlarda yarış deneyimi yaşamasına katkı sağlıyor.

Continental ve Renault Group’tan Elektrikli İşbirliği

Continental, Renault Group ile yürüttüğü stratejik iş birliği kapsamında elektrikli araçların menzilini artıran özel bir lastik geliştirdi. Avrupa Birliği lastik etiketinin en üst seviyesi olan A sınıfı için gerekli kriterlere kıyasla yüzde 35’e kadar daha düşük yuvarlanma direnci sunan yeni lastik teknolojisi, 500 kilometre menzile sahip bir elektrikli araçta yaklaşık 30 kilometre ek sürüş mesafesi sağlayabiliyor.
 Bir aracın toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 20 ila 30’u yuvarlanma direncinden kaynaklanıyor. Bu oranın düşürülmesi özellikle elektrikli araçlarda daha düşük enerji tüketimi ve daha uzun sürüş menzili anlamına geliyor. Elektrikli mobilitenin geleceğine yönelik çalışmalarını sürdüren Continental, Renault Group ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliği kapsamında elektrikli araçların enerji verimliliğini artıran yeni bir lastik geliştirdi.

Guyancourt’ta düzenlenen Renault Group “Sürdürülebilirlik Turu” etkinliğinde tanıtılan yeni lastik, Avrupa Birliği lastik etiketinin en üst seviyesi olan A sınıfı için gerekli kriterlere kıyasla yüzde 35’e kadar daha düşük yuvarlanma direnci sunmasıyla dikkat çekiyor. Yapılan çalışmalar sonucunda 500 kilometre menzile sahip bir elektrikli araçta tek şarjla yaklaşık 30 kilometreye kadar ek sürüş mesafesi sağladığı ortaya konulan bu özel lastik, Continental’in elektrikli mobilite alanındaki mühendislik yetkinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
EcoContact 7’den İlham Alarak Geliştirildi
Yeni lastik, Continental’in elektrikli araçlar için optimize edilen EcoContact 7 lastiğinin geliştirilmesiyle hayata geçirildi. Renault Group’un ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanan lastikte özel sırt hamuru, optimize edilmiş lastik yapısı ve yenilikçi yanak tasarımı bir araya getirildi. Böylece enerji kayıpları azaltılırken sürüş performansı ve güvenlikten ödün verilmedi.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Continental Binek Lastikleri Yuvarlanma Direnci Uzmanı Dr. Christian Strübel, “Renault Group ile birlikte yeni nesil elektrikli araçların verimliliğini artırıyoruz. Geliştirdiğimiz özel lastikler son derece düşük yuvarlanma direnci sayesinde araçların menzilini önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip” dedi.
Her Yıl Yaklaşık 10 Bin Test Lastiğinin Kullanımını Önlüyor
Continental ve Renault Group, geliştirme sürecinde ileri düzey sanal mühendislik ve test teknolojilerinden yararlandı. Continental’in Driver-in-the-Loop simülatörü ile Renault Group’un ROADS sürüş simülatörünün birlikte kullanılması sayesinde gerçek sürüş koşulları dijital ortamda modellenerek lastik performansı henüz geliştirme aşamasındayken optimize edildi.
Bu yaklaşım, geliştirme süreçlerini hızlandırırken fiziksel test ihtiyacını da önemli ölçüde azaltıyor. Continental bugün sanal geliştirme teknolojileri sayesinde her yıl yaklaşık 10 bin test lastiğinin kullanımını önleyerek sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyor.
Continental, otomotiv üreticileriyle geliştirdiği iş birlikleri ve ileri mühendislik çözümleriyle elektrikli mobilitenin daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha erişilebilir hale gelmesine katkı sunmaya devam ediyor.

BMC PRO L 1852 Temmuz ayı boyunca gerçekleştirilen Türkiye Turu

BMC’nin bugüne kadar geliştirdiği en güçlü çekicisi BMC PRO L 1852, Temmuz ayı boyunca gerçekleştirilen Türkiye Turu kapsamında sektör profesyonelleriyle buluştu. Türkiye’nin birçok farklı yerinde düzenlenen tanıtım organizasyonu, yoğun ziyaretçi katılımı ve sektör temsilcilerinin ilgisiyle başarıyla tamamlandı.

İlk tanıtım etkinlikleri Tosyalı Holding İskenderun Limanı ve Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen BMC PRO L 1852, İzmir, Denizli, Konya, Mersin, Adana, Gaziantep, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Manisa, Bursa, Balıkesir, Kocaeli ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerinde kullanıcılarla buluştu.

Tanıtım turu boyunca nakliyeciler, filo yöneticileri, kooperatif üyeleri, lojistik firmaları ve profesyonel sürücüler BMC PRO L 1852’yi yakından inceleme fırsatı bulurken, araçla ilgili teknik bilgiler BMC yetkilileri tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Gerçekleştirilen birebir görüşmelerde kullanıcı deneyimleri dinlenirken, sektörün ihtiyaç ve beklentilerine ilişkin değerli geri bildirimler alındı.
12,9 litrelik motoruyla 520 beygir güç ve 2.500 Nm tork üreten BMC PRO L 1852; BMC’nin bugüne kadarki en geniş iç hacimli kabini, gelişmiş güvenlik teknolojileri ve uzun yol taşımacılığına yönelik konfor özellikleriyle ziyaretçilerden tam not aldı. Etkinliklere katılan ziyaretçiler aracı yakından inceleyerek sunduğu teknoloji, performans ve sürüş konforu hakkında detaylı bilgi edinme imkânı buldu.
BMC PRO L 1852 Türkiye Turu, yalnızca yeni nesil çekicinin tanıtıldığı bir organizasyon olmanın ötesinde; BMC’nin müşterileriyle doğrudan bir araya geldiği, sektör temsilcilerinin görüş ve beklentilerini dinlediği önemli bir iletişim platformu olarak öne çıktı. Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirilen etkinliklerde elde edilen geri bildirimler, BMC’nin müşteri odaklı yaklaşımını ve kullanıcı deneyimine verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.
Yoğun ilgiyle tamamlanan BMC PRO L 1852 Türkiye Turu, BMC’nin ağır ticari araç segmentindeki güçlü vizyonunu sahaya taşırken, marka ile müşterileri arasındaki bağı daha da güçlendirdi. Türkiye’nin farklı noktalarında gerçekleştirilen buluşmalar, BMC’nin yenilikçi ürünlerini kullanıcılarla doğrudan bir araya getirme vizyonunun önemli bir örneği olarak başarıyla tamamlandı.

Stellantis Yönetim Kadrosunu Güçlendirmeye Devam Ediyor…

Dünyanın en büyük mobilite şirketlerinden Stellantis, yönetim kadrosunu yeni isimlerle güçlendirmeye devam ediyor. Stellantis CEO’su Antonio Filosa’nın büyümeyi hızlandırma stratejisi kapsamında şirkete katılan iki deneyimli yönetici, görevlerini Tim Kuniskis’e bağlı olarak yürütecek. Yeni yöneticilerden Matt VanDyke, 20 Temmuz itibarıyla Ram markasının CEO’su olarak atandı. Branden Coté ise 3 Ağustos itibarıyla Jeep® markasının CEO’su olarak görevine başlayacak.
Mobilitenin her alanına yatırım yapan dünyanın en büyük mobilite şirketlerinden Stellantis, Ram ve Jeep® markalarının liderliğine otomotiv sektörünün deneyimli iki üst düzey yöneticisinin atandığını duyurdu. Bu kapsamda Matt VanDyke, 20 Temmuz itibarıyla Ram markasının yeni CEO’su olarak göreve başladı. VanDyke, Temmuz 2025’te Stellantis Kuzey Amerika bünyesinde Amerikan markaları, Kuzey Amerika pazarlama ve perakende stratejisinden sorumlu yönetici olarak atanırken Ram markasının liderliğini de sürdürmeye devam eden Tim Kuniskis’ten görevi devraldı. Branden Coté ise 3 Ağustos itibarıyla Jeep® markasının yeni CEO’su olarak göreve başlayacak. Coté, Şubat 2025’ten bu yana markaya liderlik eden ve sağlık nedeniyle görevine ara verecek olan Bob Broderdorf’un yerini alacak. Broderdorf, görevine döndüğünde şirket bünyesinde yeni bir üst düzey görev üstlenecek.
Jeep-Branden Coté
İki yönetici de Tim Kuniskis’e bağlı çalışacak!
Söz konusu atamalar, Stellantis CEO’su Antonio Filosa’nın şirketin büyüme planını hayata geçirecek deneyimli liderlerden oluşan güçlü bir yönetim ekibi oluşturma stratejisinin bir parçasını oluşturuyor. Her iki yönetici de görevlerinde doğrudan Tim Kuniskis’e bağlı olarak çalışacak. Matt VanDyke, Ram markasına otomotiv sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimiyle katılıyor. Son olarak, dünyanın önde gelen otomotiv markalarına hizmet veren dijital pazarlama şirketi Shift Digital’ın Başkanlığı görevini üstlenen VanDyke, daha önce FordDirect’in CEO’su olarak görev yaptı. Kariyeri boyunca Ford Motor Company bünyesinde ABD Pazarlama Direktörlüğü, Ford Avrupa Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcılığı ile Lincoln Global Pazarlama, Satış ve Satış Sonrası Hizmetler Başkanlığı gibi önemli görevlerde bulundu. Branden Coté ise Jeep® markasına, otomotiv üreticileri (OEM) ve bayi perakende operasyonlarında yaklaşık 20 yıllık liderlik deneyimiyle katılıyor. Son olarak AutoNation’da Marka Başkanı olarak birçok premium markanın yönetimini üstlenen Coté, daha önce Aston Martin Lagonda Ltd., Canoo ve Mercedes-AMG/Mercedes-Benz USA başta olmak üzere çeşitli otomotiv üreticileri ve bayi organizasyonlarında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu.
Ram-Matt VanDyke
Yeni liderler ile ikonik markalar bir üst seviyeye çıkacak!
Atamaları değerlendiren Stellantis Kuzey Amerika Amerikan markaları, Kuzey Amerika Pazarlama ve Perakende Stratejisinden Sorumlu Yöneticisi Tim Kuniskis, “Matt ve Branden, elde ettiğimiz başarıların üzerine yenilerini ekleyerek bu ikonik Amerikan markalarını bir üst seviyeye taşıyacak, kendilerini kanıtlamış liderlerdir. Sahip oldukları yetkinlikler ve sektör deneyimi, müşteri odaklı temel hedefimizle örtüşüyor: İnsanlara sevdiği ve güvendiği markaları ve ürünleri sunmak. Ayrıca Jeep markasına gösterdiği üstün liderlik için Bob Broderdorf’a teşekkür etmek istiyorum. Bob, şirkete önemli katkılar sağlayan değerli bir çalışma arkadaşımız ve pek çok kişi için yakın bir dost. Yeni görevine başladığında birlikte çalışmayı sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

OMODA 7 ve JAECOO 7 Çeşme Marina’da…

Yenilikçi tasarımı, ileri teknolojileri ve premium yaşam tarzı yaklaşımıyla dikkat çeken OMODA | JAECOO, Türkiye’nin en gözde yaz destinasyonlarından Çeşme Marina’da gerçekleştirdiği özel etkinlikle ziyaretçileri yeni nesil mobilite deneyimiyle buluşturdu. Düzenlenen organizasyonda OMODA 7 ve JAECOO 7 modelleri sergilenirken, OMODA 5’in de yer aldığı test sürüşleri yoğun ilgi gördü. Teknoloji, tasarım ve konforu yazın enerjisiyle buluşturan etkinlik, markanın kullanıcılarıyla kurduğu bağı daha da güçlendirdi. Premium marka deneyimini Çeşme’nin dinamik atmosferine taşıyan OMODA | JAECOO, ziyaretçilere ürünlerini yakından inceleme ve sürüş deneyimi yaşama fırsatı sundu. Marka, Türkiye’de kullanıcı odaklı etkinliklerine önümüzdeki dönemde de devam etmeyi hedefliyor.

Yenilikçi yaklaşımı, kullanıcı odaklı mobilite vizyonu ve yaşam tarzı odaklı marka anlayışıyla dikkat çeken OMODA | JAECOO, Türkiye’nin en gözde yaz destinasyonlarından Çeşme’de dikkat çekici bir etkinliğe imza attı. Marka, Çeşme Marina’da düzenlediği özel organizasyon kapsamında amiral gemisi modelleri OMODA 7 ve JAECOO 7’yi ziyaretçilerle buluşturdu.
Bir hafta boyunca devam eden etkinlikte OMODA 7 ve JAECOO 7 sergilenirken, OMODA 5’in de aralarında bulunduğu üç farklı modelle test sürüşleri gerçekleştirildi. Ziyaretçiler, OMODA | JAECOO modellerinin yenilikçi tasarımını, akıllı teknolojilerini, premium seviyedeki konforunu ve sürüş performansını yakından deneyimleme fırsatı buldu.
Başarıyla gerçekleştirilen bu özel etkinlik, OMODA | JAECOO’nun Türkiye’deki kullanıcılarıyla kurduğu bağı daha da güçlendirirken, markanın tasarım, teknoloji ve premium yaşam tarzını odağına alan yaklaşımını da Çeşme’nin enerjik atmosferiyle buluşturdu.
Premium yaşam tarzı deneyimi Çeşme Marina’da hayat buldu
Yaz sezonunun en hareketli dönemlerinden biri olan temmuz ayında Çeşme Marina, Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Türkiye’nin önde gelen sahil ve yaşam tarzı destinasyonlarından biri olan marina, yaz aylarında bölgenin dinamik ve seçkin atmosferini yansıtan önemli buluşma noktaları arasında yer alıyor.

4. Alfisti Nation Buluşması’na 500’ün üzerinde katılımcı bekleniyor

Otomotiv dünyasında kendi kullanıcı topluluğuna sahip sayılı markalardan biri olan
Alfa Romeo’nun Türkiye’deki tutkunlarını tek çatı altında buluşturan Alfisti Nation, bu
yıl dördüncüsünü düzenlediği ulusal etkinliği için Kocaeli’de bir araya geliyor.
Maşukiye’deki Farklı Bahçe’de gerçekleştirilecek olan 4. Alfisti Nation Buluşması’na
500’ün üzerinde katılımcı bekleniyor.

Klasikleşmiş efsanevi modellerden markanın en yeni versiyonlarına kadar geniş bir
yelpazede aracın sergileneceği etkinlik, sürücülerin otomobil kültürü ve teknik
detaylar üzerine deneyimlerini paylaşabileceği büyük bir platform işlevi görecek.

Zafer Bayramı Coşkusu, Konvoylarla Yollara Taşınacak
Topluluk içi dayanışmayı artırmayı hedefleyen bu büyük buluşma, tarihi itibarıyla milli
bir coşkuya da sahne olacak. 30 Ağustos Zafer Bayramı ruhu, Türkiye’nin dört bir
yanından etkinliğe doğru yola çıkan konvoylarla yaşatılacak. İstanbul, İzmir, Bursa,
Ankara ve Kahramanmaraş başta olmak üzere birçok farklı ilden hareket eden
yüzlerce araç, Türk bayraklarıyla süslenerek etkinlik alanına görkemli bir giriş
yapacak.
Otomobil tutkusu ile milli bayram coşkusunu yollarda harmanlayan bu anlamlı
buluşmanın, yılın en dikkat çekici otomotiv etkinliklerinden biri olması bekleniyor.
Alfisti Nation Hakkında
2019 yılında tamamen gönüllüler tarafından kurulan ve kâr amacı gütmeyen Alfisti
Nation, Türkiye’deki Alfa Romeo kullanıcılarını bir araya getiren, ülkenin en aktif sivil
otomobil topluluğudur. 1200’ün üzerinde aktif üyesi bulunan platform; bilgi
paylaşımını, yardımlaşmayı ve otomobil kültürünü geliştirmeyi temel almaktadır.
Topluluk, yıl içerisinde düzenlediği çeşitli ulusal ve bölgesel organizasyonlar ile
üyelerini bir araya getirmektedir.
Bilgi ve İletişim:
Samet KÖSEOĞLU
0539 545 90 52

Tesla Yaz Sürümü yazılım güncellemesine dahil etti

Tesla, Grok’u Türkiye’de kullanıma sunmaya başladı. Yapay zeka asistanı, uygun araçlara ücretsiz olarak sunulmaya başlanan Tesla Yaz Sürümü yazılım güncellemesine dahildir.
Grok, xAI tarafından geliştirilen ileri düzey bir yapay zeka olup fizik, matematik, biyoloji, felsefe, tarih ve benzeri çok çeşitli konularda sorulara doğru ve kapsamlı yanıtlar vermek üzere tasarlanmıştır.
Tesla araçlarına entegre edilen Grok, sürücünün isteği üzerine bir varış noktası belirleme, hareket halindeyken rotaları ayarlama veya ilgi çekici yerleri keşfetme gibi navigasyon komutlarını başlatabilir. Navigasyonun ötesinde Grok, sürücülerin telefon görüşmeleri yapmasına, favori şarkılarını veya podcast’lerini bulmasına ve araçtaki klima ayarlarını yapmasına olanak tanır ve bunların hepsi artık eller kullanılmadan mümkün. Ayrıca Grok aracın Kullanım Kılavuzu’ndan yararlanarak doğru kullanım ve bakım konusunda öneriler sunabilir, gösterge paneli uyarılarını açıklayabilir.
Tesla aracının direksiyon simidinden ve dokunmatik ekranından erişilebilen yapay zeka kişiliği şu seçeneklere ayarlanabilir:
· Standart Grok modları: Asistan, Dil Öğretmeni, Terapist, Hikaye Anlatıcısı, Meditasyon, Doktor, Komplo Modu
· Çocuklara özel modlar: Çocuklar İçin Hikaye Zamanı, Çocuklar İçin Bilgi Oyunu
· NSFW modları (yalnızca 18+): Dengesiz, Seksi, Motivasyon, Romantik, Tartışmacı
Asistan, farklı kişilikler seçilerek de kişiselleştirilebilir:
· Ara – Neşeli Kadın
· Eve – Sakin Kadın
· Leo – İngiliz Erkek
· Rex – Sakin Erkek
· Sal – Net Erkek
Yapay zekâ asistanının kişiliğini kendi tercihlerine göre özelleştirebilen yolcular, seyahat sürelerini öğrenme ve eğlence için cazip fırsatlara dönüştürebilir ve varış noktalarına daha verimli şekilde ulaşabilir. Çok sayıda dili destekleyen Grok, akıcı, insana benzer bir sohbet deneyimi ve doğal ifadeler sunar.
Grok, artık uygun Model S, Model 3, Model X ve Model Y araçlarda kullanıma sunulmaktadır. Grok’u etkinleştirmek ve kullanmak için araç sahiplerinin Premium Bağlantı aboneliğine ya da stabil bir Wi-Fi bağlantısına sahip olmaları gerekir. Yapılan konuşmalar Tesla tarafından anonim olarak işlenir ve araçla ilişkilendirilmez; böylece araç sahibinin gizliliği korunur.
Tesla, gelecekte ücretsiz kablosuz yazılım güncellemeleriyle daha kapsamlı entegrasyon ve yeni özellikler sunmaya, küresel araç filosunu sürekli geliştirmeye ve kullanıcı deneyimini zaman içinde daha da iyileştirmeye devam edecektir.
Grok, daha kapsamlı bir yazılım güncellemesi olan Yaz Sürümü’nün bir parçası olarak sunulmuştur.

TÜVTÜRK İşlem yapmadan önce internet adresini kontrol edin

TÜVTÜRK, araç muayene randevularının ücretsiz olarak alınabildiğini hatırlatarak, araç sahiplerini resmi olmayan internet siteleri ve farklı platformlar üzerinden sunulan yanıltıcı hizmetlere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.
Türkiye genelinde araç muayene hizmetlerini yürüten TÜVTÜRK, araç muayene randevularının yalnızca resmi kanallar üzerinden ve ücretsiz olarak alınabildiğini hatırlattı. Araç sahipleri, randevularını TÜVTÜRK’ün resmi internet sitesi www.tuvturk.com.tr,  0850 222 88 88 numaralı çağrı merkezi, istasyon kioskları veya e-devlet üzerinden ücretsiz olarak oluşturabiliyor.
İşlem yapmadan önce internet adresini kontrol edin
Araç sahiplerinin işlem yapmadan önce kullandıkları internet adresini ve başvurdukları iletişim kanalını kontrol etmeleri büyük önem taşıyor. TÜVTÜRK, araç muayene randevusu veya muayene ücreti adı altında telefon, SMS, e-posta ya da farklı dijital platformlar üzerinden iletilen ödeme taleplerine kesinlikle itibar edilmemesini tavsiye ediyor. Bu tür girişimlerle karşılaşılması halinde ise durumun TÜVTÜRK’e veya ilgili yetkili makamlara bildirilmesi önem taşıyor.
Türkiye genelinde 219 sabit, 7 motosiklet, 75 gezici ve 19 gezici traktör istasyonu bulunan TÜVTÜRK’ün araç muayene randevu hizmetine ilişkin başka herhangi bir platformla iş birliği bulunmuyor. Kurum, ismini ve logosunu kullanarak vatandaşları yanıltmaya yönelik girişimlere ilişkin hukuki süreçleri titizlikle yürütürken, gelen bildirimleri de değerlendirerek gerekli işlemleri sürdürüyor.

Offroad 4. Ayak Samsun Vezirköprü’de…

PETLAS 2026 Türkiye Offroad Şampiyonası’nın 4. ayağı Samsun Offroad Yarışı, 24-26 Temmuz tarihleri arasında Samsun Otomobil Spor Kulübü (SAMOSK) tarafından Vezirköprü ilçesinde gerçekleştirilecek. 21 araç ve 42 sporcunun katılacağı organizasyon, 24 Temmuz Cuma günü saat 17.30’da Vezirköprü Çamlık Parkı’nda gerçekleştirilecek start seremonisi ile başlayacak.
Ekipler, 25 Temmuz Cumartesi günü Vezirsuyu Tabiat Parkı’nda mukavemet etabını dört kez geçerken, 26 Temmuz Pazar günü İncesu seyirci etabını üç kez geçecekler. Organizasyon, saat 17.00’de Vezirköprü Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan ödül töreni ile sona erecek.

Türkiye’nin dahil edildiği bir “Made in EU”, Avrupa’yı güçlendirir

OİB, OSD ve TAYSAD, Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımında Türkiye’nin stratejik ortak olarak değerlendirilmesi ve otomotiv sektöründe Türkiye’den Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ürünler ile taşıt araçlarının Avrupa Birliği menşeli kabul edilmesi yönündeki ortak çağrısını Brüksel’e taşıdı. Avrupa Birliği kurumlarıyla gerçekleştirilen görüşmelerde, Türkiye’nin üretim gücü ve gelişmiş tedarik sanayisinin Avrupa’nın rekabetçiliğine sağladığı katkının altı çizildi. Avrupalı otomotiv üreticilerinin Türkiye’de son 20 yılda 20 milyar euronun üzerinde yatırım yaptığına da dikkat çekilerek, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirinin vazgeçilmez halkalarından biri olduğu vurgulandı.

 Avrupa Birliği’nin otomotiv sanayisinin geleceğini şekillendirecek Sanayi Hızlandırma Yasa Tasarısı (Industrial Accelerator Act – IAA) ve “Made in EU” yaklaşımında Türkiye’nin stratejik ortak olarak konumlandırılması, Türk otomotiv sanayisinin ana gündemini oluşturuyor. Bu kapsamda Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) temsilcileri, Brüksel’de Avrupa Birliği kurumlarıyla kapsamlı temaslarda bulundu.
Üç gün boyunca 12 farklı kurumla gerçekleştirilen görüşmelerde, Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisinin üretim, yatırım ve tedarik zincirindeki stratejik rolü rakamlarla ortaya kondu. Programın son gününde ise T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu‘nun katılımıyla AB üyesi ülkelerin Brüksel’deki büyükelçileriyle bir araya gelinerek AB ve Türkiye otomotiv sanayilerinin ortak rekabet gücüne ilişkin değerlendirmeleri paylaşıldı.
 Türkiye, Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası
Brüksel’de gerçekleştirilen görüşmelerde, Avrupalı otomotiv üreticilerinin Türkiye’de son 20 yılda 20 milyar euronun üzerinde yatırım yaptığına dikkat çekildi. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş tedarik ağıyla Avrupa otomotiv sanayisine yüzde 4 ila 9 arasında maliyet avantajı sağladığı ifade edildi. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 2020 yılındaki 125 milyar euro seviyesinden 2025 yılında 206 milyar euroya ulaşması da iki taraf arasındaki sanayi entegrasyonunun derinliğini ortaya koyuyor. Temaslarda, Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı ve güvenilir sanayi partneri olarak “Made in EU” yaklaşımı içinde değerlendirilmesinin Avrupa’nın rekabet gücüne, sanayi dayanıklılığına ve tedarik zinciri güvenliğine doğrudan katkı sağlayacağı vurgulandı.
Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin bir parçası  
Türk otomotiv sektörü ile Avrupa otomotiv sektörlerinin ayrılmaz bir bütün olduğuna dikkat çeken OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, şunları söyledi:
“Brüksel’de üç gün boyunca Avrupa Birliği kurumları, sektör temsilcileri ve karar alıcılarla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ortak mesajımız çok netti: Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık 30 yıldır Gümrük Birliği temelinde gelişen entegre üretim yapısı, yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa otomotiv sanayisinin de rekabet gücünü desteklemektedir.
IAA kapsamında oluşturulacak yeni düzenlemelerin bu güçlü entegrasyonu koruyacak şekilde kurgulanması gerektiğini tüm paydaşlarımıza verilerle aktardık. Avrupa ülkelerinde sanayide zayıflama, işten çıkarmalar, Türkiye’nin Çin’in arka bahçesi olacağı ve Avrupa otomotiv endüstrisine risk oluşturacağı yönündeki endişelere açıklık getirerek, Türkiye’siz bir Avrupa’nın rekabetçi olamayacağını kendilerine rakamlarla net bir şekilde açıkladık. Önemli bir yol aldığımızı düşünüyoruz, sürecin sektörümüz açısından olumlu sonuçlanması için çalışmalarımızı ilgili tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde sürdürmeye devam edeceğiz.”
Güçlü entegrasyonun korunması hem Türkiye hem de Avrupa için stratejik bir gerekliliktir
 Brüksel’de yürütülen görüşmelerin ardından değerlendirmelerde bulunan OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, “Türkiye otomotiv sanayisi; güçlü üretim altyapısı, kuvvetli tedarik sanayisi, nitelikli insan kaynağı ve yeni nesil mobilite yatırımlarıyla Avrupa otomotiv değer zincirinin stratejik bir parçasıdır.
Elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarının hız kazandığı bu dönemde, IAA kapsamında yürütülen çalışmaların mevcut sanayi entegrasyonunu gözeten, yatırımları teşvik eden ve öngörülebilirliği güçlendiren bir çerçevede şekillenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu güçlü entegrasyonun korunması, yalnızca Türkiye için değil, Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücü ve dirençli değer zincirlerinin geleceği açısından da stratejik bir gerekliliktir. IAA’nın nihai haline gelmesinde önümüzdeki birkaç ay son derece kritik önem taşıyor. Bu süreçte kamu, çatı kuruluşlar, STK’lar ve özel sektörün AB’deki muhatapları ile temaslarını hız kesmeden sürdürmesini son derece önemli görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin dahil edildiği bir “Made in EU”, Avrupa’yı güçlendirir
Türkiye’nin 30 yılı aşkın süredir Avrupa otomotiv sanayisinin güçlü ve güvenilir üretim ortağı olduğunu vurgulayan Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, şu açıklamalarda bulundu: “Bugün Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki toplam ticaret hacmi 206 milyar euro seviyesine ulaştı ve bunun önemli bölümünü otomotiv oluşturuyor. Bu noktada, Türkiye ve Avrupa otomotiv sanayileri aynı üretim ve tedarik ekosisteminin ayrılmaz parçaları konumunda. Türkiye’de AB ile otomotiv ticaretinde aktif faaliyet gösteren 1.500’ün üzerinde Avrupa sermayeli şirket de bu güçlü entegrasyonun en somut göstergeleri arasında yer alıyor.
Türkiye’nin birlik menşei kapsamında değerlendirilmesi; Avrupa’nın sanayi dayanıklılığını, tedarik güvenliğini ve küresel rekabetçiliğini güçlendirecektir. Türkiye’yi dışarıda bırakan bir yaklaşım ise yıllar içinde kurulan entegre üretim yapısında belirsizlik yaratır ve Avrupa otomotiv sanayisinin rekabet gücünü olumsuz etkiler. Elektrikli araç dönüşümünde de Türkiye, üretim kapasitesi ve pazar potansiyeliyle Avrupa için önemli bir büyüme ortağıdır. Ortak hedefimiz, Avrupa’nın rekabet gücünü artıran, tedarik zincirlerini güçlendiren ve iki taraf için de kazan-kazan sağlayan kapsayıcı bir ‘Made in EU’ yaklaşımının hayata geçirilmesidir.”

General Tire’dan Yeni Nesil Arazi Lastiği: Grabber AT3 Plus

Bir Continental markası olan General Tire, değişken hava ve yol koşullarında güvenli sürüş sunan yeni nesil arazi lastiği Grabber AT3 Plus’ı tanıttı. Karlı ve ıslak zeminlerde geliştirilmiş yol tutuşu, arazi koşullarında artırılmış dayanıklılığı ve dört mevsim kullanım özellikleriyle öne çıkan yeni lastik, büyüyen SUV ve 4×4 segmentinin tüm ihtiyaçlarını tek bir üründe buluşturuyor.

 General Tire, arazi lastiği ürün ailesini yeni Grabber AT3 Plus ile genişletti. Dört mevsim kullanım için geliştirilen yeni nesil all-terrain lastik, asfalt yollarda konforlu sürüş sunarken zorlu arazi koşullarında da güvenilir performans sağlıyor. Özellikle büyüyen SUV ve 4×4 segmentinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilen Grabber AT3 Plus, sürücülere her türlü hava ve yol şartında ödün vermeyen çok yönlülük sunuyor.

Zorlu İklim Şartlarına Meydan Okuyor

Bir önceki nesle kıyasla karlı zeminlerde daha yüksek çekiş gücü sunan Grabber AT3 Plus, ıslak yollarda geliştirilmiş yol tutuş performansıyla dikkat çekiyor. Lastiğin yeni nesil sırt deseni, arazi kullanımına uygun yapısını görsel olarak da ortaya koyarken, özel kauçuk bileşimi ve optimize edilmiş desen yapısı sayesinde yüksek dayanıklılık, hassas direksiyon hakimiyeti ve düşük yuvarlanma gürültüsü sağlıyor.

General Tire EMEA İş Geliştirme Müdürü Matthias Bartz, yeni ürünle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ar-Ge ekibimiz, sektörün beğenisini kazanan Grabber AT3 modelini daha da ileri taşıyan önemli bir geliştirmeye imza attı. Grabber AT3 Plus; kar ve ıslak zemin performansı, dayanıklılık, sürüş konforu ve yol tutuş gibi temel alanlarda önemli iyileştirmeler sunarken bu özellikler arasında dengeli bir performans sağlamayı başarıyor.”

Her Mevsimde, Tüm Ebatlarda Ödünsüz Performans

Yıl boyunca hem asfalt hem de asfalt dışı zeminlerde kullanılmak üzere tasarlanan Grabber AT3 Plus’ın tüm ebatları, 3PMSF (Üç Tepeli Kar Taneciği ) sembolünü taşıyor ve birçok ülkede geçerli olan yasal kış lastiği zorunluluklarını tam olarak karşılıyor.

15 ila 22 inç arasında değişen jant ölçüleriyle pazara sunulan ürün ailesi, farklı SUV ve 4×4 araç tiplerine uyum sağlayan geniş bir ebat çeşitliliğine sahip. Ağır yük taşımaya ve zorlu uygulamalara uygun özel versiyonları da bulunan Grabber AT3 Plus, ebatına bağlı olarak 240 km/s’ye kadar hız sınıflarını destekliyor.

Gelişmiş Teknolojilerle Kesintisiz Güç ve Konfor

Yeni Grabber AT3 Plus’ın hem yolda hem de arazide sergilediği yüksek performansın temelinde, General Tire’ın uzun yıllara dayanan deneyimiyle geliştirdiği özel 4×4 teknolojileri yer alıyor. Bu teknolojilerden TracGen, sahip olduğu geniş sırt blokları ve artırılmış kavrama kenarları sayesinde gevşek zeminlerde yüksek çekiş gücü sağlarken, asfalt yollarda ise sürücüye hassas bir sürüş kontrolü sunuyor. Sürüş konforunu ön planda tutan Comfort Balance teknolojisi, özellikle uzun yolculuklarda tekerleklerden kaynaklanan gürültüyü minimuma indirerek daha sessiz ve dengeli bir sürüş deneyimi yaratıyor. Doğrudan arazi koşullarına meydan okumak için geliştirilen DuraGen teknolojisi ise kesilme ile parçalanmaya karşı yüksek direnç gösteren özel bileşimi, güçlendirilmiş sırt blokları ve taş koruma yapılarıyla lastiğin zorlu off-road şartlarında uzun ömürlü kullanılmasını garanti altına alıyor.

Güçlü Tasarım ve Performans Dengesi

Yeni Grabber AT3 Plus, güçlü yanak yapısı, belirgin omuz tasarımı ve teknoloji logolarıyla arazi karakterini görsel olarak da yansıtıyor. Modern SUV ve 4×4 araçlarla uyumlu tasarlanan lastik, bazı ebatlarda ıslak zemin frenleme performansında “C”, gürültü seviyesinde “B” ve yuvarlanma direncinde çoğunlukla “D” etiket değerleri sunuyor.

Škoda En Hızlı Fabia’yı Türkiye’de Satışa Sundu…

Škoda, Türkiye’deki ürün gamına heyecan verici yeni bir model daha kattı. Fabia ürün gamının en hızlısı olan ve markanın 130. yılını kutlamak amacıyla geliştirdiği özel üretim Fabia Monte Carlo 130 Edition modeli Türkiye’de satışa sunuldu. Daha güçlü motor, alçaltılmış süspansiyon, keskinleştirilmiş yol tutuşu ve Škoda’nın motor sporu geleneğini yansıtan detaylarla öne çıkan Fabia Monte Carlo 130 Edition, 2.524.000 TL başlangıç fiyatına ek ÖTV avantajıyla Škoda yetkili satıcılarında yerini aldı.

Her detayıyla geliştirilen sürüş performansı

Tasarımıyla ve performansıyla anında özel bir model olduğunu hissettiren Fabia Monte Carlo 130 Edition, geliştirilmiş 1.5 TSI EVO2 motoruyla 177 PS güç ve 250 Nm tork üretiyor. Özel olarak yeniden kalibre edilen çift kavrama downshift özellikli 7 ileri DSG şanzıman sayesinde motorun gücü daha etkin şekilde kullanılırken, sportif sürüş karakteri daha da belirgin hale getirildi.

Fabia Monte Carlo 130 Edition, 0-100 km/s hızlanmasını 7.4 saniyede tamamlarken 228 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Bu performans değerleriyle Fabia Monte Carlo 130 Edition, bugüne kadar üretilen en hızlı seri üretim Škoda Fabia unvanını taşıyor. Sportif sürüş karakterini desteklemek amacıyla modelde 15 mm alçaltılmış spor süspansiyon, yeniden ayarlanmış direksiyon sistemi ve sportif sürüşe uygun elektronik denge kontrol sistemi bulunuyor. Optimize edilen şasi yapısı sayesinde Fabia Monte Carlo 130 Edition daha çevik yol tutuşu ve daha hassas direksiyon tepkileri sunuyor.

Motor sporlarından ilham alan tasarım

Fabia Monte Carlo donanımı üzerine geliştirilen özel seri, Škoda’nın motor sporları geçmişine gönderme yapan birçok tasarım unsurunu bir araya getiriyor. Parlak siyah tavan, siyah A sütunları, ön spoyler, arka difüzör ve tavan spoyleri otomobilin dinamik görünümünü güçlendirirken, ön çamurluklarda ve bagaj kapağında yer alan “130 Edition” logoları modelin özel kimliğini vurguluyor. Karartılmış ön farlar, 18 inç Libra füme detaylı alaşım jantlar, kırmızı fren kaliperleri ve çift egzoz çıkışı sportif karakteri tamamlıyor. Arka bölümde yer alan siyah dekoratif şerit ise Fabia RS Rally2 yarış otomobiline gönderme yapıyor.

Fabia Monte Carlo 130 Edition’ın kabininde sürüş odaklı tasarım öne çıkıyor. Yan destekleri artırılmış spor koltuklar, üç kollu çok fonksiyonlu spor direksiyon ve paslanmaz çelik pedallar performans hissini güçlendiriyor.

Modelde 10.25 inç Dijital Gösterge Paneli ve 8.25 inç dokunmatik multimedya ekranı standart olarak sunulurken, siyah alüminyum kapı eşikleri ve gümüş dekoratif detaylar kabine daha da özel bir atmosfer kazandırıyor. 

Fabia Monte Carlo 130 Edition zengin donanımıyla dikkat çekiyor

Škoda’nın Türkiye’de satışa sunduğu Fabia Monte Carlo 130 Edition, sportif karakterini kapsamlı donanım özellikleriyle tamamlıyor. Model anahtarsız giriş ve çalıştırma sistemi, Air Care özellikli çift bölgeli tam otomatik klima, ambiyans aydınlatma, geri görüş kamerası, 5 adet USB-C girişi, kablosuz şarj ünitesi, 6 hoparlörlü Škoda Surround Ses Sistemi ve görsel destekli ön ve arka park sensörleri gibi zengin donanımlarla geliyor.

Bununla birlikte Fabia Monte Carlo 130 Edition’ın güvenlik donanımları arasında yaya algılama özellikli Ön Bölge Frenleme Asistanı, Şerit Takip Sistemi, Sürücü Yorgunluk Tespit Sistemi, Çoklu Çarpışma Freni, Elektronik Stabilite Kontrol Sistemi, Yokuş Kalkış Desteği, E-Call Acil Durum Çağrı Sistemi, uzun far asistanı ve AFS özellikli Full LED ön farlar bulunuyor. Böylece Fabia Monte Carlo 130 Edition, yüksek performansını Škoda’nın gelişmiş güvenlik anlayışıyla tamamlıyor.

İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sona erecek Anadolu Dostluk Rallisi

İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sona erecek Anadolu Dostluk Rallisi, 11 şehri kapsayan rotasıyla kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilincini bir araya getiriyor. TÜVTÜRK’ün desteğiyle ilk kez düzenlenecek ralli, hız odaklı bir yarıştan ziyade yerel deneyimleri odağına alan; görmek, tanımak, paylaşmak ve iz bırakmak için tasarlanan bir yolculuk olarak konumlanıyor.

 Türkiye genelinde araç muayene hizmetlerini yürüten TÜVTÜRK, T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın katkılarıyla Anadolu Dostluk Rallisi’nin ilkini hayata geçiriyor. İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sona erecek ralli; kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilincini aynı rota üzerinde buluşturmayı hedefliyor.

2-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek Anadolu Dostluk Rallisi, klasik ralli anlayışından farklı olarak hız odaklı bir yarış değil; katılımcıların şehir şehir ilerlerken yerel kültürleri deneyimlediği, aynı zamanda ihtiyaç sahibi noktalara desteklerin ulaştırıldığı bir yolculuk olarak kurgulandı.

İstanbul’dan başlayacak yolculuk; Çanakkale, Akçay, Efes, Bodrum, Pamukkale, Olimpos, Konya, Niğde, Kapadokya ve Aksaray duraklarının ardından Ankara’da tamamlanacak. Toplam 11 şehri kapsayan bu rota, katılımcılara Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerini görme fırsatı sunarken, kültürler arası bir deneyim vadedecek.

Kültür, keşif ve iyilik aynı yolculukta

TÜVTÜRK, T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın destek verdiği Anadolu Dostluk Rallisi, “İyilik Durakları” yaklaşımıyla her şehirde sosyal fayda üretmeyi hedefliyor. Rota üzerindeki belirli duraklarda, yerel kurumlar ve yetkililerle birlikte önceden tespit edilen ihtiyaç noktalarına yönelik destekler sağlanacak. Katılımcılar yalnızca bir yolculuğun parçası olmakla kalmayacak; bu duraklarda gerçekleştirilecek çalışmalara dahil olarak iyiliğin yaygınlaşmasına katkı sunacak. Böylece rallinin seçili noktaları, aynı zamanda birer “İyilik Durağı”na dönüşecek.

Güvenli yolculuk bilinci ön planda

TÜVTÜRK’ün güvenli mobilite alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi, uzun yolda güvenli sürüşün ve araç bakımının önemine de dikkat çekmeyi amaçlıyor. Katılımcıların yolculuk boyunca yapacağı paylaşımlarda; düzenli araç muayenesinin önemi, yola çıkmadan önce yapılması gereken kontroller ve trafik güvenliği konularının da gündeme taşınması hedefleniyor.

Sınırlı Sayıda Fiat 500e Giorgio Armani Geldi….

FIAT, tasarımıyla olduğu kadar kullanışlı yapısı ve çoklu şarj seçenekleriyle şehir yaşamına mükemmel bir uyum sağlayan 500e’nin Giorgio Armani Collector’s Edition versiyonunu yeniden Türkiye’de satışa sundu. İtalyan zarafetini ve sürdürülebilir mobilite anlayışını buluşturan özel seri, sınırlı adetlerle FIAT showroomlarında yerini alıyor. Verde Scuro (Koyu Yeşil) ve Grej (Gri- Bej) olmak üzere iki özel renk seçeneğiyle satışa sunulan Fiat 500e Giorgio Armani Collector’s Edition, 2.249.900 TL tavsiye edilen anahtar teslim liste fiyatıyla koleksiyonerler, moda, tasarım ve lüks tutkunlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

İtalyan otomotiv devi FIAT, tasarımıyla olduğu kadar kullanışlı yapısı ve çoklu şarj seçenekleriyle şehir yaşamına uyum sağlayan modeli 500e’nin Giorgio Armani Collector’s Edition versiyonunu yeniden Türkiye’de satışa sundu. İtalyan zarafetini ve sürdürülebilir mobilite anlayışını yansıtan özel seri, sınırlı adetlerle FIAT showroomlarında yerini alıyor. Verde Scuro (Koyu Yeşil) ve Grej (Gri-Bej) olmak üzere iki özel renk seçeneğiyle sunulan model, 2.249.900 TL tavsiye edilen anahtar teslim liste fiyatıyla koleksiyonerler, tasarım, moda ve lüks tutkunları ile buluşmaya hazırlanıyor.

Tasarım ve mühendislik yeniden buluşuyor

Elektrifikasyon sürecini iki temel ilkeye dayandıran FIAT, elektrikli otomobil konseptini yeniden tanımlarken bunu güzellik merceğinden hayata geçirme formülünü kullanıyor. Böylece elektrikli sürüş sadece heyecan verici ve çekici olmakla kalmıyor, aynı zamanda etik açıdan da doğru bir seçim olarak öne çıkıyor. Böylece her araç daha sürdürülebilir bir dünya yönünde bakış açısında bir değişim yaratıyor. FIAT’ın Torino’daki Mirafiori Fabrikası’nda üretilen otomobil, bir ulaşım aracından çok daha fazlasını; Giorgio Armani’nin ustalığının zirvesini ve FIAT Centro Stile’ın rafine sanatçılığını yansıtan imza niteliği taşıyor.

İki ünlü İtalyan markanın bu yeni hamlesi ile ortaklık dikkat çekici bir canlanmayla yeniden güçlerini birleştirirken; Armani ve FIAT ekibinin aylarca süren yoğun çalışması sonucunda ortaya çıkan proje, her iki markanın özünü tek bir şaheserde bir araya getirmeyi amaçlıyor. Sonuç olarak, haute couture koleksiyonlarında görülen titizlik ve üstün kalite anlayışıyla şekillendirilen 500e Giorgio Armani Collector’s Edition, gerçek anlamda bir “Collector’s Edition” olarak ortaya çıkıyor.

İtalyan tasarımının özel yorumu

Otomotiv ve moda dünyasının bu özel versiyonu, sadece bu özel seri için yaratılan tasarım öğeleriyle bezenerek, sınırlı adetlerde satışa sunuluyor. 500e Giorgio Armani Collector’s Edition için otomobilin zarif hatchback tasarımını vurgulayan iki farklı ve özel renk yaratıldı. İlk renk, Giorgio Armani’nin kendine özgü tarzını ve rafine zevkini yansıtan, modern ve eşsiz bir renk olan Verde Scuro (Koyu Yeşil). İkinci renk ise Armani’nin icat ettiği sofistike ve nüanslı bir ton olan Grej (Gri-Bej). Gri ve beji bir araya getiren bu eşsiz renk, zarif hem de özgün bir ton oluşturarak iş birliğinin yenilikçi ruhunu yansıtıyor. İtalyan tasarımcılar dış görünümü şekillendirirken, Armani’nin estetiğine kusursuz bir şekilde uyum sağlayan şık, monokrom bir görünüm elde etmek üzere kontrastları ve süslemeleri en aza indirmeye odaklandı. GA logolu özel jantlar, Giorgio Armani imzalı yan plaka, gövde rengi ön ve yan çıtalar ile gövde rengi arka FIAT logosu, modele bütüncül ve özgün bir tasarım kimliği kazandırıyor. Dış tasarımın en dikkat çekici özelliği ise GA logosunu büyük ölçekte belirgin bir şekilde gösterecek şekilde özel olarak tasarlanan jantlar. Bu jantlar göz alıcı görünmekle kalmıyor, aynı zamanda aracın uzaktan bile dikkat çekici bir izlenim bırakmasını sağlıyor. Tasarım, projenin iş birlikçi doğasını vurgulamanın yanı sıra incelikli üç boyutlu yüzeyi sayesinde aerodinamik verimliliği de artırıyor. Jantlar, sofistike iki tonlu anodize yüzeye ve ince yanal kanallara sahip olup genel görünüme ekstra bir incelik ve zarafet katıyor.

FIAT 500e Giorgio Armani Collector’s Edition’ın iç mekânı, geleneksel el sanatları tekniklerini anımsatan şerit dikişler ve orta koltuk eklerindeki üç boyutlu desenlerle yansıtılan olağanüstü işçiliğe dikkat çekiyor. Giorgio Armani imzalı özel gösterge paneli, 10,25 inç Giorgio Armani karşılama ekranı, GA logolu koltuk başlıkları, premium koltuklar ve kablosuz şarj ünitesi, özel serinin ayrıcalıklı karakterini tamamlıyor. Kabinde kullanılan malzemeler, ileri teknoloji ve geleneksel yöntemleri bir araya getirerek zarafeti ve en yüksek kalite seviyesini yansıtıyor. Yenilikçi detaylar arasında gösterge panelinde lüks kumaşa benzer bir yumuşaklık sunan lazer kesim ahşap bir ek yer alıyor. Bunlara, ince işçiliğe olan bağlılığı vurgulayan ayrıntılı el işçiliği unsurları, örneğin gösterişli nakışlar da eşlik ediyor. Aracın jantlarında ve koltuklarında Milanolu üstadın logosu yer alırken, imzası gösterge panelinde, iç kapılarda ve arka camda belirgin bir şekilde yer alıyor. Elbette bu da iş birliğinin özgün karakterini ve ayrıntılara gösterilen özeni vurguluyor.

Şehir yaşamına uygun elektrikli mobilite

Sınıfının en teknolojik otomobillerinden olan 500e Giorgio Armani Collector’s Edition, tam LED Infinity Design farlar ve modern estetiği vurgulayan zarif cam tavan gibi yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor. Versiyonda ayrıca üst düzey bir deneyim sunan JBL ses sistemi, 7 inç TFT ekran, DAB radyo ve kesintisiz bağlantı için kablosuz CarPlay/Android Auto desteğine sahip 10,25 inç dokunmatik navigasyon sistemi öne çıkıyor. 500e Giorgio Armani Collector’s Edition’ın kaputun altında 87 kW ve 118 HP güç üreten bir elektromotor yer alıyor. Böylece WLTP döngüsüne göre 320 kilometreye varan menzile ulaşılıyor. En güncel ADAS sistemleri ve Seviye 2 sürüş destek sistemiyle donatılan model; işlevselliğin yanında, güvenli bir sürüş deneyimi sağlıyor.

Türkiye’de sınırlı adetle satışa sunulan Fiat 500e Giorgio Armani Collector’s Edition, 2.249.900 TL anahtar teslim fiyatı ile satın alınabiliyor.

Maserati’nin Yeni Üçlüsü Ekimde Türkiye’de…

Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio; yenilenen tasarımları, daha güçlü Nettuno motorları ve geliştirilen Folgore teknolojileriyle Ekim 2026’da Türkiye yollarına çıkıyor. Maserati, ikonik Üç Dişli Mızrak logosunun 100. yılını kutladığı 2026 yılında ürün gamında kapsamlı bir yenilenmeye imza atıyor. Markanın İtalyan Gran Turismo anlayışını farklı gövde tiplerinde temsil eden Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio; daha güçlü ve karakterli tasarım dili, Formula 1 teknolojisinden ilham alan V6 Nettuno motorları, geliştirilen elektrikli Folgore versiyonları ve ileri seviye kişiselleştirme seçenekleriyle Maserati’nin lüks ve performans vizyonunu yeni bir seviyeye taşıyor. Üç model de Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’de satışa sunulacak.

Modena merkezli İtalyan lüks otomobil üreticisi Maserati, marka tarihinin en önemli sembollerinden biri olan Trident logosunun 100. yılını, ürün gamında gerçekleştirdiği güçlü bir dönüşümle kutluyor. Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio’dan oluşan model ailesi; tasarım, performans, teknoloji, üstün işçilik ve günlük kullanılabilirliği aynı potada buluşturuyor.

Gösterişten uzak lüks anlayışı ile geliştirildi
MCXtrema ile başlayan, GT2 Stradale ve MCPURA ile gelişen yeni tasarım yaklaşımı artık Maserati’nin en ikonik yol otomobillerine de taşınıyor. Daha alçak, daha yatay, daha keskin ve daha güçlü bir ön görünüm sunan yeni tasarım dili, modellerin sportif karakterini belirginleştirirken Maserati’nin zarif ve gösterişten uzak lüks anlayışını koruyor. Konu hakkında açıklama yapan Alfa Romeo CEO’su ve Maserati COO’su Santo Ficili, “Yeni Trident ürün gamımızla bizi her zaman farklı kılan temel değerimizi daha da güçlendiriyoruz: İtalyan Gran Turismo anlayışı. Tasarımın, zarafetin, performansın ve üstün işçiliğin gösterişten uzak ancak her zaman performans odaklı bir denge içinde buluştuğu bu yaklaşım, Maserati’nin özünü oluşturuyor. Ürün gamımızı genişleterek ve karakterimizi en iyi yansıtan teknolojilere yatırım yaparak lüks segmentte büyümeyi sürdüreceğiz” dedi.

İtalyan Gran Turismo anlayışının en saf yorumu!
Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio, yenilenen dış tasarımlarının yanı sıra daha rafine iç mekânları ve geliştirilmiş sürüş dinamikleriyle dikkat çekiyor. Motor ve şanzımanın yeniden kalibre edilmesi daha canlı ve keyifli bir sürüş sunarken, yeniden tasarlanan egzoz sistemi Maserati’ye özgü güçlü ses karakterini daha da belirgin hâle getiriyor. 3.0 litrelik çift turbo V6 Nettuno motor, 490 HP ve 590 HP olmak üzere iki farklı güç seçeneğiyle sunuluyor. Trofeo versiyonlarında güç 590 HP’ye ulaşırken, 650 Nm tork ve standart Sportivo egzoz sistemi performans deneyimini tamamlıyor. GranTurismo Trofeo 320 km/s’nin üzerinde maksimum hıza ulaşabiliyor. Tüm versiyonlarda standart sunulan dört tekerlekten çekiş sistemi ile yüksekliği ve sertliği ayarlanabilen havalı süspansiyon sistemi, sportif sürüş ile uzun yol konforu arasında güçlü bir denge kuruyor. GranTurismo coupé gövde yapısının saf karakterini temsil ederken, GranCabrio aynı DNA’yı dört gerçek oturma koltuğu ve kumaş açılır tavanla üstü açık sürüş deneyimine taşıyor. GranCabrio Folgore, 290 km/s maksimum hızıyla dünyanın en hızlı tamamen elektrikli üstü açık otomobilleri arasında konumlanırken; GranTurismo Folgore 325 km/s maksimum hız, 760 HP sürekli güç ve 540 kilometrenin üzerinde menzil sunuyor.

Folgore ile elektrikli performansın yeni seviyesi
Maserati’nin tamamen elektrikli ürün ailesi Folgore, 800 volt mimarisi ve biri ön, ikisi arka aksta görev yapan üç bağımsız elektrik motoruyla GranTurismo karakterini elektrikli çağa taşıyor. Sistem 1.200 HP’nin üzerinde kurulu güce sahipken tekerleklere sürekli olarak 760 HP güç aktarabiliyor. 92,5 kWh kapasiteli batarya, “T-bone” adı verilen özel yerleşim mimarisi sayesinde aracın yüksekliğinin yalnızca 1.353 mm seviyesinde tutulmasına katkı sağlıyor. Bağımsız çalışan arka motorlar, son derece hassas tork vektör kontrolü sunarken; AWD Disconnect sistemi ön aksı 500 milisaniye içinde devreden çıkararak gücü arka aksa aktarabiliyor. Geliştirilen enerji yönetim algoritmaları sayesinde GranTurismo Folgore 540 kilometrenin üzerinde menzil sunuyor. Sport ve Corsa modlarında standart Launch Control sistemi, elektrikli Gran Turismo’nun yüksek performans karakterini daha da güçlendiriyor.

Yeni Grecale: SUV dünyasında Gran Turismo ruhu
Yeni Grecale, Maserati’nin bugüne kadarki en kapsamlı lüks SUV ürün gamını temsil ediyor. Geniş yaşam alanı, günlük kullanım kolaylığı, rafine konforu ve kendine özgü sportif karakteri bir araya getiren model; tamamen yenilenen ön tasarımıyla daha geniş, daha alçak ve daha güçlü bir duruş sergiliyor. Model ailesine ilk kez eklenen 390 HP güç üreten V6 Nettuno motor, düşük devirlerde daha yüksek tork ve daha akıcı güç aktarımı sunmak üzere özel olarak kalibre edildi. Motor, 2.000 dev/dak’da 2.0 litrelik motora kıyasla yüzde 32 daha fazla tork üretiyor. Ürün gamının performans zirvesindeki Trofeo V6, litre başına 177 HP ile sınıfının en yüksek özgül güç değerlerinden birini sunuyor. 530 HP güç üreten versiyon, 0’dan 100 km/s hıza 3,8 saniyede ulaşıyor ve 285 km/s maksimum hız sunuyor. Grecale Folgore ise 550 HP güç, 400 volt mimari ve 580 kilometreye varan maksimum menzil değerini koruyor. Aerodinamik geliştirmeler, yeni enerji yönetim algoritmaları ve daha verimli lastikler sayesinde 21 inç jantlarla 53 kilometreye kadar ek menzil elde edilebiliyor. Yeni Grecale ürün gamı; Grecale, Modena, Grecale V6, Modena V6, Trofeo V6 ve Folgore olmak üzere altı farklı versiyondan oluşuyor. Motor seçenekleri ise 250 ve 300 HP’lik dört silindirli mild hybrid, 330 HP’lik mild hybrid, 390 ve 530 HP güç üreten V6 benzinli motorlar ile 550 HP’lik tamamen elektrikli Folgore alternatiflerini kapsıyor.

Teknoloji ve kişiselleştirmede yeni dönem
Yeni model ailesinin kabinlerinde 12,3 inç merkezi ekran, 8,8 inç Comfort ekranı, kişiselleştirilebilir dijital gösterge paneli ve Head-Up Display bir arada sunuluyor. Yenilenen Maserati Digital Clock, premium metal PRND seçici, yeni direksiyon simitleri ve sürücü dikkat-yorgunluk izleme sistemi, modern ve insan odaklı teknoloji yaklaşımını tamamlıyor. Fuoriserie kişiselleştirme programı; yeni gövde renkleri, özel deri ve Alcantara kombinasyonları, farklı ahşap ve karbon fiber kaplamalarla müşterilere daha geniş bir kişiselleştirme alanı sunuyor. GranCabrio’nun kumaş tavanı da ilk kez Bespoke seviyesinde tamamen kişiselleştirilebiliyor. Yeni nesil Maserati Web Configurator, fotogerçekçi görüntüleme teknolojisi ve 21:9 sinematik ekran formatıyla fiziksel ve dijital müşteri deneyimi arasındaki sınırları ortadan kaldırıyor. Böylece kullanıcılar araçlarını tüm cihazlarda gerçek zamanlı ve etkileyici bir görsel deneyimle yapılandırabiliyor.

İtalya’da geliştiriliyor, ekimde Türkiye’ye geliyor!
Yeni Grecale, yeni GranTurismo ve yeni GranCabrio, Maserati’nin Modena ve Cassino’daki tesislerinde geliştirilip üretiliyor. Bu yaklaşım, markanın İtalya ile kopmaz bağını ve yarış otomobilleri ile yol otomobilleri arasındaki güçlü ilişkiyi bir kez daha ortaya koyuyor. Üç yeni model, Ekim 2026 itibarıyla Türkiye pazarında satışa sunulacak. Türkiye’deki müşteriler, uluslararası pazarlarda sunulan donanım ve teknik özelliklerle birebir aynı ürün gamına ulaşabilecek. Sipariş ve teslimat süreci lansmanla eş zamanlı olarak başlayacak.
Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio’nun ön bölümünde gerçekleştirilen aerodinamik geliştirmeler yalnızca görsel bir değişim sunmuyor; hava akışının daha etkin yönetilmesi, ön akstaki bastırma kuvvetinin artırılması ve direksiyon hassasiyetinin geliştirilmesiyle sürüş dinamiklerine de doğrudan katkı sağlıyor. Yeniden tasarlanan hava girişleri, dış hava perdeleri ve optimize edilen merkezi splitter, iki modelin yüksek hızlardaki kararlılığını destekliyor. Kabinde yarış otomobillerinden ilham alan yeni direksiyon simidi, metal malzemeden üretilen üç boyutlu PRND seçici ve tamamen yenilenen dijital arayüz öne çıkıyor. 12,3 inç merkezi ekran, 8,8 inç Comfort ekranı, 12,2 inç dijital gösterge paneli ve Head-Up Display sistemi; sürüşle ilgili temel bilgileri sade, hızlı ve sezgisel bir yapıda sunuyor.

Grecale’de günlük kullanım ile yüksek performans bir arada
Yeni Grecale’nin yenilenen ürün gamı, farklı kullanıcı beklentilerine yanıt veren geniş bir motor ve donanım seçeneği sunuyor. Mild hybrid seçenekler günlük kullanım ve verimlilik odağını korurken, 390 HP gücündeki yeni V6 motor performans ile akıcılığı dengeliyor. Trofeo V6 ise 530 HP güç ve 3,8 saniyelik 0-100 km/s hızlanma değeriyle ürün gamının performans zirvesini oluşturuyor. Modelin sürüş karakteri; GT, Off-Road, Sport ve yalnızca Trofeo versiyonuna özel Corsa modlarıyla farklı yol ve kullanım koşullarına uyarlanabiliyor. Folgore versiyonunda bunlara Max Range modu da ekleniyor. Havalı süspansiyon, lamine camların sağladığı yüksek ses yalıtımı ve 21 hoparlörlü Sonus faber ses sistemi ise Grecale’nin uzun yol konforunu destekliyor.

Sürdürülebilir lüks ve güçlü İtalyan kimliği
Maserati, yeni model ailesinde sürdürülebilirlik yaklaşımını malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar geniş bir çerçevede ele alıyor. Kabinlerde kullanılan deri döşemeler, markanın aktif üyesi olduğu Leather Working Group standartlarına göre sertifikalandırılmış tedarikçilerden temin ediliyor. Bu yaklaşım, Maserati’nin performans ve lüksü daha bilinçli bir üretim anlayışıyla buluşturma hedefini ortaya koyuyor. Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio’nun Modena ve Cassino tesislerinde geliştirilip üretilmesi, markanın İtalya ile güçlü bağını koruyor. Trident logosunun 100’üncü yılına denk gelen bu yenilenme, Maserati’nin yarış mirasını modern teknoloji, elektrifikasyon ve kişiselleştirme olanaklarıyla geleceğe taşıyan önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor.

Fuoriserie ile her Maserati daha kişisel
Yeni model ailesi, Maserati’nin Fuoriserie kişiselleştirme programıyla daha da geniş bir ifade alanına kavuşuyor. GranTurismo ve GranCabrio için Green Jupiter Matte, Blu Denim, Bronzo Lucido, Bronzo Matte, Grigio Mistero, Rosso Velluto ve Oro Lirico olmak üzere yedi yeni gövde rengi sunuluyor. Gövde rengiyle uyumlu amblemler, farklı renk seçeneklerine sahip radome ve egzoz çıkışları, müşterilerin otomobillerini kendi zevkleri doğrultusunda şekillendirmesine olanak tanıyor. İç mekânda Bordeaux deri ile Nude Alcantara, Black & Tan deri kombinasyonları ve yeni Mahogany ahşap kaplama seçenekleri öne çıkıyor. GranCabrio’nun kumaş tavanı da ilk kez Fuoriserie Bespoke programı kapsamında tamamen kişiselleştirilebiliyor. Böylece Maserati, lüksü yalnızca kullanılan malzemelerle değil, otomobilin müşterisiyle kurduğu özgün bağ üzerinden yeniden yorumluyor.

Her yolculuğa özel sürüş deneyimi
GranTurismo ve GranCabrio’nun içten yanmalı motorlu versiyonlarında GT, Sport ve Country sürüş modları sunulurken, Trofeo versiyonunda bunlara Corsa modu ekleniyor. Country modu, süspansiyonu 120 km/s hıza kadar 20 mm yükselterek farklı yol koşullarında daha fazla kullanım esnekliği sağlıyor. Folgore versiyonları ise Max Range seçeneğiyle enerji verimliliğine odaklanan ayrı bir sürüş karakteri sunuyor. Yeni Grecale’de GT, Off-Road ve Sport modları günlük kullanım, uzun yol ve dinamik sürüş arasında geçiş yapılmasını sağlıyor. Trofeo’ya özel Corsa modu performans sistemlerini en keskin ayarlarına taşırken, Folgore’de sunulan Max Range modu menzil yönetimini önceliklendiriyor. Böylece her üç model ailesi de sürücünün beklentisine ve yol koşullarına göre farklı karakterlere bürünebiliyor.

Dijitalden showroom’a kesintisiz kullanıcı yolculuğu
Maserati’nin yenilenen müşteri yolculuğu, çevrim içi yapılandırma sürecinden showroom deneyimine kadar kesintisiz bir bütünlük sunuyor. Yeni Web Configurator, bayilerde kullanılan sistemle aynı görsel kaliteyi sunarken, otomobili nötr bir ürün görseli olmaktan çıkarıp İtalyan yaşam tarzının parçası olan sinematik bir hikâyenin merkezine yerleştiriyor. Maserati Genuine Accessories ürün ailesi de her model için özel olarak geliştirilen çözümlerle yeni ürün gamını tamamlıyor. Tasarım, işlevsellik ve performansla uyumlu aksesuarlar; müşterilerin otomobillerini kullanım alışkanlıklarına göre kişiselleştirmesine katkı sağlıyor.

Nadia Trimmel appointed Sales Director for Mercedes-Benz Vans UK

Milton Keynes, United Kingdom – Mercedes-Benz Vans UK has named Nadia Trimmel, currently Chief Operating Officer at Mercedes-Benz Malaysia, as its new Sales Director, effective 1 October 2026. She succeeds Sarah Palfreyman, who has left the business after four years in the role.

Nadia brings more than two decades of automotive experience across sales, marketing and aftersales, including leadership roles at Ford and Nissan South Africa. She joined Mercedes-Benz South Africa in 2014 as National Sales Manager for Vans and became Managing Director in 2017. In that role, she led the introduction of the brand’s Retail of the Future agency sales model for private vans. In 2024, she moved to Mercedes-Benz Malaysia to guide the market through its own retail transition.

“I’m delighted to welcome Nadia to the UK team. She has led commercial vehicle businesses through significant change in multiple markets and knows what it takes to build strong, lasting relationships with retail partners and customers. That experience will be invaluable as we continue to strengthen our sales performance here in the UK.”

“I’d also like to thank Sarah for her commitment and leadership over the past four years and wish her every success for the future.”

Iain Forsyth, Managing Director of Mercedes-Benz Vans UK

In her new role, Nadia will lead the UK Van sales division, working closely with the brand’s nationwide Dealer network to grow partnerships and sales across its full range of diesel and electric vans.

Farizon V7E delivers the perfect package for first UK customer

London, United KingdomCPD Farizon North East, based in Stockton-on-Tees, has handed over the very first born-electric Farizon V7E medium van in the UK. Vehicle hire specialist Shire Link took delivery of their new 67 kWh van on Thursday 9 July.

Shire Link is a family-run business that has been providing commercial and private vehicle hire services for over 45 years. Having tested similar-sized electric vans, including the Ford E-Transit and Maxus eDeliver 7, the company selected the Farizon V7E for its class-leading range, payload and value. The latest addition to the hire fleet will be available to rent immediately, and is forecasted to cover between 15,000 and 20,000 miles a year.

Matt Magee, Managing Director at Shire Link, said, “This is our first fully electric van, and we see it as the starting point for expanding our EV offering. Over time, we aim to introduce more fully electric vehicles to gradually replace our existing diesel fleet. We’re really looking forward to seeing our own customers experience the benefits of driving an electric van. I don’t doubt the word will quickly spread.”

Calum James, General Manager at Farizon Auto UK commented: “The V7E has been built for business, so it’s great to know that the first model to hit the streets is going to be put hard to work carrying out a wide range of duties. This is the first step in what I’m sure will be a successful rollout of vans across the country.”

Launched at the Commercial Vehicle Show in April, the city-focused V7E delivers a class-leading cargo space of 6.95 m3, a payload of up to 1,338 kg, and an ultra-low loading height of just 500 mm. With a range of 204 miles (WLTP combined), the V7E can charge from 20 to 80 per cent in as little as 18 minutes. Available with 50 kWh and 67 kWh battery options, the V7E is available from just £28,000 (excl. delivery charge, VAT, ZEVG, VED and first registration fee).

To find out more about the V7E, visit: https://farizonauto.co.uk/v7e

Milestone MICRA: All-New EV Delivers Nissan’s 100,000th UK Electric Sale

London, UK  – Nissan is celebrating a defining landmark in its electrification journey: the delivery of its 100,000th electric vehicle to a customer in the UK. The historic car – an all-new, all-electric Nissan MICRA – was handed over to buyers Ron and Gillian Ainsworth at Chorley Group’s Nissan dealership in Chorley, Lancashire.

Adam Gradwell, Client Experience Specialist at Chorley Nissan, who handed the keys over to the couple, said: ‘‘We are incredibly proud to be the dealer group that delivered this very special electric vehicle. All-New MICRA has proved very popular since its arrival earlier this year. Customers love its sporty styling and fun driving dynamics, and with fuel prices rising significantly this year, the popularity of EVs has increased rapidly. MICRA is the perfect choice for anyone interested in going electric for the first time, as well as those continuing their EV journey.’’

The handover marks a significant moment for the Ainsworths, who had no idea their purchase would make automotive history. Mrs Ainsworth said: ‘‘We are delighted with our new MICRA. It’s our first electric vehicle and we love everything about it. It drives beautifully, it’s comfortable and spacious, and it looks great. We were attracted to the MICRA partly because of the positive reviews we read and we’ve not been disappointed. Many congratulations to Nissan on selling their 100,000th electric vehicle in the UK.’’

Nissan’s reputation as an EV pioneer began 15 years ago when it introduced the world’s first mass-market electric vehicle, the LEAF, to British motorists. Now, its journey continues with the All-New LEAF, as well as MICRA and the updated ARIYA SUV, all of which qualify for the Government’s Electric Car Grant.

James Taylor, Managing Director of Nissan Motor GB, said: ‘‘We are incredibly proud to have led the way in automotive electrification for 15 years and it’s wonderful to have notched up 100,000 EV sales in the UK. Between the new MICRA and LEAF and the just-updated ARIYA, plus our two electric LCVs, Nissan has a strong electric line-up, with every model delivering affordability, innovation and everyday practicality. We hope Mr and Mrs Ainsworth will enjoy many happy years of motoring in their new car.’’

15 Years of Innovation: Nissan’s UK EV Journey
LEAF: The foundation of Nissan’s UK electrification story began in March 2011, when the first deliveries were made of the pioneering LEAF hatchback, which delivered a real-world range of about 109 miles. A significant second-generation update arrived in early 2018, featuring more dynamic styling and advanced ProPILOT technology. The brand-new, third-generation model – also engineered and built in Britain – has already been crowned Auto Express Car of the Year for 2026 and arrives in showrooms later this summer.

ARIYA: Launched in 2022, this luxurious crossover brought Japanese-inspired design, a premium cabin, and a range of well over 300 miles to the line-up, winning Auto Express Car of the Year for 2022. For 2026, the ARIYA receives a comprehensive refresh focused on updated technology, design, and everyday usability.

MICRA: The sixth edition of the famous nameplate is reborn as a pure electric city car, launching to critical acclaim. What Car? described it as “a brilliant small electric hatchback,” awarding it a maximum five-star rating.

Commercial Vehicles: Nissan has been equally busy electrifying businesses, transitioning from the pioneering e-NV200 van in 2014 to today’s high-tech Townstar EV and its big brother, the Interstar-e – Nissan’s first-ever fully electric large van.

Looking to the Future
Nissan’s electrification strategy continues to gather pace. Alongside the highly anticipated arrival of the third-generation LEAF in showrooms, the brand’s future pipeline will expand further with the introduction of both the first-ever JUKE EV, which will be manufactured alongside the LEAF at Nissan’s Sunderland plant, as well as an ultra-compact A-segment model that’s perfect for city driving.

KGM Hereford raises funds for “We Are Farming Minds”

KGM Motors UK is proud to announce that Hereford Motor Group has raised an impressive £4,000 for We Are Farming Minds, following a month-long fundraising campaign and charity classic car show held at the dealership on Kings Acre Road, Hereford on Saturday, 11th July.

We Are Farming Minds is a registered UK charity based in Herefordshire dedicated to supporting the mental health and wellbeing of farmers and rural communities. Founded by local farmers Sam and Emily Stables, the charity offers 24/7 support lines, professional counselling, and free mental health workshops to break the stigma surrounding agricultural mental health. The charity was established to address a critical need: poor mental health in the agricultural sector is significantly higher than in other occupations, yet rural communities often have limited access to support.

Throughout May, the dealership pledged to donate £100 from every vehicle sold, encouraging customers to support a local cause while purchasing their next vehicle. The campaign culminated in a successful charity classic car show, which welcomed customers, local residents and automotive enthusiasts, with special guest TV’s Fuzz Townshend, helping make the day a memorable celebration.

Sam Davies, Director at KGM Hereford, said: “We are super proud to be a platinum sponsor and to support We Are Farming Minds, a charity dedicated to supporting the mental health and wellbeing of the farming community. We had such a fabulous time on Saturday at our Classic Car Show with guests from our community, valued customers, the guys from We are Farming Minds, and of course the lovely Fuzz Townshend of Car SOS, and Shed and Buried. The partnership with the charity reflects our continued commitment to supporting the communities we serve, demonstrating how local businesses and customers can come together to make a meaningful difference.”

KGM Motors UK is proud to celebrate the efforts of its dealer network in supporting local communities and charities, with initiatives such as this demonstrating the positive impact dealerships can have beyond the showroom.

For more information, please visit https://www.herefordmotorgroup.co.uk/local-community-support/ or contact communications@kgm-motors.co.uk.

Fenomeno Roadster makes its debut at the Concours of Elegance Germany 2026

Automobili Lamborghini celebrated the past, present and future of the brand at the Concours of Elegance Germany 2026, held on July 4–5 at Gut Kaltenbrunn on the shores of Lake Tegernsee. The event marked the German premiere of the new Fenomeno Roadster[1] alongside an exceptional display of Lamborghini’s iconic V12 heritage and latest hybrid models, bringing together collectors, enthusiasts and media in one of Germany’s most prestigious automotive events.

Taking center stage at the Lamborghini display presented by Lamborghini Munich was the ultra-exclusive Fenomeno Roadster. As the latest expression of Automobili Lamborghini’s Few-Off philosophy, the open-top masterpiece is limited to only 15 vehicles worldwide, with few examples sold in the German market. Powered by a 1,080 CV V12 hybrid powertrain, it is the most powerful open-top Lamborghini ever built, accelerating from 0–100 km/h in just 2.4 seconds, reaching 200 km/h in 6.8 seconds and achieving a top speed of over 340 km/h.

The Fenomeno Roadster was joined by the Temerario[2] and the Urus SE[3], offering a glimpse into Lamborghini’s latest hybrid-powered lineup. Together, they showcased the company’s vision for high-performance electrification, combining exceptional performance with advanced hybrid technology while continuing Lamborghini’s unmistakable driving experience. Available for test drives on site, they allowed guests to experience the advantages of Lamborghini’s electrified models firsthand at the Gut Kaltenbrunn venue.

The Temerario redefines the concept of the super sports car, combining extreme performance with a new generation of hybrid technology. At its core lies an all-new 4.0-litre twin-turbo V8 engine paired with three electric motors, delivering a total output of over 920 CV and enabling engine speeds of up to an exceptional 10,000 rpm – setting an unprecedented benchmark in its segment. The Urus SE establishes a new reference point in the Super SUV segment, combining Lamborghini’s signature performance with advanced hybrid technology. It is powered by a 4.0-litre twin-turbo V8 engine paired with an electric motor and a 25.9 kWh lithium-ion battery, delivering a total output of 800 CV and 950 Nm of torque.

Beyond this, the Concours of Elegance celebrated the rich heritage of automotive culture spanning past decades. Lamborghini enriched the exclusive display with iconic V12 models such as the Countach, Diablo, and Miura. In particular, the Miura – the world’s first super sports car – drew significant attention as it celebrates its 60th anniversary this year. In addition, the uncompromisingly sporty Miura SV marks its 55th anniversary.

With the unveiling of the Miura on March 10, 1966, at the Geneva Motor Show, Lamborghini gave birth to the modern super sports car, introducing a transversely mounted mid-engine V12 inspired by motorsport. Thanks in part to this groundbreaking model, the company from Sant’Agata Bolognese has established itself over the years as a brand that continues to define the future of super sports cars through uncompromising performance, design, and emotion.

Another true Lamborghini icon is the Countach. The V12-powered sports car evolved into an automotive legend and the dream of generations of enthusiasts. Production of the Countach began in March 1974 at the Lamborghini factory in Sant’Agata Bolognese. The model quickly achieved legendary status and remained in production for an impressive 16 years. It was also a milestone in terms of technology and craftsmanship: the Countach was the first Lamborghini to feature bodywork produced entirely in-house, with panels shaped by hand, as well as the first to have its interiors crafted by Lamborghini’s own Upholstery Department. What was once a revolution has become a defining tradition of the brand in Sant’Agata Bolognese.

In 1990, the Diablo marked the dawn of a new era for Lamborghini, breaking the 325 km/h barrier and setting a benchmark for production cars of its time. Its story began in 1985 with Project 132, an ambitious initiative to succeed the Countach and create the fastest road car in the world. Powered by a 5.7-liter V12 engine producing 492 CV and 580 Nm of torque, the Diablo accelerated from 0 to 100 km/h in just 4.5 seconds. It went on to establish a new top-speed record for production cars in 1990, reaching an impressive 337 km/h at the Nardò test track – cementing its status as one of the defining super sports cars of its era.

The classic Lamborghini models showcased at the Concours of Elegance originate from private collections. The care, maintenance and certification of such historically significant vehicles are entrusted to Lamborghini Polo Storico, the brand’s dedicated heritage department. Established in 2015, Lamborghini Polo Storico is not only home to the company archives but is also responsible for restoration work and the Certification of Authenticity service – both of which further enhance the already exceptional pedigree of these vehicles from Sant’Agata Bolognese. Polo Storico complements Lamborghini’s comprehensive range of owner services and plays a key role in preserving and protecting the brand’s heritage and legacy.

With this comprehensive display of Italian automotive excellence, Lamborghini surpassed its own presence at the Concours of Elegance Germany from the previous year. At the Lamborghini Munich stand, guests were offered a compelling and insightful journey through the brand’s rich sports car heritage – defined by 100% Italian craftsmanship and the unmistakable spirit of Sant’Agata Bolognese.

Toyota and onX Expand Partnership to Advance Trail Access, Stewardship and Outdoor Exploration

PLANO, Texas  – Toyota and onX, the nation’s leading outdoor digital navigation platform, today announced an expansion of their partnership to empower more people to confidently access and enjoy the outdoors while supporting responsible recreation and trail stewardship.

Rooted in the shared belief of more adventure for all, year two’s partnership combines Toyota’s capable trucks with onX’s industry-leading navigation technology to help outdoor enthusiasts discover new places, plan their journeys and navigate with confidence. Together, Toyota and onX are making it easier than ever to get outside and explore.

As part of the expanded partnership, eligible owners of select 2026 Toyota Tundra, Tacoma, 4Runner, Sequoia and Land Cruiser models will receive six months of complimentary onX Elite access – empowering exploration from the start of their ownership experience. Toyota and onX are also launching the Trail Creators Program, a community of outdoor enthusiasts and storytellers who will inspire responsible recreation through content and education, while expanding their Trail Revival Project across the country to help preserve access to public lands for future generations.

“Toyota and onX share a passion for helping people explore the outdoors with confidence while preserving the places that make those adventures possible,” said Owen Peacock, General Manager, Vehicle Marketing & Communities at Toyota Motor North America. “Whether helping drivers discover new trails, navigate remote destinations, or support stewardship of our public lands, this partnership is about empowering more people to create memorable outdoor experiences and venture farther with confidence.”

The complimentary Elite membership gives owners access to detailed trail information, land ownership data, hunting maps, fishing access points and backcountry routes across the United States. Additionally, newly added features to onX Offroad will allow users to report trails in need of restoration. Users can also download maps before leaving cellular service, allowing them to navigate confidently even when venturing off-grid. Membership benefits span the onX ecosystem, including onX Offroad, onX Hunt, onX Backcountry, TroutRoutes Pro and onX Fish.

The Trail Creators Program will bring together a community of outdoor enthusiasts, storytellers and advocates who will showcase responsible recreation practices and inspire others to discover new outdoor experiences. Through content creation, education and community engagement, participants will demonstrate how technology and stewardship can work together to enhance outdoor exploration.

Beyond helping people access the outdoors, Toyota and onX remain committed to protecting the places that make those experiences possible. Through the Trail Revival Project, the brands are investing in trail maintenance, restoration projects and sustainable recreation efforts that help preserve access to public lands for future generations. Future initiatives will focus on maintaining and enhancing trail systems, preserving natural resources and creating meaningful volunteer opportunities for local communities and outdoor enthusiasts.

“At onX, we believe the future of outdoor recreation depends on more than helping people find incredible places—it depends on ensuring those places remain accessible for generations to come,” said Andrew Willard, General Manager of onX Offroad. “Expanding our partnership with Toyota allows us to combine industry-leading navigation technology with meaningful stewardship, giving more people the confidence to explore while empowering them to be active caretakers of the trails and public lands we all depend on. Together, we’re building a stronger outdoor community where exploration and conservation go hand in hand.”

Additional information about the partnership can be found at https://www.onxmaps.com/toyota.

Porsche reports U.S. retail sales for half year 2026

ATLANTA. Porsche Cars North America, Inc. (PCNA) today announced that U.S. retail deliveries totaled 33,012 vehicles in the first half of 2026. As expected, overall volume was affected by portfolio changes, including the conclusion of 718 production and planned lower BEV deliveries. At the same time, Porsche continued to benefit from robust demand for the 911 and consistent performance of the Cayenne.

“Despite a challenging operating environment, our first-half 2026 results reflect the resilience of our business and the loyalty of our customers, for which we are incredibly grateful,” said Timo Resch, President and CEO of Porsche Cars North America. “As we navigate important product transitions across our portfolio, strong demand for the 911 and the continued momentum of the Cayenne underscore the enduring appeal of our brand. With the 911 GT3 S/C and all-electric Cayenne arriving soon, we are excited about the opportunities ahead as we enter the second half of the year.”

The 911 was the standout performer in the first half of the year, with year-to-date deliveries increasing 56.3 percent over 2025 to 8,478. As production concluded, 718 deliveries totaled 244 units year-to-date.

The Macan remains Porsche’s volume leader, with 11,552 deliveries through the first half of the year, accounting for approximately 35 percent of total retail sales.

Cayenne continues its strong performance, with second-quarter deliveries of 4,969 units, essentially matching 4,996 units delivered during the same period last year.

Porsche Approved Certified Pre-Owned (CPO) sales in the U.S. totaled 24,695 vehicles in the first half of 2026, up 6.5 percent from the first half of 2025.

Honda Adds Google Gemini, a Helpful AI Assistant, to Civic, Accord

Honda Adds Google Gemini, a Helpful AI Assistant, to Civic, Accord, CR-V, Pilot and More Vehicles with Google built-in

Honda is adding Google Gemini, a helpful AI assistant, to Honda vehicles equipped with Google built-in, giving drivers a more conversational, hands-free voice experience across select Civic, Accord, Prelude, CR-V, Passport and Pilot models. A seamless upgrade to Google Assistant, Gemini can engage in more intelligent, conversational interactions by maintaining context across multiple exchanges while enabling drivers to keep their eyes on the road and their hands on the wheel providing a more personal, connected driving experience.

“Connected technology is no longer a convenience for Honda customers – it’s an essential part of the driving experience,” said Jessika Laudermilk, assistant vice president of Honda National Auto Sales. “The integration of Google Gemini reflects our commitment to providing technology that enhances every journey to help Honda drivers stay informed, connected, and productive.”

Accessible when signed into their Google account, Honda customers can communicate with Gemini* naturally, without relying on exact commands or repeating information they have already provided. Gemini will improve automatically over time to recognize nuanced requests, seek clarification when needed, and respond to layered instructions, creating an experience that feels more like a genuine conversation than a traditional voice command system.

Previously, Honda drivers needed to use specific requests, such as “Hey Google, find the nearest restaurant for lunch.” With Gemini, Honda drivers can make more nuanced requests, such as “Hey Google, I need to grab lunch, find some highly rated sit-down restaurants along the way. I’m not in a rush, oh, and I’d like to eat outside.” By understanding context and handling more conversational requests, Gemini helps create a more seamless and intuitive in-vehicle experience.

In addition, the integration of Gemini Live brings a new level of conversational assistance to the driving experience that goes well beyond the handling of everyday vehicle-related requests. Honda drivers can activate this new hands-free feature with a simple prompt such as, “Hey Google, let’s talk,” and engage in a natural free-flowing conversations. In this way, Gemini Live can assist with a wide range of tasks, from planning a weekend getaway and finding family-friendly activities to summarizing the latest news or helping brainstorm for an upcoming meeting, enabling Honda drivers to stay informed, organized and engaged while on the road.

Izzie Ruddock joins Kia UK as Press Office Assistant

This summer Kia UK is welcoming a fresh cohort of interns, including Izzie, who joins the brand’s award-winning press and PR team. She will work closely with all team members supporting Will Rees with Passenger Car PR, Jonathan Musk with corporate, commercial and dealer PR, and Chloe Farmer with press fleet operations. Reporting directly to Milissa Ordoña, Izzie will also be involved heavily in Kia’s busy calendar of media-facing events.
Izzie is studying Business Management and French at the University of Surrey and has a keen interest in pursuing press and public relations, making the next 12 months an invaluable opportunity for her.
Izzie Ruddock, Press Office Assistant, Kia UK commented: “I am thrilled to spend the next year here at Kia learning key skills that will help me in my future. I am particularly looking forward to the launch of new cars like the EV2 long range. I intend to take every opportunity and make the most of this incredible experience!”
Izzie has taken over the role of Press Office Assistant from Poppy Sargent who, as of 13 July 2026, has returned to her studies at University of Exeter following an outstanding year in the industry.
Daniel Sayles, Head of Press & PR, Kia UK, said: “The next 12 months will be an exciting and important time for Kia in the UK, with the launch of several new vehicles across passenger cars and PBV. Izzie will be a key member of the team throughout her internship and will have a chance to experience all elements of our PR operation. We look forward to seeing her progress in the coming months.”
Izzie’s contact details can be found below. Kia is pleased to welcome her to the UK PR team and wish her every success on her first steps in the automotive industry.

Türkiye Tırmanma Şampiyonası 18-19 Temmuz tarihlerinde

Türkiye Tırmanma Şampiyonası 18-19 Temmuz tarihlerinde Şahintepe Tırmanma Yarışı ile devam ediyor. Ulusal ve mahalli klasmanlarda, 5 ayrı kategoride toplam 32 sporcunun mücadele edeceği organizasyon, hız, rekabet ve motorsporları heyecanını Gemlik’te buluşturacak.
Bursa Otomobil Spor Kulübü tarafından Gemlik Belediyesi katkılarıyla düzenlenecek organizasyon organizasyon, 18 Temmuz Cumartesi günü antrenman çıkışlarıyla başlayacak ve saat 19.00’da Gemlik İskele Meydanı’nda düzenlenecek seremonik start ile yarış heyecanı kent merkezine taşınacak.
19 Temmuz Pazar günü ise ilk yarış çıkışı saat 11.00’de, ikinci yarış çıkışı saat 15.00’te başlayacak ve organizasyon saat 18.00’de Kumla İskelesi’nde düzenlenecek ödül töreniyle son bulacak.

Robotaxi Filosu 100 Bin Saatten Fazla Test Edildi

Tripy Robotaxi Türkiye’ye Geliyor: Sürücüsüz Taksi Dönemi İçin Yol Testleri Başlıyor
Tripy Mobility, tam otonom Robotaxi filosunu Türkiye yollarına çıkarmaya hazırlanıyor
MİA Teknoloji A.Ş.’nin yüzde 100 iştiraki Tripy Mobility, sürücüsüz ulaşım teknolojilerinde önemli bir adım atıyor. Şirket, Çin’deki testlerini başarıyla tamamlayan Tripy Robotaxi filosunu Türkiye’ye getirerek yol testlerine başlamaya hazırlanıyor. Yapay zekâ destekli tam otonom araçlar, Türkiye’nin yanı sıra uluslararası pazarlarda da sürücüsüz taksi hizmeti sunmayı hedefliyor.
Robotaksi teknolojisini mobilitenin geleceğinin en önemli bileşenlerinden biri olarak konumlandıran Tripy Mobility, geliştirdiği otonom sürüş ekosistemiyle Türkiye’yi bu alandaki küresel oyuncular arasına taşımayı amaçlıyor.

L4 Seviyesinde Tam Otonom Sürüş Teknolojisi
Tripy Robotaxi filosunda kullanılan araçlar, L4 seviyesinde tam otonom sürüş kabiliyetine sahip bulunuyor. Bu teknoloji sayesinde araçlar belirli koşullar altında sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan yolculuk gerçekleştirebiliyor.
Her Robotaxi’de yaklaşık 80 milyon satır yazılım kodu çalışırken, gelişmiş sensörler ve çoklu sensör füzyonu (multi-sensor fusion) algoritmaları çevreyi milisaniyeler içinde analiz ederek güvenli sürüş kararları alıyor.
Yapay zekâ destekli sistemler; kameralar, radarlar ve diğer sensörlerden elde edilen verileri eş zamanlı değerlendirerek trafik koşullarına anlık tepki verebiliyor.
Çin’deki Testler Tamamlandı, Sırada Türkiye Var
Tripy Mobility, Robotaxi projesini Çin merkezli otonom sürüş teknolojileri şirketi Calmcar ile iş birliği içinde geliştirdi.
Proje kapsamında, SAIC stratejik ortaklığıyla geliştirilen MIFA 7 elektrikli araçları Robotaxi operasyonlarına uygun şekilde modifiye edildi.
Toplam 3,8 milyon saati aşan mühendislik çalışmasının ardından Çin’deki test süreçlerini başarıyla tamamlayan araçlar, şimdi Türkiye’deki yol testleri için hazırlanıyor.
Robotaxi Filosu 100 Bin Saatten Fazla Test Edildi
Tripy Robotaxi filosu, yurt dışında gerçekleştirilen 100 bin saatin üzerindeki yol testini başarıyla tamamlayarak önemli bir operasyonel deneyim kazandı.
Şirket, Türkiye’deki test sürecinin yanı sıra uluslararası büyüme planları doğrultusunda Londra’da Robotaxi işletmeciliği için resmi başvurusunu da gerçekleştirdi.
Bu adım, Tripy Mobility’nin küresel ölçekte otonom mobilite alanında büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Tripy: “Mobilitenin Geleceğini Yapay Zekâ Şekillendirecek”
Tripy Mobility CEO’su Dr. Ali Onuralp Ünal, otonom sürüş teknolojilerinin yalnızca otomotiv sektörünü değil, yapay zekâ ekonomisini de dönüştüreceğini belirtti.
Ünal, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Mobilitenin geleceği elektrikli araçlardan sonra otonom sürüş teknolojileriyle şekillenecek. Robotaksi sistemleri yalnızca ulaşımı daha güvenli, erişilebilir ve verimli hale getirmeyecek; aynı zamanda yapay zekâ ekonomisinin en önemli dönüşüm alanlarından biri olacak. MİA Teknoloji çatısı altında geliştirdiğimiz mobilite ekosistemiyle Türkiye’nin otonom mobilite alanında küresel ölçekte rekabet eden ülkeler arasında yer almasını hedefliyoruz. Türkiye’de başlayacak yol testleri de bu vizyon doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri olacak.”

Türkiye’de Otonom Ulaşım Dönemi İçin Yeni Adım
Tripy Mobility’nin Türkiye’de başlatacağı Robotaxi yol testleri, yapay zekâ destekli sürücüsüz ulaşım teknolojilerinin ülkemizdeki gelişimi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.
Tam otonom sürüş teknolojileri, elektrikli mobilite ve yapay zekâyı aynı platformda buluşturan Tripy Robotaxi projesi, gelecekte hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda yeni nesil ulaşım çözümlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Stellantis, 2026’nın İkinci Çeyreğinde Sevkiyatlarını Yüzde 10 Artırdı

Kuzey Amerika ve Avrupa’daki güçlü performans, Stellantis’in küresel büyümesine yön verdi
Dünyanın en büyük mobilite şirketlerinden Stellantis N.V., 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin tahmini konsolide sevkiyat sonuçlarını açıkladı. Şirket, 30 Haziran 2026’da sona eren üç aylık dönemde yaklaşık 1,6 milyon adet araç sevkiyatı gerçekleştirdiğini öngörüyor. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10’luk büyümeye işaret ediyor.
Şirketin büyümesinde özellikle Kuzey Amerika ve Genişletilmiş Avrupa bölgelerindeki güçlü satış performansı etkili olurken, Orta Doğu-Afrika ve Güney Amerika pazarlarında yaşanan daralma büyüme hızını kısmen sınırladı.
Kuzey Amerika’da Yüzde 38 Sevkiyat Artışı
Stellantis’in en güçlü performans gösterdiği bölge Kuzey Amerika oldu.
Şirket, bölgede ikinci çeyrek sevkiyatlarını geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 122 bin adet artırarak yüzde 38 büyüme kaydetti.
Bu yükselişte yeni model lansmanları ve güncellenen ürün gamı önemli rol oynadı. Özellikle;
Ram 1500 HEMI V8
Yeni Ram 1500 TRX SRT
Yenilenen Jeep Grand Wagoneer
Jeep Grand Cherokee
Chrysler Pacifica
Tamamen yenilenen Jeep Cherokee
Yeni Dodge Charger SIXPACK (2 ve 4 kapılı) modellerinin üretim ve sevkiyatındaki artış büyümeye önemli katkı sağladı.
Şirket, yaz dönemi üretim planlaması öncesinde stok hazırlıklarının da sevkiyat rakamlarını desteklediğini belirtti.
Avrupa’da Elektrikli Araçlar ve Yeni Modeller Büyümeyi Destekledi
Stellantis’in Genişletilmiş Avrupa Bölgesi’ndeki sevkiyatları ise ikinci çeyrekte yaklaşık 39 bin adet artarak yüzde 5 büyüdü.
Avrupa’daki büyümenin arkasında hem toplam pazarın genişlemesi hem de elektrikli araçlara yönelik artan talep yer aldı.
Özellikle bataryalı elektrikli araç (BEV) satışları büyümenin ana itici gücü olurken, Stellantis’in yeni nesil modelleri de yüksek talep gördü.
C-SUV segmentindeki yeni Jeep Compass da yaklaşık 8 bin adetlik katkıyla Avrupa performansını destekledi.
Buna karşın Jeep Avenger, Fiat 600, Opel Mokka ve Peugeot 2008 modellerindeki sevkiyat düşüşü büyümeyi kısmen sınırladı.
Leapmotor Avrupa’da Hızlı Büyüdü
Stellantis bünyesindeki Leapmotor markası da Avrupa’da dikkat çekici bir büyüme sergiledi.
T03 ve B10 modellerine yönelik güçlü talep sayesinde markanın sevkiyatları yaklaşık 25 bin adet artarak 33 bin adede ulaştı.
Orta Doğu ve Afrika’da Bölgesel Çatışmalar Etkili Oldu
Orta Doğu ve Afrika bölgesinde ise sevkiyatlar geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 4 bin adet azalarak yüzde 3 geriledi.
Şirket, bu düşüşün temel nedeninin bölgedeki jeopolitik gelişmeler ve devam eden bölgesel çatışmalar olduğunu belirtti.
Buna rağmen Cezayir’de Fiat Doblo’nun üretim ve satış performansı ile Fas pazarındaki büyüme bölgesel sonuçlara olumlu katkı sağladı.
Güney Amerika’da Arjantin Pazarı Büyümeyi Sınırladı
Stellantis’in Güney Amerika sevkiyatları ikinci çeyrekte yaklaşık 7 bin adet azalarak yüzde 3 düşüş gösterdi.
Brezilya pazarında yaklaşık 21 bin adetlik artış yaşanmasına rağmen, özellikle Arjantin’de sevkiyatların yaklaşık 25 bin adet gerilemesi bölgesel performansı olumsuz etkiledi.
Asya Pasifik’te Sevkiyatlar Sabit Kaldı
Asya Pasifik bölgesinde ise Stellantis’in ikinci çeyrek sevkiyatları geçen yılın aynı dönemine paralel seyrederek yaklaşık 16 bin adet seviyesinde gerçekleşti.
Stellantis Küresel Büyümesini Yeni Modeller ve Elektrikli Araçlarla Destekliyor
2026 yılının ikinci çeyrek sonuçları, Stellantis’in özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’da yeni model lansmanları ile elektrikli araç yatırımlarının olumlu sonuç verdiğini ortaya koydu.
Şirket, elektrikli mobilite stratejisini güçlendirmeye devam ederken, yeni nesil ürün gamı ve küresel marka portföyüyle yılın geri kalanında da büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.

Chery TIGGO7 Comfort Daha Geniş Bir Kitleye Hitap Ediyor

Chery, Yeni TIGGO7 Comfort’u Türkiye’de Satışa Sundu: İşte Fiyatı ve Öne Çıkan Özellikleri…

Chery TIGGO7 Comfort, 1.999.000 TL başlangıç fiyatıyla aile SUV segmentinde iddiasını güçlendiriyor…
Çin’in otomotiv ihracat lideri Chery, Türkiye’deki SUV ürün gamını yeni bir donanım seviyesiyle genişletti. Marka, yeni Chery TIGGO7 Comfort modelini 1.999.000 TL başlangıç fiyatıyla satışa sundu. Güvenlik, teknoloji, konfor ve performansı dengeli bir fiyat politikasıyla bir araya getiren model, aile SUV segmentinde daha erişilebilir bir alternatif olmayı hedefliyor.

Gelişmiş sürüş destek sistemleri, zengin donanımı ve 1.6 litrelik turbo benzinli motoruyla dikkat çeken TIGGO7 Comfort, hem şehir içi hem de uzun yol kullanımlarında konforlu ve güvenli bir sürüş deneyimi sunuyor.
Chery TIGGO7 Comfort Daha Geniş Bir Kitleye Hitap Ediyor
Chery, TIGGO7 ailesine eklediği yeni Comfort donanım seviyesiyle daha fazla kullanıcıya ulaşmayı amaçlıyor. Günlük kullanım ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirilen model, güvenlik, teknoloji ve sürüş konforunu tek pakette buluşturuyor.

Yeni donanım seviyesiyle birlikte TIGGO7, premium SUV özelliklerini daha rekabetçi bir fiyatla sunarak Türkiye SUV pazarındaki iddiasını güçlendiriyor.
Gelişmiş Güvenlik Donanımlarıyla Aileler İçin Tasarlandı
Yeni Chery TIGGO7 Comfort, özellikle ailelerin beklentilerine yönelik gelişmiş güvenlik teknolojileriyle öne çıkıyor.
Modelde yer alan başlıca sürüş destek sistemleri şunlar:
  • Adaptif Hız Sabitleyici (ACC)
  • Şerit Değiştirme Asistanı (LCA)
  • Kör Nokta Uyarı Sistemi (BSD)
  • Arka Çapraz Trafik Freni (RCTB)
  • Kapı Açılma Uyarısı (DOW)
Bu sistemler; otoyol sürüşlerinde, şehir içi trafikte, şerit değiştirirken ve park manevralarında sürücüyü destekleyerek daha güvenli bir sürüş ortamı oluşturuyor.
Konfor Odaklı Donanımlar Dikkat Çekiyor
Chery TIGGO7 Comfort, günlük kullanımı kolaylaştıran birçok konfor özelliğini de standart olarak sunuyor.
Modelde;
  • Elektrikli ayarlanabilir sürücü koltuğu
  • Akustik yalıtımlı camlar
  • PM2.5 hava filtreleme sistemi
  • Geri görüş kamerası
  • 6 hoparlörlü ses sistemi gibi donanımlar yer alıyor.
Sessiz kabin yapısı ve hava filtreleme sistemi yolculuk konforunu artırırken, geri görüş kamerası özellikle şehir içi park manevralarında kullanım kolaylığı sağlıyor.
1.6 TGDI Motor ve 7 İleri DCT Şanzıman
Kaput altında Chery’nin 1.6 litrelik TGDI turbo benzinli motoru görev yapıyor.
7 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman (7DCT) ile kombine edilen motor, 275 Nm maksimum tork üreterek hem şehir içi kullanımda akıcı bir sürüş hem de uzun yolculuklarda güçlü performans sunuyor.
Motor ve şanzıman kombinasyonu; yakıt verimliliği, sürüş konforu ve performansı dengeli şekilde bir araya getiriyor.
Chery Family Care ile Satış Sonrası Destek
Chery, yeni TIGGO7 Comfort’da yalnızca ürün özelliklerine değil, satış sonrası hizmetlere de odaklanıyor.
Markanın Chery Family Care hizmetleri kapsamında kullanıcılar, satış öncesinden satış sonrasına kadar kapsamlı destek alırken, müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik hizmetlerden de yararlanabiliyor.
Chery, Müşteri Deneyimini Güçlendirmeyi Hedefliyor
With Chery With Love (WCWL)” müşteri yaklaşımı doğrultusunda Chery; kullanıcı etkinlikleri, dijital platformlar ve topluluk çalışmalarıyla müşterileriyle uzun vadeli ilişkiler kurmayı hedefliyor.
Marka ayrıca Global Marka Elçisi Robert Lewandowski ile yürüttüğü “For Family, For Champion” yaklaşımını ürün ve hizmetlerine yansıtarak aile odaklı mobilite vizyonunu güçlendirmeye devam ediyor.
Yeni Chery TIGGO7 Comfort, rekabetçi fiyatı, zengin güvenlik donanımları, teknolojik özellikleri ve güçlü motoruyla Türkiye’de aile SUV segmentinde öne çıkan modeller arasında yer almayı hedefliyor.

MG GO!: 2027’de Yollara Çıkacak Elektrikli Hatchback’in Ön Gösterimi

MG, Goodwood Festival of Speed 2026’da İki Yeni Elektrikli Konsept Otomobilini Tanıttı…

MG GO! ve MG Cyber Concept, markanın elektrikli mobilite vizyonuna yön verecek
Dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden SAIC Motor bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye’de Doğan Trend Otomotiv tarafından temsil edilen MG, Goodwood Festival of Speed 2026 kapsamında iki yeni konsept otomobilini dünya prömiyeriyle tanıttı. Markanın sportif mirasını ileri teknolojiyle buluşturan MG GO! ve MG Cyber Concept, elektrikli mobilitenin geleceğine yönelik tasarım ve mühendislik vizyonunu gözler önüne serdi.

Festivalde ayrıca MG’nin plug-in hibrit, hibrit ve tamamen elektrikli modellerinden oluşan altı araçlık ürün gamı sergilenirken, Future Motion Show kapsamında gerçekleştirilen robot gösterisi de markanın yapay zekâ, akıllı sürüş ve bağlantılı otomobil teknolojilerindeki yetkinliğini ortaya koydu.
MG, Goodwood 2026’da Geleceğin Elektrikli Modellerini Sergiledi
100 yılı aşkın köklü geçmişini geleceğin mobilite teknolojileriyle buluşturan MG, Goodwood Festival of Speed 2026’da tanıttığı iki yeni konsept modeliyle elektrikli otomobil stratejisinin yeni dönemine işaret etti.
Markanın gelecekteki ürün gamına ışık tutan MG GO! ve MG Cyber Concept, sportif sürüş karakterini yeni nesil elektrikli platformlarla birleştirirken, MG’nin tasarım anlayışının da nasıl evrileceğini gösteriyor.
MG GO!: 2027’de Yollara Çıkacak Elektrikli Hatchback’in Ön Gösterimi
Festivalde tanıtılan ilk konsept olan MG GO!, markanın 2027 yılında satışa sunmayı planladığı yeni nesil B segmenti tamamen elektrikli hatchback modelinin ön gösterimi niteliğini taşıyor.

MG’nin efsanevi MGB GT modelinden ilham alan retro-fütüristik tasarım diliyle geliştirilen konsept, klasik İngiliz otomobil karakterini modern elektrikli mobilite anlayışıyla buluşturuyor.
MG GO!, yalnızca nostaljik tasarım öğeleriyle öne çıkan bir konsept olmanın ötesinde; şehir yaşamına uygun, ulaşılabilir, duygusal bağ kurabilen ve günlük kullanımı eğlenceli hale getiren yeni nesil kompakt elektrikli otomobil yaklaşımını temsil ediyor.
Konsept, MG Londra Tasarım Merkezi tarafından Tasarım Direktörü Carl Gotham liderliğinde geliştirildi.
Carl Gotham, MG GO! hakkında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“MG GO! ile kompakt, çağdaş ve aynı zamanda sıcak bir karaktere sahip otomobil tasarlamak istedik. Geçmişten ilham aldık ancak hedefimiz nostalji değil; MG’nin karakterini bugünün beklentilerine uygun şekilde yeniden yorumlamak ve güçlü bir kimlik ortaya koymaktı.”

MG Cyber Concept, Elektrikli Performans SUV’larının Geleceğini Gösteriyor
MG’nin tanıttığı ikinci konsept otomobil olan MG Cyber Concept, markanın gelecekte geliştirmeyi planladığı D segmenti elektrikli performans SUV modeline yönelik ilk ipuçlarını veriyor.
MG tarihinin ikonik modellerinden EX181 kara hız rekoru otomobilinden ilham alan konsept, sportif sürüş karakterini SUV segmentinin kullanım avantajlarıyla bir araya getiriyor.
Atletik tasarım çizgileri, güçlü gövde oranları ve dinamik duruşuyla dikkat çeken Cyber Concept; şehir içi kullanım, uzun yol sürüşleri ve yüksek performansı aynı otomobilde buluşturmayı hedefliyor.
MG Global Tasarımdan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jozef Kabaň, konsept model hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Harika tasarım yalnızca teknolojiyle değil, insanlarla ilgilidir. İnsanların ilk bakışta tanıyabileceği, duygusal bağ kurabileceği otomobiller geliştirmek istiyoruz. MG’nin yeni konseptleri de markamızın gelecekte izleyeceği tasarım vizyonunu temsil ediyor.”

Future Motion Show’da Yapay Zekâ ve Otonom Sürüş Teknolojileri Öne Çıktı
MG, Goodwood Festival of Speed kapsamında düzenlediği Future Motion Show ile otomotiv teknolojilerindeki son gelişmelerini de ziyaretçilerle buluşturdu.
Sensörler, kameralar ve LiDAR teknolojileriyle desteklenen robot gösterisi; markanın yapay zekâ, akıllı sürüş sistemleri ve bağlantılı otomobil çözümleri alanındaki çalışmalarını sergiledi.
MG’nin Elektrikli ve Hibrit Model Ailesi Goodwood’da Sahne Aldı
Festival boyunca MG’nin güncel ürün gamından altı model ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Sergilenen modeller arasında;
  • MGS9 PHEV
  • MG4 EV Urban
  • MG HS Plug-in Hybrid
  • MG ZS Hybrid+
  • MG IM5
  • MG Cyberster yer aldı.
Ayrıca MGS9 PHEV, MGS6 EV ve tamamen elektrikli roadster MG Cyberster, Goodwood Festival of Speed’in geleneksel Hill Climb performans gösterilerinde de boy gösterdi.
MG Elektrikli Mobilite Stratejisini Güçlendiriyor
Goodwood Festival of Speed 2026’da tanıtılan MG GO! ve MG Cyber Concept, markanın yeni nesil elektrikli otomobillere yönelik tasarım ve teknoloji vizyonunu ortaya koyarken, MG’nin küresel büyüme stratejisinde elektrikli mobiliteye verdiği önemi de bir kez daha gösterdi.
Yeni konsept modeller, MG’nin sportif mirasını korurken geleceğin elektrikli otomobil teknolojilerine yön veren markalar arasında yer alma hedefini destekleyen önemli adımlar olarak öne çıkıyor.

Bora Duran: “İlk Yarıyı Güçlü ve Dengeli Bir Performansla Tamamladık”

Citroën, 2026’nın İlk Yarısında Türkiye Otomotiv Pazarında Güçlü Büyümesini Sürdürdü…

Citroën Türkiye, 2026 yılının ilk altı ayında hem toplam otomotiv pazarında hem de hafif ticari araç ve elektrikli otomobil segmentlerinde güçlü satış performansına imza attı. Marka, yılın ilk yarısında 29 bin 560 adetlik satış gerçekleştirirken, toplam pazardaki payını yüzde 5,3’e yükseltti. Hafif ticari araç pazarında ilk 3 marka arasındaki yerini koruyan Citroën, elektrikli otomobil satışlarında da yükselişini sürdürerek dikkat çekici sonuçlar elde etti.
Citroën Türkiye, Pazar Payını Artırdı
Türkiye otomotiv pazarı 2026’nın ilk yarısında sınırlı büyüme gösterirken, Citroën performansını sektör ortalamasının üzerine taşıdı. Marka, toplam binek ve hafif ticari araç pazarında 29 bin 560 adet satış gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre pazar payını 0,5 puan artırdı ve yüzde 5,3 seviyesine ulaştı.

Bu sonuçlarla Citroën, Türkiye otomotiv pazarında 8’inci sıraya yükselerek ilk altı ayı güçlü bir performansla tamamladı.
Hafif Ticari Araç Pazarında İlk 3 Marka Arasında
Citroën’in büyümesinde en önemli katkıyı hafif ticari araç segmenti sağladı. Marka, 2026’nın ilk yarısında 11 bin 718 adet hafif ticari araç satışı gerçekleştirerek yüzde 9,9 pazar payına ulaştı ve Türkiye’nin en çok tercih edilen ilk üç hafif ticari araç markası arasında yer aldı.
Berlingo, Jumpy ve Jumper modellerinden oluşan ürün gamı, markanın ticari araç başarısında belirleyici rol oynadı. Özellikle Berlingo, hem aile kullanıcılarına hem de ticari işletmelere hitap eden çok yönlü yapısıyla segmentin öne çıkan modellerinden biri oldu.
Bu yıl 30. yaşını kutlayan Berlingo’nun, yılın üçüncü çeyreğinden itibaren Tofaş Fabrikası’nda “Made in Türkiye” etiketiyle üretilmeye başlanacak olması, Citroën’in Türkiye üretim stratejisinde önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
Jumpy Segmentinde Büyük Yükseliş
Citroën Jumpy de yılın ilk yarısında dikkat çekici bir performans sergiledi. D-Panelvan segmentinde 895 adet satış ve yüzde 11,3 segment payına ulaşan model, geçen yılın aynı dönemine göre pazar payını 8,2 puan artırarak segmentinde 7’ncilikten 3’üncülüğe yükseldi.
Yerli üretim desteğiyle güçlenen Jumpy, profesyonel kullanıcılar için Citroën’in iddiasını daha da artırdı.
Citroën Elektrikli Otomobil Satışlarını Artırdı
Citroën, elektrikli otomobil pazarındaki büyümesini de sürdürdü. Marka, yılın ilk yarısında tamamen elektrikli binek otomobil pazarında 4 bin 749 adet satış gerçekleştirerek yüzde 5,9 pazar payına ulaştı ve Türkiye’de 6’ncı sıraya yükseldi.
Geçen yılın aynı dönemine göre elektrikli otomobil pazar payını 1,6 puan artıran Citroën, erişilebilir elektrikli mobilite hedefi doğrultusunda büyümesini sürdürdü.
C3 Aircross B-SUV Segmentinde Güçlü Performans Sergiledi
Markanın en dikkat çeken modellerinden Citroën C3 Aircross, B-SUV segmentinde yılın ilk yarısında 6 bin 248 adet satış gerçekleştirerek yüzde 8,1 segment payına ulaştı.
Model, geçen yıla göre segment payını 6,2 puan artırırken, SUV pazarındaki büyümenin de önemli taşıyıcılarından biri oldu. Konfor odaklı yapısı ve elektrikli versiyonuyla C3 Aircross, Citroën’in erişilebilir mobilite vizyonunu destekleyen modeller arasında yer aldı.
C3 ve C4 Segmentlerinde Başarıyı Sürdürdü
Citroën C3, B-Hatchback segmentinde 1.920 adet satış gerçekleştirerek segmentinde 4’üncü sıraya yerleşti ve pazar payını yüzde 3,4’e çıkardı.
C-Hatchback segmentindeki Citroën C4 ise hem haziran ayında hem de yılın ilk altı ayında segment liderliğini koruyarak başarısını sürdürdü.
C5 Aircross ve Berlingo Satışlara Güçlü Katkı Sağladı
C-SUV segmentinde yer alan Citroën C5 Aircross, ilk yarıda 4 bin 27 adet satış gerçekleştirirken segment payını geçen yılın aynı dönemine göre 1,1 puan artırdı.
Hafif ticari araç tarafında ise Berlingo, 8 bin 112 adet satış ile C-Combi segmentinde 4’üncü sıraya yükseldi. Geniş iç hacmi, fonksiyonelliği ve konfor özellikleriyle hem bireysel hem de ticari kullanıcıların tercih ettiği modeller arasında yer almaya devam etti.
Bora Duran: “İlk Yarıyı Güçlü ve Dengeli Bir Performansla Tamamladık”
2026 yılı ilk yarı sonuçlarını değerlendiren Citroën Marka Direktörü Bora Duran, markanın Türkiye’deki büyümesini sürdürülebilir şekilde devam ettirdiğini belirtti.
Duran, toplam pazarda pazar payını yüzde 5,3’e yükselttiklerini, hafif ticari araç pazarında ise Türkiye’nin en çok tercih edilen ilk üç markası arasında yer almalarının önemli bir başarı olduğunu ifade etti.
Berlingo’nun da Türkiye’de üretilecek olmasının markanın Türkiye’ye duyduğu güveni gösterdiğini vurgulayan Duran, yerli üretimin sağlayacağı güçle hafif ticari araç pazarındaki konumlarını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Elektrikli otomobil pazarındaki yükselişe de dikkat çeken Bora Duran, C3 Aircross ve C3 modellerinin elde ettiği başarıların Citroën’in erişilebilir, konforlu ve sürdürülebilir mobilite vizyonunu desteklediğini belirterek, yılın ikinci yarısına güçlü bir motivasyonla girdiklerini ifade etti.