Mercedes-Benz, son derece rekabetçi bir Çin pazarına yönelik stratejisini özetlemek için bu yılki Pekin Otomobil Fuarı’nı kullandı. CEO Ola Kallenius ciddi bir baskı altında olduğunu itiraf etti ancak aynı zamanda Alman şirketinin bir fiyat savaşına sürüklenme niyetinde olmadığını da açıkça belirtti. Fuarın arifesinde, “Rekabet yoğunluğunun birdenbire ortadan kaybolacağını hesaba katmazdım ve bu bizim planımız değil” dedi. Mercedes ve Çin’e yönelik strateji Satışlardaki düşüş ve iç rekabetle yakın karşılaştırmanın damgasını vurduğu bir bağlamda Mercedes-Benz şirketi, daha seçici endüstriyel ve ticari tercihlere odaklanarak konumunu korumaya çalışıyor. Arka planda, BMW gibi tarihi rakiplerin uyguladığı baskıya ek olarak, genellikle daha erişilebilir ve inovasyonda daha hızlı olarak algılanan yerel markaların acımasız mücadelesi var. Buna tepki olarak Mercedes ve diğer şirketler, ürün inovasyonunu ve hem tedarikçilerde hem de geliştirmede tüm tedarik zinciri boyunca “yerel” varlıklarını güçlendirmeyi birleştirerek dünyanın en büyük otomotiv pazarındaki çekiciliğini yeniden teyit etmeye çalışıyor. Kallenius, Mercedes’in “ekonomik açıdan daha az avantajlı” olması durumunda alt segmentlerdeki hacimden bir miktar vazgeçebileceğini belirtti. 2027’ye kadar yedi yeni model Alman şirket, sonraki adımlara bakıldığında 2027 yılına kadar Çin’deki ürün gamını yedi yeni modelle yenilemeyi ve Çinli teknoloji şirketi Momenta ile birlikte geliştirilen gelişmiş sürücü destek sistemlerini piyasaya sürmeyi planlıyor. Ayrıca Pekin’de Çin pazarına özel iki özel versiyona sahip yeni %100 elektrikli GLC’yi tanıttı. Buna paralel olarak Mercedes, tüketicilerin değişen zihniyetiyle de ilgileniyor: Kallenius, markanın prestijinin önemli olduğunu fark ederken, genç Çinli müşterilerin mevcut seçenekleri hızlı bir şekilde karşılaştırmaya daha yatkın olduğunun da farkındaydı ve pazarı “tam bir inişli çıkışlı” olarak tanımladı.





















