Stellantis Grubu’nda Fransız markalar arasındaki yeniden yapılanma hız kazanırken, premium otomobil markası DS Automobiles’in yönetiminde önemli bir değişiklik gündeme geldi. Edinilen bilgilere göre, DS Automobiles artık Citroën CEO’su Xavier Chardon’un sorumluluğunda faaliyet gösterecek. Bu adım, Stellantis’in maliyet optimizasyonu ve operasyonel verimlilik hedefleri doğrultusunda attığı yeni stratejik hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Stellantis’in 21 Mayıs 2026 tarihinde açıkladığı FaSTLAne 2030 stratejik planı kapsamında, grup bünyesindeki markaların organizasyon yapısında önemli değişiklikler hayata geçiriliyor. Bu kapsamda DS Automobiles ve Lancia gibi markalar, öncelikli olarak kendi ana pazarlarına odaklanan bir konuma getiriliyor.
Bugüne kadar DS Automobiles’in yönetimini yürüten Xavier Peugeot’nun yerine, yaklaşık bir yıldır Citroën’in genel müdürlüğünü üstlenen Xavier Chardon’un geçeceği belirtiliyor. Böylece iki Fransız marka arasındaki operasyonel yakınlaşma daha da güçlenmiş olacak.
Stellantis Avrupa Operasyonları Başkanı Emanuele Cappellano, kısa süre önce yaptığı açıklamada bu dönüşümün sinyallerini vermişti. Cappellano, DS Automobiles’in Citroën organizasyonu altında yeniden yapılandırılmasının markanın geleceğini tehdit etmediğini, aksine operasyonel süreçlerin daha verimli hale getirilmesini amaçladığını ifade etmişti.
Şirket yönetimi, yeniden yapılanmanın temel hedefinin bazı fonksiyonları ortaklaştırmak ve artan kârlılık baskısı karşısında maliyetleri azaltmak olduğunu vurguluyor. Ayrıca DS Automobiles’in mevcut satış ve dağıtım ağının korunacağı da belirtiliyor.
Öte yandan, henüz Stellantis tarafından resmi olarak doğrulanmayan bilgilere göre Philippe Narbeburu’nun Avrupa’daki ticari faaliyetlerde DS Automobiles’in temsilcisi olarak görevine devam etmesi bekleniyor. Citroën tarafında ise bu görevi Laurent Diot sürdürecek.
Stellantis’in yeni organizasyon modeli, DS Automobiles’in premium marka kimliğini korurken operasyonel açıdan Citroën ile daha entegre bir yapıya kavuşacağının işareti olarak görülüyor. Bu değişimin markanın Avrupa pazarındaki rekabet gücüne nasıl yansıyacağı ise önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.