ODMD Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Özgür Yücetürk

®
Çok Okunanlar

Test Sürüşü: 2024 Tesla Model Y DualMotor 378KW

Test ve Yazı: Özgür Sunay (Tesla Model Y Türkiye Raporu) Test Sürüşü: Tesla Model Y Long Range Çift Motor Dört...

Petrol fiyatları Çarşamba günü düştü

Petrol fiyatları Çarşamba günü düştü ve veriler ABD'de beklenenden daha büyük bir ham petrol envanteri oluşturduğunu göstererek dünyanın en...

Nissan’ın Karbon Saydamlık Projesini (CDP) takdir ediyor

Nissan Motor Co., Ltd. bir kez daha küresel ve kar amacı gütmeyen bir çevre kuruluşu olan CDP (Karbon Saydamlık...

AB IPA III Dönemi Proje Desteği Almaya Hak Kazandı

Otomotiv Sanayii Derneği, IPA III Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) için Sivil Toplum Eylemi (Civil Society Action Towards European Green...

OTOMOTİV SEKTÖRÜ EKONOMİNİN İTİCİ GÜCÜ OLMAYI SÜRDÜRECEK…

2023 yılının ilk yedi ayı otomotiv sektörü yönünden nasıl bir dönemdi?

Türkiye’de otomotiv sektörü 2023 yılının ilk yedi ayında güçlü performans sergiledi. Otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı bir önceki yıla göre yüzde 63,1 büyüdü. Bu büyüme otomobil satışlarındaki yüzde 61,7’lik ve hafif ticari araç pazarındaki yüzde 68’lik artıştan kaynaklandı. Gerek bireysel tüketicilerden gerekse işletmelerden gelen talebin arttığını görüyoruz. Bu, yükselen tüketici güveniyle ilişkilendirilebilir. Araç arzının yılın başından bu yana kademeli ve istikrarlı bir şekilde artmasıyla, araç bulunabilirlik sorununu azalttık. Talebe yetişilmesiyle satışların hızlandığını gördük. Geçmiş dönemlerden biriken talebin karşılanması da satış rakamlarını destekledi.

Üretim açısından bakıldığında, toplam otomotiv üretimi yüzde 18, otomobil üretimi yüzde 27 oranında arttı. Teknoloji ve işgücü genişlemesine yapılan yatırımlarla desteklenen bu büyüme, üreticilerin artan talebe etkili bir şekilde yanıt verebildiğini gösteriyor. Bu da otomotiv endüstrisinin tedarik zinciri ve üretim kabiliyetlerinin pazarın ihtiyaçlarını karşılamak için iyi konumlandırıldığına işaret ediyor. Yanı sıra araçlarımız uluslararası pazarlarda ilgi görmeye devam ediyor. Toplam otomotiv ihracatı yüzde 11’le pozitif büyüme kaydetti. İhracattaki büyüme; rekabetçi fiyatlandırma ve ürün kalitesi gibi faktörlerden kaynaklanıyor. Bu faktörler toplu olarak sektörün uyum yeteneğini ve rekabetçiliğini gösteriyor, bütüncül olarak Türk otomotiv endüstrisinde güçlü genişlemeyi yansıtıyor.

Dünya ve Türkiye otomotiv pazarı ciddi bir dönüşümden geçiyor. Otomotiv pazarı, fosil yakıtlı araçlardan çevreci araçlara evriliyor. Sizce Türkiye otomotiv sektörü bu değişime hazır mı?

Türkiye’nin otomotiv sektörü, çevre dostu araçlara geçiş konusunda ılımlı bir yaklaşımla küresel trendlere uyum sağlamaya hazır. Bu hazırlık, Türkiye’nin Paris Anlaşması’na bağlılığı ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini onaylamasıyla kanıtlanıyor. Tüketicilerin bu araçlara ilgisi de artıyor. Yılın ilk yedi ayında elektrikli araçların pazar payı yüzde 3,4’e yükseldi ve 17 binin üzerinde satış adedine ulaşıldı. Geçen senenin aynı döneminde 2500 adetleri görüyorduk. Hibrit otomobil satışları da 53 binin biraz üzerinde adetle yüzde 10,3 pay aldı. Sürdürülebilirliğin artan önemi ve daha çevreci seçeneklere yönelik değişen tüketici tercihleri göz önüne alındığında, elektrikli ve hibrit araçların faydaları konusunda tüketici bilincinin artırılması, pazarı geçişe hazırlamak için atılan bir adım olarak görülebilir. Hızlandırılmış bir dönüşüm süreci beklentisiyle atılacak kilit adımlar arasında ÖTV/KDV düzenlemesi, sübvansiyonlar, hurda araç teşvikleri ve uygun krediler gibi destekleyici programlar yer alıyor. AB ülkelerindeki başarılı uygulamalar örnek alınarak, şarj altyapısının genişletilmesi, otopark ve otoyol ücretlerinin düşürülmesinin de avantaj sağlayacağı öngörülebilir. Özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın elektrikli araç hızlı şarj istasyonları için yatırım desteği başlatmış olması, Türkiye’nin gerekli altyapıyı geliştirme konusundaki proaktif yaklaşımının altını çiziyor.

İnanıyoruz ki bu konu ülkemizde bir bütün olarak ele alındığında otomotiv sanayimizin küresel rekabetçiliğine katkı sağlayacak, tüm değer zincirleri açısından çok büyük fırsatları beraberinde getirecek. Biz de Ford Otosan olarak “endüstrinin geleceği elektrikli ve hibrit araçlar olacak” fikrinden hareketle mobilite, bağlanabilirlik ve otonom sürüş gibi yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklandık. Ar-Ge yatırımlarımıza devam ediyoruz. Müşterilerimizi desteklemek amacıyla gerekli adımları atıyor, finansal destek paketleri üzerinde çalışıyoruz.

Dünyada ve Avrupa’da otomotiv sektöründe çevreci araçlarla ilgili gelişmeleri değerlendirir misiniz?

Küresel otomotiv endüstrisi, özellikle iklim değişikliği, hava kalitesi ve enerji güvenliğiyle ilgili endişeler nedeniyle çevre dostu araçlara doğru önemli bir dönüşüm geçiriyor. Dünya çapında ülkeler içten yanmalı motorlu araçları aşamalı olarak kaldırmak için iddialı hedefler belirliyor. Avrupa, bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor. Avrupa Birliği, araçlardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak için sıkı standartlar ve hedefler belirledi. Örneğin, Birleşik Krallık ve Fransa 2030 yılına kadar yeni benzinli ve dizel araçların satışını yasaklamayı planladıklarını açıkladı. Birçok AB ülkesi elektrikli araç alımları için vergi indirimleri, sübvansiyonlar ve şehirlerde kısıtlı alanlara erişim gibi önemli teşvikler sunuyor. Şarj altyapısı, geçişin bir diğer kilit yönü. Avrupa, elektrikli araç şarjını kolay ve erişilebilir hale getirmeyi amaçlayarak şarj altyapısına yatırım yapıyor. Bazı şehirler sürdürülebilir ulaşımı teşvik etmek için düşük emisyonlu bölgeler kurmak ve toplu taşıma ağlarını genişletmek gibi politikalar uyguluyor. Dünyanın en büyük otomotiv pazarı olan Çin de sıkı emisyon standartları uyguluyor ve elektrikli araçların benimsenmesini için teşvikler sunuyor. Tüm bu çabalar, otomobil üreticilerini elektrifikasyon planlarını hızlandırmaya sevk ediyor. Küresel olarak baktığımızda düzenleyici tedbirler, teşvikler, altyapının genişletilmesi ve tüketici talebi otomotiv sektörünün dönüşümünü toplu olarak yönlendiriyor. İvme arttıkça, otomotiv sektörünün elektrikli araçların ve diğer sürdürülebilir mobilite çözümlerinin benimsenmesinde hızlanmaya tanık olması muhtemeldir. Küresel otomotiv pazarında rekabetçi kalabilmek isteyen üreticiler bu trendlere uyum sağlama ihtiyacını görüyor.

Dijitalleşme tüm sektörler için büyük önem kazandı. Sizce dijitalleşmenin hayatımıza ve sektörlere etkileri nelerdir?

Dijitalleşme, teknolojiyi günlük operasyonlara yaygın bir şekilde entegre ederek otomotiv sektörü dahil sektörleri yeniden şekillendiriyor. Her şeyden önce elektrikli ve otonom araçların gelişimini hızlandırarak verimliliği ve bağlanabilirliği artırıyor, ayrıca veriye dayalı kararlarımızı güçlendiriyor. Yapay zekâ gibi dijital teknoloji tarafından yönlendirilen yenilikler, araç güvenliğini artıran gelişmiş sürücü destek sistemleriyle sonuçlanıyor. Dijital entegrasyon, bağlı araçların kestirimci bakım ve uzaktan teşhis için gerçek zamanlı veri iletmesini sağlayarak operasyonel verimliliği artırıyor, arıza süresini en aza indiriyor.

Araç çağırma ve araç paylaşım platformları gibi paylaşılan mobilite hizmetleri de dahil olmak üzere yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına yol açarak geleneksel sahiplik modellerini dönüştürüyor. Kentsel mobilite, entegre ulaşım deneyimleriyle gelişiyor. Dijital platformlar, müşterilerin araç özelliklerini uyarlamasına ve eğlence seçeneklerine erişmesine olanak tanıyan kişiselleştirilmiş hizmetleri mümkün kılıyor. Bağlantılı araçlardan sağlanan veriler, kullanıcı tercihlerine ilişkin içgörüler sunarak veri odaklı iyileştirmelere olanak tanıyor.

Önümüzdeki dönemde paylaşım ekonomisinin Otomotiv sektörünü nasıl etkilemesini bekliyorsunuz?

Başlangıçta bireysel ulaşıma odaklanan mobilite, kentleşme arttıkça toplu taşımayı da kapsayacak şekilde genişledi. Günümüzde ise sürdürülebilirliği vurgulayan, kolaylık ve verimlilik için dijital platformlardan yararlanan kesintisiz, çok modlu seyahat deneyimlerini içeriyor.

Paylaşım ekonomisi çağında geleneksel araç mülkiyeti, araç çağırma ve araç paylaşımı gibi paylaşılan mobilite hizmetleri tarafından zorlanıyor. Bu dönüşüm kentleşme, çevre bilinci ve değişen tüketici tercihleriyle paralellik gösteriyor. Otomotiv alanında, paylaşım ekonomisi satış modellerini yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor ve üreticileri yenilikçi hizmet tekliflerini ve aboneliğe dayalı mülkiyeti keşfetmeye teşvik ediyor. Küresel olarak, paylaşılan mobilite ulaşımı yeniden tanımlıyor. Teknoloji şirketleri ve hatta startup’lar kentsel mobilitede devrim yaratırken, otonom araçlar ve elektrikli filolar daha da derin mobilite devrimleri vaat ediyor. Geleneksel araç sahipliğine uygun maliyetli alternatifler sunan paylaşımlı mobilite hizmetlerine artan ilgiyle birlikte Türkiye de benzer eğilimlere tanıklık ediyor.

Globaldeki gelişmeleri de göz önüne aldığımızda 10 yıl sonra otomotiv sektöründe faaliyet gösterecek paydaşları ne gibi yenilikler bekliyor?

Otomotiv ekosisteminin çevresel ve dijital dönüşümüyle verimli ve son derece teknolojik araçlara yönelik artan tüketici talebi göz önüne alındığında, yakın gelecek akıllı mobilitede bir artışa hazırlanıyor. Sahip olma maliyetleri, menzil, şarj altyapısı ve batarya güvenliği gibi mevcut elektrikli araç benimseme engellerinin aşılması, yüksek menzil kapasitesi, ultra hızlı şarj ağları ve daha hızlı şarj süreleriyle daha uzun yolculuklar için potansiyeli ortaya çıkaracaktır. Elektrikli motor teknolojisindeki gelişmeler performansı artıracak ve katı elektrolit bataryalar uzun ömür, hızlı şarj ve güvenlik konusunda umut vaat edecektir. Akıllı teknolojiler furyası, sesle etkinleştirilen hizmetler, biyometrik kontroller, dijital kokpitler ve sürücü-araç etkileşimini geliştiren yükseltilmiş 5G bağlantısı dahil olmak üzere hiper-kişiselleştirilmiş araç içi deneyimler sunacaktır. Sürücüsüz araçlar daha yaygın hale gelecek, mevcut Gelişmiş Sürücü Destek Sistemlerinden yararlanarak gelişmiş otonom yeteneklere dönüşecek, daha güvenli sürüşe ve kazaların azalmasına yol açacaktır. Araç çağırma ve araç paylaşım hizmetlerini kapsayan paylaşımlı mobilite trendleri, sürücüsüz araç çağırma ve aboneliğe dayalı sahiplik modellerinin işe gidip gelme alışkanlıklarında devrim yaratmasıyla daha da genişleyecektir. Bu dönüşümün ortasında üreticiler, bağlantılı ve elektrikli araçların ötesinde değer yaratmak için altyapı ve hizmetlerden oluşan bütünsel ekosistemler oluşturmaya odaklanmalı.

Otomotiv sektörünün Türkiye ekonomisine olan katkısı hakkında ne düşüyorsunuz?

Otomotiv sektörü geçmişten bugüne Türkiye ekonomisine önemli katkılarda bulundu: Yüksek miktarda doğrudan yabancı yatırım çekti, istihdam olanakları yarattı, ihracat gelirlerini artırdı ve endüstriyel büyümede kayda değer rol oynadı. Bu büyüme dalga etkisi yaratarak imalat, lojistik ve teknoloji gibi ilgili sektörleri de harekete geçiriyor, sektörümüzü Türk ekonomisinin hayati bir dayanağı haline getiriyor.

Türkiye’nin köprü niteliğindeki stratejik coğrafi konumu, farklı pazarlara erişim ve kıtalar arasında sağlam ticaret bağlantıları avantajı sunuyor. Gelişmiş altyapı ve teknolojik uzmanlıkla desteklenen güçlü bir üretim kapasitesine sahibiz. Rekabetçi maliyet avantajı, uygun maliyetli üretim çözümleri arayan uluslararası oyuncuları çekerek Türkiye’nin cazibesini daha da artırıyor. Ayrıca kalifiye işgücü, küresel standartları karşılayan yüksek kaliteli ürün ve hizmetler sunma becerisi sağlıyor. İnanıyoruz ki; üretim gücümüz, yetişmiş insan kaynağımız ve Ar-Ge yatırımlarımız sayesinde otomotiv sektörü ekonominin itici gücü olmayı sürdürecek.

Son Haberler

Nissan’ın Karbon Saydamlık Projesini (CDP) takdir ediyor

Nissan Motor Co., Ltd. bir kez daha küresel ve kar amacı gütmeyen bir çevre kuruluşu olan CDP (Karbon Saydamlık...
- Advertisement -

Diğer Haberler