AVRUPA’DAN OTOMOTİV SANAYİSİNE ‘YERLİ ÜRETİM’ HAMLESİ: BATARYA EKOSİSTEMİ STRATEJİK ÖNCELİK OLUYOR…
Made in EU stratejisi güçleniyor
Avrupa Birliği’nin hazırlıkları süren Industrial Accelerator Act (IAA) kapsamında, otomotiv ve batarya sanayisini doğrudan etkileyecek yeni düzenlemeler gündemde. Çevre kuruluşu Transport & Environment (T&E), enerji güvenliği alanında faaliyet gösteren European Initiative for Energy Security (EIES) ve Avrupa lityum batarya sektörü temsilcisi Recharge, yasa kapsamında daha güçlü ve bağlayıcı bir “Made in EU” stratejisinin hayata geçirilmesini talep etti.
Kuruluşlara göre IAA, Avrupa’nın sürdürülebilirlik, rekabet gücü ve enerji güvenliği hedeflerini sanayiye dönüştürecek en önemli politika araçlarından biri olacak. Küresel ölçekte hammadde ve teknoloji rekabetinin hız kazandığı mevcut dönemde Avrupa’nın sanayi liderliğini yeniden güçlendirmesi, uzun vadeli rekabet avantajını koruması ve temiz enerji dönüşümünü güvence altına alması gerektiği vurgulanıyor.
Batarya teknolojileri otomotivin ötesine geçiyor
Açıklamada batarya teknolojilerinin yalnızca elektrikli araç dönüşümünün değil, aynı zamanda enerji depolama sistemleri, elektrik şebekesi güvenliği, kritik altyapılar, savunma sanayii ve ileri tıp teknolojileri gibi stratejik alanların da temelini oluşturduğu ifade edildi.
Ancak Avrupa batarya sektörünün küresel rekabet ve piyasa baskıları nedeniyle zor bir süreçten geçtiğine dikkat çekilirken, mevcut üretim kapasitesinin korunması ve yeni yatırımların hızlandırılması için acil destek mekanizmalarının devreye alınması gerektiği belirtildi.
Tedarik zincirinde dışa bağımlılık azaltılacak
Kuruluşlar, kritik mineraller ve batarya hammaddelerinde üçüncü ülkelere aşırı bağımlılığın Avrupa için önemli bir stratejik risk oluşturduğunu savunuyor. Özellikle belirli ülkelerin kritik hammaddeleri jeopolitik baskı unsuru olarak kullanabilme ihtimali nedeniyle Avrupa’nın enerji ve tedarik zinciri güvenliğini güçlendirmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bu kapsamda Avrupa merkezli rekabetçi bir batarya ekosisteminin oluşturulması, stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Böylece ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığın da önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor.
Elektrikli araç teknolojileri öncelikli sektör ilan ediliyor
Öneriler arasında batarya, elektrik motoru, güç elektroniği ve kontrol sistemlerinden oluşan elektrikli güç aktarma teknolojilerinin stratejik sektör olarak desteklenmesi de yer alıyor.
Söz konusu teknolojilerin yalnızca otomotiv endüstrisi için değil, enerji sistemleri, kritik altyapılar, savunma uygulamaları ve sağlık teknolojileri açısından da “çift kullanım” (Dual-Use) potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor.
Avrupa, tüm üretim zincirini kendi bünyesinde kurmak istiyor
Kuruluşlar, yeni düzenlemenin yalnızca batarya üretimini değil, tüm değer zincirini kapsaması gerektiğini savunuyor. Buna göre Avrupa’nın;
-
Kritik madenlerin çıkarılması,
-
Rafinasyon süreçleri,
-
Batarya hammaddeleri,
-
Anot ve öncü malzemelerin üretimi,
-
Batarya hücresi üretimi,
-
Geri dönüşüm ve geri kazanılmış batarya metalleri
gibi tüm aşamalarda rekabetçi üretim kapasitesi oluşturması hedefleniyor.
Kamu teşviklerinde Avrupa üretimine öncelik
“Made in EU” yaklaşımının yalnızca bir söylem olarak kalmaması gerektiğini belirten kuruluşlar, kamu desteklerinin de Avrupa üretimini teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenmesini öneriyor.
Buna göre;
-
Elektrikli araç teşvikleri,
-
Vergi avantajları,
-
Kamu alımları
gibi destek mekanizmalarında Avrupa’da üretilen ürünlere öncelik verilmesi isteniyor.
Ayrıca mevcut taslakta yer alan bazı istisnaların kaldırılması ve üçüncü ülkelerin dolaylı üretim modelleri veya farklı yatırım yapıları üzerinden düzenlemeleri aşmasının önüne geçecek daha güçlü koruma mekanizmalarının oluşturulması talep ediliyor.
Yabancı yatırımlara açık kapı, ancak belirli şartlarla
Kuruluşlar, yabancı doğrudan yatırımlara tamamen karşı olmadıklarını da vurguluyor. Ancak stratejik sektörlerde gerçekleştirilecek büyük yatırımların Avrupa ekonomisine doğrudan katkı sağlaması gerektiği ifade ediliyor.
Bu kapsamda yatırımcılardan;
-
Avrupa merkezli ortaklık yapıları,
-
Teknoloji transferi,
-
Yerel istihdam oluşturulması,
-
Yerel tedarik zincirlerinin kullanılması






















